Diyarbakır’ın merkez Sur ilçesinde bulunan, yaklaşık 500 yıllık tarihi Deva Hamamı, bakımsızlık ve restorasyon çalışmalarının yapılmaması nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. 1540 yılında dönemin Diyarbakır Valisi Divane Hüsrev Paşa tarafından yaptırılan vakıf yapılarından biri olduğu belirtilen hamam, sekizgen göbek taşı ve köşelerine göre değişen akustiğiyle dikkat çekiyor. Tarihi ve mimari özellikleriyle öne çıkan yapının korunması için restorasyon çağrısı yapılıyor.

EVLİYA ÇELEBİ VE BUCKİNGHAM’IN SEYAHAT NOTLARINDA DEVA HAMAMI
Evliya Çelebi, 1655 yılında kente gerçekleştirdiği ziyaretinde hamamdan “Muallak minare kurbundaki hamam. Ferşinde ruhamları ve kubablarında billur camları gayet müsennadır” (Asmalı minarenin yakınındaki hamam. Döşemesinde damarlı mermerleri, kubbelerinde berrak camları ile özenle bezelidir)" diye bahsediyor.
Yine dünyaca ünlü İngiliz seyyah ve yazar James Silk Buckingham’ın da 1815 yılında kenti ziyaret ettiği ve Deva Hamamı ile ilgili seyahat notlarında, o dönemin şehirdeki en büyük ve en ferah hamam olduğunu ifade ediyor.

24 YIL BOYUNCA ATIL DURUMDA KALDI
Dikdörtgen planlı olan Deva Hamamı'nın yapı malzemesi bazalt ve moloz taştan oluşurken, 500 metrekare alana sahip ve iki girişi bulunuyor. Sekiz köşeli bir kubbesi mevcut olan hamamda kubbeye geçişler tromplarla sağlanıyor. Soğukluk yan yana iki kubbe ve yarım kubbeyle örtülü bir durumda.

SANATÇILAR SES DENEMESİ YAPIYOR
Sekizgen göbek taşı, köşelerine göre değişen akustiği ve yalnızca sekizgen köşeli taşın tam ortasında hissedilen ses yankısıyla ziyaretçileri şaşırtıyor. Birçok sanatçının ses denemesi yaptığı hamam, 21 kişiye ait. Hamam 1992 tarihinden 2016’ya kadar atıl durumda kaldı. Hamamın 21 ortağı, buraya bakması için hamamı Cuma Akgül’e (75) verirken, hamamın bir kısmı kafe olarak kullanılıyor.
SÜREKLİ SU BASIYOR
Hamama ilk geldiğinde durumunun çok kötü olduğunu, 3 yıl boyunca burayı düzene koymak için emek verdiğini kaydeden Akgül, “21 ortak burayı bana verdiler. İlk gördüğümde şok oldum. Zarar büyüktü. Definecilerin verdiği zarar da büyüktü. Bataklık vardı. Burası sürekli su baskının olduğu yer. Suyun nereden nasıl geldiğini bilmiyoruz. Burayı temizlemek 3 yıllımı aldı” diye konuştu.
HAMAMIN ÖZELLİĞİ
Hamamın kent için önemli bir yer tutuğuna dikkat çeken Akgül, “Eskiden şehre giren insanlar banyo yapılmadan içeri alınmazdı. Bu hamamdan geçip öyle şehre gidiyorlardı. Köşelerde karşı karşıya konuştuğumuzda megafondan konuşuyormuşsun gibi oluyor. Yukarda da konuştuğunda sesin sana geliyor” dedi.
RESTORASYON ÇAĞRISI
Hamamın işin uzmanı kişiler tarafından restore edilmesi gerektiğini kaydeden Akgül, “ 8 senedir uğraşıyorum ancak yapamıyorum. Tek başına olacak bir şey değil. Buradaki sistem bir Konya’da birde burada var. Hem belediye hem bakanlık buraya sahip çıksın. Eğer belediye ya da bakanlık yapmak isterse 21 ortak buna yanaşır. Gün geçtikçe zararı büyük oluyor. Kültürel mirasımızdır. Bir kısmını kafe olarak kullanıyoruz. Bunu restore etsinler, yazıktır” diye konuştu.




