Yazı Detayı
14 Eylül 2020 - Pazartesi 00:14
 
Keyna Min Borê*
Elîda Zerrî
Vegan Anne (elida_zerri@hotmail.com)
 
 

Yaz tatillerim köyde geçerdi. Çocukluk işte... Tuttururdum; köy de köy diye. Toplasan 5-6 ev ancak vardı. Her gece bir evde kalırdım yatıya. En çok da Semiha Ninelerde. 3 tane ineği vardı, hiç unutmam.  Birinin adı Borê. Sadece o kalmış aklımda. Açık kahverengi bir inekti Borê. Semiha Ninem öyle çok severdi ki onu. Sanırsın canından öte!

 

Sabah gün doğmadan uyanır, ahırı temizlerdi. Ahır öyle kötü kokardı ki, burnunu sımsıkı kapatırdı yazmasıyla. El arabasına yüklediği tezeklere biraz da saman karıştırarak harmanlar ve yuvarlak şekiller vererek, kuruması için dizerdi güneşe dönük taş yığınlarına. Kışlık yakacak olarak kullanırdı onları. Yazın ise sivrisinekleri kovmak için yakardı damın dibinde. İneklerin dışkısından bile faydalanırdı işte.

 

"Keyna mi, vila mi"( kızım, çiçeğim) diye  severdi onları, en çok da Borê' yi.. Sütü boldu Borê' nin. Hem uysaldı da. 2 oğlu 4 de kızı vardı Semiha Ninenin. Kıskanırlardı, annelerinin ineklerine olan aşkını.  "Benim 4 kızım yok, 7 kızım var." derdi hep!

 

Mal varlığını sayarken de ineklerini dile getirirdi. "2 dönüm tarlam, bir evim, 3 de ineğim var." derdi. Anlamazdım; inekleri hem kızıydı hem de malı!

 

Kimsenin onları sağmasına izin vermez, o sağardı bir tek. Bir de türkü tuttururdu ki, sorma. Kendi uydurduğu güzellemeler desek daha doğru olur. Sağdığı ineğe güzellemeler dizerdi. Sesi de yanıktı hani.  Hepsini sağdıktan sonra süt dolu kovaları avluya götürürdü.  Sonra kızlarından biri gelip buzağıların bulunduğu kilitli bölümü açardı. Buzağıların annelerine koşuşunu da hiç unutmam.  Önlerinde hiç bir güç duramazdı annelerine koşarlarken. Kalan sütü de onlar emerdi, memeye başlarını vura vura.

 

Anlamazdım o zamanlar tabi; ineklerin tamamen kendi yavruları için salgıladığı süte, neden el koyardı ki Semiha Nine? Almış mıydı onların rızasını?  Onlara bakıyor, seviyor ve karınlarını doyuruyordu diye bu hakkı kendinde görüyordu galiba! 2 tane de buzağı vardı. Borê' nin yavrusuydu biri. Dișiydi.  Digeri ise erkek.  Büyüdüler 1- 2 ayda.  Bir gün bir kaç adam geldi, aylardan Ağustostu.

 

Alıp götürdüler erkek olan buzağıyı. İlçeden gelen kasapmış içlerinden biri.  Semiha Nine satmıştı onu. Erkekti, süt veremezdi ki... Faydalanamazdı ondan. Fayda ilişkisine dayalıydı Semiha Ninenin sevgisi. anladım. Hem şehirde okuyan oğlu İdris'e para da lazımdı.

 

Aradan bir kaç yıl geçti. Yine 3 ay tatili gelmiş ve köye gitmiştim. Semiha Nine' ye uğradım. Yoktu Borê.  O çok sevdiği, kızı gibi gördüğü ineklerinden olan Borê yoktu.  Ama yavrusu ordaydı. Büyümüştü bayağı. Süt veriyordu artık. Onun da yavrusu olmuştu yani. "Borê'nin torunu olmuş." dedim. Ne çok sevindim.  Ama Borê neredeydi?  Sordum Semiha Nineye.  "Yașlandı artık, verdik onu." "Kime verdiniz ki, hem sen onu çok severdin. Kızım derdin, öperdin. Nasıl verebildin ki?"

 

İçini çekti... "Hayat işte, onların da kaderi böyle. Kendi eceliyle ölecek değiller ya. Hem bir gün zaten ölecekti.  Üzüldüm tabi, onu verirken. Ama dedim ya, kaderleri böyle."

 

O günü de hiç unutmadım. Evladım dediği Borê' yi satmıştı işte. Artık ondan faydalanamayınca,

evladı olmaktan çıkarmıştı onu ve köle gibi satıvermişti.  Acaba gün gelip de kendi doğurduğu 6 evladından birini satar mıydı? O gün akıl edemedim bunu ona sormayı.

 

Sonraları pek gidemedim köye.  Duydum, İdris kumara bulaşmış büyük şehirde. Borç batağına girmiş dediler. Tüm ineklerini satmış Semiha Nine. Borê' nin yavrusunu da, torununu da...

 

*Kızım Borê

 
 
 
Etiketler: Keyna, Min, Borê*,
Yorumlar

Bizim Gazete
Yazarlar
Arşiv
Haber Yazılımı