Sosyal medyada paylaşılan siyah-beyaz bir video, kısa sürede geniş kitlelerin ilgisini çekti. Görüntülerde yer alan kişinin 1926 yılında Fas tahtında bulunan Sultan Moulay Youssef olduğu öne sürülürken, yüz hatları ve mimikleri nedeniyle ünlü komedyen Cem Yılmaz’a benzetildi.

Özellikle Cem Yılmaz’ın “Erşan Kuneri” dizisindeki karakterlerine benzetilen görüntüler, kısa sürede viral hale gelmiş ve binlerce kez paylaşıldı.

Tuncay Sonel kimdir, nereli, neden gözaltına alındı?
Tuncay Sonel kimdir, nereli, neden gözaltına alındı?
İçeriği Görüntüle

CEM YILMAZ’DAN AÇIKLAMA
Paylaşımın yayılmasıyla birlikte çok sayıda kullanıcı, videodaki kişinin Cem Yılmaz’a olan benzerliği üzerinden esprili yorumlar yaptı. Cem Yılmaz da "Fas prensi değilim sadece tören için 2 saatliğine oradaydım. Bunlar oluyor, yapılıyor" paylaşımı yaptı.

SULTAN MOULAY YOUSSEF KİMDİR?
Fas tarihinin kritik bir döneminde hüküm süren Moulay Youssef (Mevlay Yusuf), 1881 yılında Meknes'te dünyaya gelmiş ve 1912 ile 1927 yılları arasında Fas Sultanı olarak görev yapmıştır. Alevi Hanedanı’na mensup olan Moulay Youssef, Sultan I. Hasan'ın oğlu ve kendisinden önceki Sultan Abdülhafid'in kardeşidir. Hükümdarlık dönemi, Fas'ın Fransız himayesine girdiği 1912 yılında imzalanan Fez Antlaşması'nın hemen sonrasına denk gelmektedir. Bu durum, onun saltanatını sömürge yönetimi altındaki zorlu bir denge siyaseti haline getirmiştir.

Moulay Youssef, tahta çıktığında Fransız sömürge yönetimi ile iş birliği yapmak durumunda kalmış ve iç karışıklıklarla mücadele etmiştir. Özellikle Rif bölgesinde Abdülkerim Hattabi liderliğinde patlak veren direniş hareketleri, onun döneminin en önemli siyasi olayları arasında yer almaktadır. Fransız general Hubert Lyautey ile yakın bir çalışma ilişkisi içinde olan Sultan, başkentin Fez'den Rabat'a taşınmasına öncülük ederek bugünkü Fas'ın modern başkentinin temellerini atmıştır. 17 Kasım 1927'de hayatını kaybeden Sultan'ın yerine oğlu V. Muhammed tahta geçmiştir.

MOULAY YOUSSEF DÖNEMİNİN TARİHİ ÖNEMİ
Moulay Youssef'un saltanatı, Fas'ın modernleşme süreci ile sömürgeleşme sancılarının iç içe geçtiği bir dönemi temsil eder. Sultan, geleneksel monarşi yapısını korumaya çalışırken aynı zamanda Avrupa ile diplomatik ilişkileri sürdürmek zorunda kalmıştır. 1926 yılında Paris'e yaptığı ziyaret, sadece bir cami açılışı değil, aynı zamanda İslam dünyası ile Batı arasındaki köprü olma çabalarının bir sembolü olarak tarihe geçmiştir.

Kaynak: Haber Merkezi