Diyarbakır Barosu, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tahliye talebinin reddedilmesine ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamada, Türkiye’nin demokratik geleceği ve Kürt meselesinin barışçıl yollarla çözümüne yönelik yeni bir sürece girildiği yönündeki söylemlere dikkat çekilerek, barışın yalnızca söylemlerle değil, hukuk ve adaletle inşa edilebileceği vurgulandı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Halkların Demokratik Partisi eski Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile Kobanê davası kapsamında tutuklu bulunan siyasetçilerin tahliye talepleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) açık ihlal kararına rağmen Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Mahkeme, kararın kesinleşmediğini öne sürmüştür.”
İŞTE İHLAL MADDELERİ
AİHM kararlarına atıfta bulunulan açıklamanın devamı şöyle:
-Anayasa Mahkemesi’nin 07.11.2019 tarihinde Demirtaş’ın tutukluluğuna ilişkin yapılan başvuru hakkında 4 yılı aşkın süredir karar verilmedi.
-Demirtaş’ın suç işlediğine dair makul bir şüphe bulunmadı. AİHS’in 5/1 maddesinde düzenlenen özgürlük ve güvenlik hakkı,
Demirtaş’ın 4 yılı aşkın süredir ilgili ve yeterli gerekçe gösterilmeksizin tutukluluk halinin sürdürülmesi nedeniyle AİHS’in 5/3 maddesinde düzenlenen gerekçeli karar hakkının,
-Demirtaş’ın ve avukatlarının soruşturma dosyasına erişimine izin verilmemesi nedeniyle AİHS’in 5/4 maddesinin,
-Demirtaş’ın siyasi saiklerle özgürlüğünden alıkonulması nedeniyle AİHS’in 5/1 maddesinde düzenlenen özgürlük ve güvenlik hakkı ile bağlantılı olarak AİHS’in 18. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
AİHM kararlarının bağlayıcılığı vurgulandı
Diyarbakır Barosu, Türkiye Anayasası’nın 90. maddesi ve AİHS’in 46. maddesine göre AİHM kararlarının iç hukukta bağlayıcı olduğunun açık olduğunu belirtti. Bu nedenle, ihlal kararına rağmen tahliye taleplerinin reddedilmesinin açık bir hukuka aykırılık oluşturduğu ifade edildi.
“BARIŞ, ANCAK HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜYLE MÜMKÜN OLUR”
Açıklamada, kalıcı barışın yalnızca demokratik siyasetin önündeki tüm engellerin kaldırılması ve hukukun üstünlüğünün sağlanmasıyla mümkün olabileceği vurgulandı.
Diyarbakır Barosu açıklamasını şu ifadelerle sonlandırdı:
“Barış için, Kürt meselesinin demokratik çözümü için, adalet için, demokrasi için; AİHM kararları derhal uygulanmalı; Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Kobanê davasında tutuklu bulunan tüm siyasetçiler serbest bırakılmalıdır.”




