Merkez Sur ilçesinde Keçi Burcu olarak bilinen en büyük burcun ismimin Kürtçede “kız” anlamına gelen “Keçik” kelimesinden türediği ve geçmişte rahibe yetiştiren bir manastır olarak kullanıldığı tarihsel ve mimari bulgularla destekleniyor.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Diyarbakır Surları’nın en görkemli ve Dicle Vadisi’ne en hakim noktası olan Keçi Burcu’nun ezber bozan tarihi gün yüzüne çıkıyor. Yıllarca kenti düşmanlardan koruyan aşılmaz bir savunma üssü olarak bilinen devasa yapının, aslında sur sistemine entegre edilmeden önce bir Hristiyan manastırı olduğu anlaşıldı.

Bölge tarihçilerinin ve uzmanların araştırmalarına göre; yapının günümüze kadar gelen ismi sanılanın aksine “Keçi” kelimesinden değil, Kürtçede “kız / genç kız” anlamına gelen “Keçik” kelimesinden Türkçeye uyarlandı. Eldeki tarihi veriler ve mimari bulgular, 11 devasa kemere sahip bu yapının antik dönemlerde bir "Kızlar Manastırı" olduğunu ve burada rahibelerin yetiştirildiğini ortaya koyuyor.

“BİRCA KEÇİKAN’DAN KEÇİ BURCU’NA

Tarihsel süreçte kültürlerin ve dillerin iç içe geçtiği Diyarbakır’da, birçok mekânın ismi zamanla fonetik değişimlere uğradı.

Yerel efsaneler ve sözlü tarih çalışmaları gösterdi ki yöre halkı arasında “Birca Keçikan” (Kızlar Burcu) olarak da anılan yapının asıl isminin, içindeki kız manastırından geldiğine işaret ettiği ortaya çıktı. Zamanla bölgede Türkçenin de yaygınlaşmasıyla birlikte, ses benzerliğinden dolayı Kürtçedeki "Keçik" kelimesi resmi kayıtlara ve günlük dile "Keçi" olarak geçti.

Etimolojik köken araştırmaları, yapının hiçbir dönemde hayvancılıkla veya "keçi" figürüyle organik bir bağının olmadığını, asıl vurgunun içindeki rahibe okulu ve kadın ibadethanesi olduğunu doğrular nitelikte.

MİMARİ KANITLAR İBADET YERİ OLDUĞUNU GÖSTERİYOR

Sadece etimolojik kanıtlar değil, burcun sahip olduğu benzersiz mimari de bu iddiaların gerçeklik payıı oldukça yükseltiyor. Kaledeki diğer 81 burcun planından tamamen farklı bir tasarıma sahip. Yapı, geniş iç mekânı ile 11 kemerli düzeni ve devşirme taşlarla desteklenmiş sütunlarıyla tipik bir kilise-manastır şeması çiziyor.

Uzmanlara göre, özellikle akustik yapısı ve iç salonun konumlanışı, buranın öncelikli amacının dini ayinler yapmak ve ruhban sınıfı (rahibeler) yetiştirmek olduğunu net bir şekilde gösteriyor.

Yanlış Isim, Doğru Tarih Diyarbakır En Büyük Burcunda Sır Çözüldü! Keçi Burcu

MERVANİLER DÖNEMİNDE SAVUNMA BURCU OLDU

Bir dönem sadece duaların yankılandığı ve kadınların inzivaya çekildiği bu manastır, Diyarbakır’ın askeri ve demografik anlamda kabuk değiştirmesiyle birlikte stratejik biz zorunluluk sonucu surlara dâhil edildi.

Yapının üzerinde bulunan ve günümüzde sadece küçük bir kısmı kalan kitabeye göre, yapı 1223 yılında Mervanoğulları (Mervaniler) tarafından çok büyük bir askeri onarımdan geçirilerek savunma burcu haline getirildi.

Diyarbakır’da kadın kuaförü skandalı: “1.900 TL dediler, 7.500 TL istediler!”
Diyarbakır’da kadın kuaförü skandalı: “1.900 TL dediler, 7.500 TL istediler!”
İçeriği Görüntüle

Dicle Nehri, Kırklar Dağı ve Hevsel Bahçeleri'ni kuşbakışı gören bu eski manastır, artık şehre güneyden gelebilecek tehlikeleri bertaraf eden yıkılmaz bir askeri karakoldu.

BELİRSİZ RESTORASYON SÜRECİ VE SANAT MERKEZİ

Tarihi boyunca ibadethane ile garnizon arasında gidip gelen bu çok katmanlı yapı, bugün Diyarbakır'ın kültürel hafızasını ayakta tutan en önemli sembollerinden biri. Zamanında rahibelerin ilahiler okuduğu, daha sonraları ise askerlerin nöbet tuttuğu o devasa tonozlu salon, günümüzde belirsiz bir restorasyon sürecine girdi ve ne zaman biteceği belli değil.

Restorasyon sürecinden önce sanat sergilerine ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yaptı. "Kızlar Manastırı"ndan "Keçi Burcu"na uzanan bu gerçek hikaye, kentin binlerce yıllık kozmopolit yapısını ve tarihi zenginliğini tüm gerçekliğiyle yansıtmaya devam ediyor.

Muhabir: Servet TURSUN