Çözüm süreci kapsamında hazırlanan ve kamuoyunda "çerçeve yasa" olarak bilinen Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, yaklaşık bir yıllık komisyon mesaisinin ardından 10 Ağustos'ta TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
Yasanın kabulünün ardından Demokratik Gelişim Enstitüsü (DPI) gözlemcilerinden Ahmet Mümtaz Taylan da sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Geçmişteki tecrübelere atıfta bulunan Taylan, gelişmeler karşısında temkinli bir umut taşıdığını dile getirdi.

“DİYARBAKIR ÜÇÜNCÜ ÜNİVERSİTEM OLDU”
Diyarbakır’da çalıştığı 1989-1993 döneminin kendisi açısından belirleyici olduğunu anlatan Taylan,
“Ben bir Kürt sorunu olduğunu biliyordum ama Diyarbakır’a gittikten sonra bunun ciddi oranda bir ‘Türk sorunu’ olduğunu da tutumuyla, meselelere yaklaşımıyla sorunun çok büyük bir parçası olduğunu gördüm. Ve orada kafamda ülkenin gerçekleriyle ilgili daha sahici, daha elle tutulur, daha anlaşılır bir fikir oturmaya başladı. Şimdi bunlar bir yerden okuyarak, birisinin size anlattığı zaman dinleyerek edinebileceğiniz deneyimler değil. O açıdan ‘89-93 dönemi, benim kendi dönemim, aslında benim temelim’ diyebiliriz. Artık sonra üstüne ülke meselelerinin hepsini düşünmeye, öğrenmeye çalışarak geçti yıllarım. Diyarbakır’ın üçüncü üniversitem olduğunu söyleyebilirim o açıdan” dedi.
“UMUTLU OLMAMIZ ŞART”
Umutlu olmak gerektiğini kaydeden Taylan “Çatışma ikliminden hayırlı bir sonuç çıkmıyor. Ne burada ne dünyanın başka bir yerinde çıkmıyor. Dolayısıyla umutlu olmamız şart. Benim gibi sıradan insanların o metni baştan sona okuyup olayı bütünüyle anlaması da mümkün değil. Yani ne dil olarak ne özü itibarıyla hâkim olduğumuz şeyler değil. Ama yurttaş olarak, vatandaş olarak meselelerle ilgiliyiz. Ben bu noktada temkinli bir umut içerisinde olduğumu söyleyebilirim.”
“KATKI SUNMAK HERKESİN GÖREVİ”
Yasayla ilgili tartışmaları ve bazı çevrelerin “Bu kadar baskı varken yasayı desteklemeyin” yönündeki yaklaşımlarını değerlendiren Taylan, şunları belirtti: “Bir parti, bir siyasi oluşum, bir siyasi ülkü… Memleket yararına olacak konularda kendisine iyi davranılıyor mu, davranılmıyor mu, kendisine yönelik şikayetler, eleştiriler var mı, yok mu falan diye düşünmez. Siyasi örgütlenmeler kişisel değildir. Bunlar kurumsal yapılardır ve varlık nedenleri ülkeye bir katkı sağlamak, ülkenin gelişimine bir katkı sağlamaktır. Herkesin görevidir; beğense de beğenmese de desteklese de desteklemese de ister katkı sağlayarak ister dışarıdan pozitif eleştiriyle karşı durarak katkı sağlayabilir. Bunun yolları çok.”
Taylan, Çerçeve Yasa’nın demokratikleşme sürecinin başlangıcı olduğunu ve tartışmaları kurumsallaştıracağını da vurguladı.




