Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (DESOB) Başkanı ve Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkan Vekili Alican Ebedinoğlu, esnaf ve sanatkarların içinden geçtiği zorlu ekonomik sürece dair çok sert ve net açıklamalarda bulundu.
Türkiye genelinde ve özellikle Diyarbakır’da esnafın borç batağına sürüklendiğini ifade eden Ebedinoğlu, acil önlem alınması çağrısı yaptı.
“ESNAFIMIZ NEFES ALAMAZ HALE GELDİ”
Ebedinoğlu’nun yaptığı açıklamadan satır başları şu şekilde:
“Bugün Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi Diyarbakır’da da esnaf ve sanatkârlarımız tarihinin en ağır ekonomik darboğazlarından birini yaşamaktadır. Artan maliyetler, yüksek faizler, düşen alım gücü ve daralan piyasa şartları altında ayakta kalmaya çalışan esnafımız artık nefes alamaz hale gelmiştir.

“DİYARBAKIR’DA ESNAFIN YÜZDE 65’İ BORÇ BATAĞINA SÜRÜKLENMEKTEDİR”
Özellikle Bağ-Kur primleri konusunda ortaya çıkan tablo kabul edilemez bir noktaya ulaşmıştır. Diyarbakır’da esnafımızın ancak yaklaşık yüzde 35’i Bağ-Kur primlerini düzenli ödeyebilmektedir. Geriye kalan yüzde 65’lik kesim ise her gün işleyen faizler nedeniyle borç batağına sürüklenmektedir.
Bugün bir esnaf aylık yaklaşık 11.800 TL Bağ-Kur primi ödemek zorunda bırakılırken, yıllarca prim ödeyip emekli olduğunda aldığı maaş yalnızca yaklaşık 20.000 TL - 21.000 TL aralarında kalmaktadır. Bu durum sosyal güvenlik sistemindeki adaletsizliğin en açık göstergesidir.
“VERİLEN SÖZLER YERİNE GETİRİLMELİDİR”
Esnafımız çalışırken ağır prim yükü altında ezilmekte, emeklilikte ise insanca yaşayabilecek bir gelir elde edememektedir. Üstelik Bağ-Kur’lular hâlâ prim günü konusunda işçilerle eşit şartlara sahip değildir. Yıllardır söz verilmesine rağmen prim gün sayısının 9 binden 7 bin 200’e düşürülmesi konusunda somut bir adım atılmamıştır. Bu beklenti artık ertelenmemeli, verilen sözler yerine getirilmelidir.
“KÜÇÜK ESNAF İÇİN EN BÜYÜK SORUN YÜKSEK BANKA FAİZLERİDİR”
Diğer taraftan 1 Ocak itibarıyla yürürlüğe giren esnaf kredisi uygulaması da sahadaki gerçeklerle örtüşmemektedir. Esnafın kredi kullanabilmesi için SGK, Bağ-Kur ve vergi borcunun olmaması şartı getirilmektedir. Oysa bugün krediye ihtiyaç duyan kesim zaten ekonomik sıkıntı yaşayan, borcunu çevirmekte zorlanan esnaftır. Borcu olmayan, ekonomik olarak rahat olan bir işletmenin zaten krediye erişim ihtiyacı sınırlıdır.
Bu uygulama nedeniyle devlet adeta esnafı SGK ve vergi dairesinin tahsildarı haline getirmiştir. Esnafımız krediye ulaşamadığı için ticaretini sürdürememekte, işyerini çevirememekte, kira, elektrik, personel ve hammadde giderlerini karşılayamaz duruma gelmektedir.
Bugün küçük esnaf için en büyük sorunlardan biri de yüksek banka faizleridir. Ticari kredi faizleri birçok işletmenin altından kalkamayacağı seviyelere ulaşmıştır. Çekini, senedini, kirasını ve çalışanının maaşını ödemeye çalışan esnaf artık finansmana erişememektedir. Piyasadaki durgunluk nedeniyle tahsilatlar yapılamamakta, bu durum domino etkisi oluşturarak binlerce işletmeyi kapanma riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır.
“KÜÇÜK İŞLETME KORUNMADAN YEREL EKONOMİ KORUNMAZ”
Enerji maliyetleri, stopaj yükü, kira artışları, POS komisyonları, artan vergi yükü ve kayıt dışı ekonomiyle mücadelede yaşanan eşitsizlikler de esnafımızın belini bükmektedir. Zincir marketlerin kontrolsüz büyümesi karşısında mahalle esnafı her geçen gün daha fazla güç kaybetmektedir. Küçük işletmeler korunmadan yerel ekonomi korunamaz.
Buradan hükümete ve ilgili kurumlara açık çağrımızdır:
Bağ-Kur primleri esnafın ödeme gücüne göre yeniden düzenlenmelidir.
Gecikme faizleri silinmeli veya makul seviyelere çekilmelidir.
Kapsamlı ve sürdürülebilir bir yapılandırma sistemi hayata geçirilmelidir.
Bağ-Kur prim gün sayısı 7 bin 200’e düşürülmelidir.
Esnaf kredilerindeki SGK ve vergi borcu şartı yeniden düzenlenmelidir.
Küçük esnaf için düşük faizli, erişilebilir ve gerçekçi destek paketleri hazırlanmalıdır.
Zincir market yasası çıkarılarak mahalle esnafı korunmalıdır.
Elektrik, kira ve vergi yükü konusunda esnafa özel destek mekanizmaları oluşturulmalıdır.
Esnaf ve sanatkâr bu ülkenin omurgasıdır. Esnafın olmadığı yerde üretim olmaz, istihdam olmaz, sosyal hayat olmaz. Esnaf ayakta kalırsa şehir ayakta kalır, ekonomi ayakta kalır.
Bizler esnaf ve sanatkârlarımızın sesi olmaya, onların haklı taleplerini her platformda dile getirmeye devam edeceğiz.”




