Bir Diyarbakırlı olarak Trabzonluların gelini olmaktan gurur duyduğunu belirten AK Parti Milletvekili Suna Kepolu Ataman, "Benim bir yanım Trabzon, öte yanım Diyarbakır. Oğlum ise adeta Trabzon ile Diyarbakır'ın ortak hikayesi. Aslında ben ve ailem, Türkiye'mizin hikâyesiyiz. Aynı bayrağın gölgesinde büyüyen, aynı ezana kulak veren, aynı sevinçlerde gülümseyen, aynı acılarda gözyaşı döken büyük bir milletin hikâyesiyiz" dedi.

"TRABZONSPOR'DA AMEDSPOR'DA BİZİM"
Sporun, kardeşlik, coşku, birlik, beraberlik ve ortak bir heyecan olması gerektiğini ifade eden Ataman, "Tribünlerden yükselen sesler dostluğun ve dayanışmanın sesi olmalıdır. Diyarbakırspor da bizim, Amedspor da bizim, Trabzonspor da bizim. Spor müsabakalarına ve tribünlerlere zaman zaman yansıyan provokasyona açık eylemler halkımızın sahip olduğu köklü feraset, duyarlılık ve sağduyu sayesinde bu tür çabalar her zaman sonuçsuz kalmaya mahkumdur" dedi.
"TÜRKİYE BÜYÜK BEDELLER ÖDEDİ"
Türkiye'nin 40 yılı aşkın süredir büyük bedeller ödediğini anımsatan Ataman, "Bugün ise devlet büyüklerimizin aldığı inisiyatif, milletimizin sağduyusu ve kararlılığı sayesinde çok önemli bir noktaya geldik. Allah aşkına, gelecek nesillerimiz için bu büyük fırsatı kaçırmayalım. Yıllarca hasretini çektiğimiz huzur iklimini, çocuklarımızın geleceği için daha da güçlendirelim. Sporu, kardeşlik hukuku çerçevesinde değerlendirelim. Ülkemizin yakaladığı bu önemli imkânı, tribünler üzerinden yeni tartışmalara ve ayrışmalara sürüklemeyelim. Bu vesileyle Amedspor yöneticilerine, Trabzonspor yöneticilerine ve her iki kulübün samimi taraftarlarına, Diyarbakır'ın evladı, Trabzon'un gelini olarak sesleniyorum. Milletvekili sıfatımı bir kenara koyup, bir anne yüreğiyle söylüyorum; Lütfen artık anneler ağlamasın. Gençlerimiz kavga etmesin" dedi.
"GENÇLERİMİZ BİRLİKTE KÜTÜPHANELERDE SABAHLASIN"
AK Parti Diyarbakır Milletvekili Suna Kepolu Ataman konuşmasına şöyle devam etti: "Gençlerimiz birlikte kütüphanelerde sabahlasın, spor salonlarında vakit geçirsin. Bilimle, sanatla, eğitimle uğraşsın. Kendilerini her alanda yetiştirsinler. Birbirlerinin omzuna dostlukla dokunsunlar, aynı hayallerin peşinden yürüsünler, aynı ülkenin evlatları olduklarını hiçbir zaman unutmasınlar. Bizler de onlara sağlıklı, güvenli ve huzurlu bir ortam bırakmış olmanın kıvancını yaşayalım. Karadeniz gibi hırçın dalgalarla çırpınan; Türkiye'de ve dünyada başarıları hayranlıkla takip edilen, benim de başta eşim ve oğlum olmak üzere her maçını dikkatle takip ettiğim Trabzonspor'umuzun vatan ve bayrak sevgisini kimse tartışamaz. Lakin bu güçlü duyguları farklı niyetlere çekmek isteyenlere karşı da hepimizin çok dikkatli olması gerekir. Çünkü aidiyetlerimiz bizi birbirimizden uzaklaştıran değil, aynı millet çatısı altında daha da yakınlaştıran değerlerdir. Diyarbakır'ın kadim irfanı da Trabzon'un mertliği de kardeşlikten, misafirperverlikten ve insan sevgisinden beslenmektedir. Ülkemizde önemli bir mesafenin alındığı şu günlerde, iki güzide futbol kulübümüz üzerinden yeni tartışmalara sebebiyet vermeyelim. Bu konuda hem Trabzon'umuzun hem Diyarbakır'ımızın sağduyulu, feraset sahibi taraftarlarına ve vatandaşlarına büyük görev düşüyor."





