Merkez Sur ilçesine bağlı Kuşburnu Mahallesi'nde 19 Mayıs 2025'te Remzi Sati (49) ve oğlu Muhammet Sati'nin (15) cesetleri yanmış kamyonette bulunmuştu. Olayın ardından 4 kişi tutuklanmıştı. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinde ilki görülen davada tutuklu sanıklar İ.K., M.D., M.K. ve A.İ.'nin tahliye edilirken, tutuklu sanık A.M.İ.'nin ise tutukluluk halinin devamına karar verdi. Duruşma Haziran ayına ertelendi.
AVUKATTAN TEPKİ
Sati ailesinin avukatı Melisa Arya Acar, delillerin henüz tam olarak dosyaya girmemiş olmasına rağmen dört sanığın tahliye edilmesine tepki göstererek davanın gidişatına dair kamuoyunu sarsacak açıklamalarda bulundu.
"BU OLAY BİR KURGU, MAKTULLER İÇİNE ÇEKİLDİ"
Olayın temelinde yer alan ticari anlaşmazlığa dikkat çeken Avukat Acar, meselenin basit bir alacak verecek konusu olmadığını belirtti. Sanığın husumet geliştirerek cinayeti tasarladığını savunan Acar, şu ifadeleri kullandı: "Biz aslında bu olayın bir kurgu ve bu maktullerin içine çekildiğini düşünüyoruz. Yani tamamen aslında bu ölüm, bu vahşet ticaretten kaynaklanan bir şey ve sanığın kendi kendine husumet geliştirmesiyle ortaya çıkan bir durum. Remzi Sati'yi geçtim, evet onun ticaret ilişkisi vardı belki ama 15 yaşındaki oğlu Muhammed'in ne suçu günahı vardı diye insan vicdani olarak da bazen sormak zorunda kalıyor."

"YARIM ŞİŞE KOLONYA, ARAÇ VE İKİ İNSANI YAKABİLECEK ETKİDE DEĞİL"
Sanıkların, parmak izlerini yok etmek için araçta bulunan kolonyayı kullandıkları yönündeki beyanlarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu vurgulayan Acar, cinayetin daha önceden planlandığını iddia etti. Acar sözlerine şöyle devam etti: "Müştekimizin de belirttiği gibi yarım şişe olan bir kolonya, bir aracı ve iki tane insanı yakabilecek derecede bir alkol seviyesi ya da bir benzin etkisi yaratacak bir şey değil. Aracın yarısı yanmış, yarısı sağlam şekilde duruyor. Olağan akışa çok aykırı bir durum. Dediğim gibi kurgu ve tasarıdan oluşan, defalarca prova edilmiş, sanıkların hepsinin bence işin içinde olduğu bir durum bu."
"HER BİR SANIK İÇİN AYRI AYRI İTİRAZLARIMI SUNACAĞIM"
Soruşturma aşamasında yürütülen titiz sürecin kovuşturmada sürdürülemediğini ve ailenin büyük bir travma yaşadığını belirten Avukat Acar, karara karşı hukuki yollara başvuracaklarını duyurdu: "Biz hukuki deneyimlerimize dayanarak aslında sanıkların birkaç celse daha içeride kalabileceğini düşünüyorduk. Mahkemenin 4 tanığı (sanığı) bir anda tahliye etmesi açıkçası bizi hukuki olarak da vicdani olarak da çok yaraladı. Şu sıra zarfında itirazlarımı dile getireceğim mahkemeye. Her bir sanık için ayrı ayrı bu itirazlarımı sunacağım. Çünkü dediğim gibi ne swap örnekleri ne de herhangi bir delil daha tamamlanmış bir durum yok."
"MAHKEME 'BİZ GALİBA BİR HATA YAPTIK' SORU İŞARETİ OLUŞTURULMALI"
Geçmişte yaşanan Narin Güran dosyası gibi olayları hatırlatarak davanın aydınlatılmasında kamuoyu baskısının ve medyanın gücünün önemine işaret eden Acar, toplumsal duyarlılık çağrısında bulundu: "Kamuoyunun tabii ki etkisi çok yüksek. Vatandaşların bu olaya vereceği tepki, belki de mahkemenin 'Ya evet biz galiba bir hata yaptık, hani tamam biz bunları saldık ama niye yaptık, bunları toplamadan etmeden nasıl yaptık?' diye bir soru işareti oluşturabilirse çok iyi olacağını düşünüyorum açıkçası. Hem maktuller açısından hem de ailenin şu anki hali açısından..."




