Dyt. Fatih Aslan Antioksidanların Soframızdaki Önemi
Yazı Detayı
18 Kasım 2021 - Perşembe 18:06
 
Antioksidanların Soframızdaki Önemi
Dyt. Fatih Aslan
Diyetisyen (dytfatihaslan@gmail.com)
 
 

Antioksidan, vücudumuzda istemediğimiz oksidan maddelere bağlanarak etkisiz hale getiren bileşiklerdir. Antioksidanlar vücutta üretildiği gibi çoğunlukla dışarıdan gıdalardan alırız. Yaşamamız boyunca bedenimizde yapım ve yıkım olayları sürekli gerçekleşir. Bu esnada vücuda zarar veren oksidan dediğimiz vücudumuzda serbest radikaller oluşur. Dışarıdan aldığımız kirli hava, sigara, alkol, güneş ışınları, stres gibi çevresel faktörlü serbest radikallerdir. Hücrelerimiz bunlara uzun süre ve yüksek dozda maruz kalırsa hücrede tahribata, DNA’ya zarar verir, oksidadif stres oluşur.

Oksidadif stres kanser hücrelerin oluşumunu, diyabet, kalp damar rahatsızlıları, bağışıklığın zayıflanması, Alzheimer, Parkinson, inme gibi nörolojik ve metabolik rahatsızlıklara neden olduğu yapılan çalışmalar bunu desteklemektedir. Bir şehri insan gibi düşünürsek temizlik işçileri antioksidan, sokağa dökülmüş çöpler, atıklar oksidan olarak somutlaştırılabilir. Antioksidanlar hücre hasarını önleyerek derinin daha parlak ve sağlıklı olmasını ve yaşlandırmayı geciktirir. İşlenmiş ürünler, trans yağlar, kimyasal katkı maddeler, sigara, vücudu strese sokacak kadar ağır egzersizler, radyasyon, kemoterapi. Bazı ilaçlar vücudun bağışıklığını düşürür. Antoksidanlar bunları etkilerini azaltır. İltihabı azaltır, kötü kolesterolü düşürücü, kataraktı engelleyici etkiler de vardır. Antioksidanların çoğu meyve ve sebzelerden alırız. Gözümüze çarpan renkli meyve sebzelerden nar, domates, havuç, siyah üzüm, böğürtlen, pancar, ıspanak, mor lahana, turp, enginar, çilek, kiraz, ceviz, fındık, badem, zeytinyağı, bitter çikolata, tam tahıllı ürünler, sarımsak, soğan en iyi antioksidan kaynaklarıdır. Kümes hayvanları, balıketi, yumurta, bal hayvansal ürünlere örnek verilebilir. Bazı gıdalardaki antoksidanlar gördüğü ısıl işleme göre miktarları azalır veya işlenebilirliği artabilir.

Domatese likopen kırmızı rengini veren antioksidandır, çok hafif pişirildiğinde vücudumuzda daha kullanılabilir hale gelir. Ispanak, brokoli, karnabahar, kabak ısıl işleme maruz kalma şiddetine göre antioksidan miktarı azalır. Karanfil, tarçın, zencefil, kimyon, zerdeçal, pul biber gibi bazı baharatlar antioksidan içeriği yüksektir. Doğrudan ısıya maruz kalmamaları antoksidan yararlılığını artırıyor. Yemeklerimize pişmeye yakın eklenmeli. Portakal, mandalina, yeşil yapraklı sebzelerde C vitamini bağışıklığı güçlendirir, birçok kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Bu gıdalar hafif pişirebilir ya da çiğ yenilmeli ısıya karşı hassastırlar, ısıl işlem gördükçe antoksidan kayıpları fazladır, kesildikten kısa bir süre içerisinde tüketilmeli. Ceviz, badem gibi yağlı tohumlarda tokoferol dediğimiz E vitamini, havuçta karotenoidlerden A vitamini, renkli meyvelerde flavonoidler, yeşil çayda kateşinlerden polifenoller. Bağışıklığı güçlendirir, deriyi parlak gösterir yaşlandırmayı geciktirir. Selenyum, çinko, bakır, koenzim q hayvansal ürünlerden antioksidan bileşiklerdir. Alzheimer, felç gibi nörolojik hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

Domates, böğürtlen, kiraz gibi kırmızı renkli olan meyvelerde likopen kalp- damar rahatsızlığı, kolon-bağırsak kanserlerinin risklerini büyük oranda düşürür. Yeterli ve dengeli beslenme, kaliteli uyku, günde 2-3 litre su içmek, stresle başedebilme hobiler edinmek, uygun egzersizlerle serbest radikallerin zararlı etkisini azaltır. Doğal besinler dışında antoksidan son yıllarda takviye ürün ve ilaç olarak satılmaktadır. Uzun dönemde bu takviyelerin etkisi nasıl sonuçlar doğurabileceği çalışmalara ihtiyaç vardır.

 
Etiketler: Antioksidanların, Soframızdaki, Önemi,
Yorumlar
Haber Yazılımı