Diyarbakır’ın binlerce yıldır ayakta duran kadim surları, yalnızca devasa taş duvarlar değil, aynı zamanda geçmişin canlı tanıklarıdır. Bu eşsiz yapı, yüzyıllar boyunca kenti ziyaret eden seyyahların dikkatini çekmiş ve onların kaleme aldıkları eserlerde hayranlıkla anlatılmıştır.

"Seyyahların Gözüyle Diyarbakır Surları" başlıklı bilimsel bir çalışma, farklı dönemlerde Diyarbakır’a gelen gezginlerin bu tarihi yapıya dair çarpıcı ifadelerini bir araya getiriyor.

Öte yandan Diyarbakır surları, farklı medeniyetler ve kültürler tarafından hayranlıkla anılan, adeta bir hafıza duvarı niteliğindedir. UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alan bu surlar, tarih boyunca sadece bölge halkının değil, dünyanın dört bir yanından gelen seyyahların da ilgisini çekmiştir. Farklı dillerde yazılmış seyahatnameler ve askeri raporlarda, bu surlara duyulan hayranlık ortak bir tema olarak öne çıkmaktadır.

SEYYAHLARIN GÖZÜNDEN DİYARBAKIR SURLARI: YEDİ FARKLI TANIKLIK

İşte Diyarbakır surlarına hayran kalan yedi önemli seyyahın yorumları:

Xenophon (M.Ö. 401) – Yunan askerî lider: "Amida, yüksek duvarlarla çevrili bir kenttir. Taşları siyah ve muntazamdır."

Ammianus Marcellinus (M.S. 4. yüzyıl) – Roma tarihçisi: "Amida, Roma’nın doğu sınırındaki en güçlü kalelerdendi. Kuşatılması bile cesaret isterdi."

İbn Havkal (10. yüzyıl) – Arap coğrafyacı: "Surlar, bir atın rahatça yürüyebileceği kadar geniştir."

Nasır-ı Hüsrev (1046) – İranlı şair ve seyyah: "Kapıları demirle kaplı, surlarda yürümek mümkündür."

İbn Battuta (14. yüzyıl) – Faslı seyyah: "Kalabalık nüfuslu, canlı pazarlı büyük bir şehir."

Evliya Çelebi (1655) – Osmanlı gezgini: "Burçları semaya uzanan bu yapı taşının eşi benzeri yoktur."

Diyarbakır’a yeni sanayi sitesi: Erdoğan İmzaladı!
Diyarbakır’a yeni sanayi sitesi: Erdoğan İmzaladı!
İçeriği Görüntüle

Francis R. Chesney (1836) – İngiliz subay ve gezgin: "Surların bazalt taşları ve konumu insanı hayrete düşürür."

ZAMANA DİRENEN DİYARBAKIR’IN HİKAYESİ

Diyarbakır surları, sadece fiziksel bir koruma duvarı olmanın ötesinde, kentin direncini, stratejik önemini ve estetik anlayışını da yansıtmaktadır. Yapımında kullanılan siyah bazalt taşı, hem sağlamlık hem de görsellik açısından dikkat çekerken, bu taşlara gömülü olan hatıralar ise Diyarbakır’ın binlerce yıllık hikâyesini sessizce fısıldamaya devam ediyor. Bu kadim yapılar, adeta zamanı aşan bir şehrin yaşayan anıtlarıdır.

Muhabir: Servet TURSUN