Bingöl’ün Kiğı ilçesinden İstanbul’un Haliç kıyılarına uzanan bu lezzet serüveninin ardında siyaset değil, gerçek bir başarı ve göç hikayesi yatıyor.
İstanbul’un her köşe başında, üzerinde pudra şekeriyle iştah kabartan o meşhur böreğin kokusu, aslında bir asır öncesinin gurbet hikayesini fısıldıyor. Halk arasında "Kürt böreği" olarak bilinen, son yıllarda ise ismi üzerinde çeşitli polemikler yaratılan bu lezzet, sanıldığı gibi bir mutfak deneyinden değil, zorlu yaşam koşullarının tam kalbinden doğdu. Ünlü oyuncu İlker Ayrık’ın sosyal medyada büyük ilgi gören esnaf ziyaretiyle yeniden alevlenen "İsmi nereden geliyor?" sorusuna, tarih ve esnafın bizzat kendisi net bir yanıt veriyor: Bu bir "emek" markasıdır.
İşte Kürt Böreğinin tartışmalı gerçek hikayesi pic.twitter.com/hL4m88k86v
— Mücadele (@MucadeleGzt) February 14, 2026
BİLECE KÖYÜNDEN HALİÇ TERSANELERİNE RENGO MEHMET
Hikayenin kökleri, 1800’lü yılların sonuna, Osmanlı İstanbul’una dayanıyor. O dönemde Haliç kıyısındaki tersanelerde ve kum depolarında ağır iş kollarında çalışan Ermeni işçiler, artan iş yükü nedeniyle memleketlerinden, özellikle Elazığ Karakoçan ve Bingöl Kiğı bölgesinden tanıdıklarını İstanbul’a davet etmeye başlar. Bu göç dalgasıyla şehre gelenlerden biri de Bingöl Kiğı’nın Bilece köyünden olan Mehmet Alkan’dır. Nam-ı diğer "Rengo Mehmet", hemşehrileriyle birlikte Haliç’in tozuna toprağına karışsa da, onun aklında memleketinin yağlı hamur işlerini İstanbul’un sofrasına taşımak vardır.
"KÜRT’TEN ALDIK" DİYEN MÜŞTERİ İSMİNİ KOYDU
Mehmet Alkan, Doğu Anadolu’da evlerde yapılan geleneksel yağlı hamur tekniklerinden esinlenerek, bugünkü bildiğimiz kat kat ve sade böreği geliştirir. İlk başlarda bir dükkanı yoktur; seyyar olarak fırınlarda pişirdiği börekleri, gümrükte ve tersanede çalışan işçilere satmaya başlar. O dönemde bu lezzeti tadanlar, "Böreği kimden aldın?" sorusuna tek bir cevap verirler: "Kürt’ten aldık." Bu ifade zamanla bir markaya dönüşür ve seyyar satıcılıktan fırın dükkanlarına taşınan bu lezzet, halkın dilinde "Kürt Böreği" olarak tescillenir.
"KÜT" SESİNDEN Mİ GELİYOR? İŞİN ASLI BAŞKA!
Son dönemde "Kürt" isminden çekinenlerin ya da farklı anlamlar yükleyenlerin ortaya attığı "Börek kesilirken 'küt' sesi çıktığı için adı Küt böreğidir" iddiası, tarihsel gerçeklerle uyuşmuyor. Esnafın ve tarihçilerin aktardığına göre; Arnavut ciğerinin Arnavutluk'tan gelmemesi ama bir etnik kimlikle özdeşleşmesi gibi, bu börek de yaratıcısının kimliğiyle anılmıştır. İçinde hiçbir siyasi alt metin barındırmayan bu isim, tamamen samimi bir esnaf-müşteri ilişkisinin ürünüdür.
GURBETİN TADI: PÜLÜMÜR VE KİĞI HATTI
Haberimize konu olan Bilece köyü, bugün Pülümür ile Kiğı sınırında yer alan bir yerleşim yeridir. Köyün sakinleri olan Şii Kürtler, bu fırıncılık geleneğini babadan oğula devrederek İstanbul’un gastronomi kültürüne büyük bir miras bırakmıştır. Bugün İstanbul’un en köklü fırınlarına baktığımızda, bu kökenin izlerini sürmek hala mümkündür.
Mehmet Alkan’ın (Rengo Mehmet) seyyar tezgahından bugün devasa fırınlara dönüşen bu lezzet, bir asır geçse de ne tadından ne de isminden ödün veriyor. Görünüşe göre, pudra şekeriyle tatlandırılan bu tarih, daha uzun yıllar sabah masalarımızı süslemeye devam edecek.




