Diyarbakır’da tarihler 1939’u gösterdiğinde nereden geldiği tespit edilemeyen ve yerel halkın başlangıçta "kaplan" zannettiği dev bir panter, mera alanında istirahat ederken köylüler tarafından fark edildi.
Olay, bir çoban ve bir çiftçinin merakına yenik düşerek hayvana taş atmasıyla bir anda kanlı bir boğuşmaya dönüştü.
TAŞLI MERAKTAN HAYATTA KALMA MÜCADELESİNE
Hayvanın hareketsiz yatışından şüphelenen çoban Derebeyli Ahmed ve çiftçi Cumaoğlu Kerim, tanımadıkları bu canlıyı hareket ettirmek için üzerine taş fırlattı.
Aldığı darbe ile içgüdüsel olarak saldırıya geçen panter, önce her iki köylüyü de altına alarak hırpaladı. Yaralı halde köy merkezine ulaşan Ahmed'in feryatları üzerine, yaklaşık elli kişilik bir grup kazma ve küreklerle olay yerine intikal etti.
Ancak ateşli silahları bulunmayan kalabalığa karşı panter, çevik manevralarla saldırılarını sürdürerek toplamda altı kişiyi muhtelif yerlerinden yaraladı.

SAATLER SÜREN KUŞATMA VE ACI SON
Köylülerin yardımıyla bir kayalığa sıkıştırılan yırtıcıyı etkisiz hale getirmek için komşu Şerabi köyünden silah desteği istendi. Bölgeye intikal eden köy bekçisi ve beraberindeki grubun katılımıyla mücadele daha da şiddetlendi.
Uzun süren kovalamacanın ardından Şerabi köyünden Ali Kılıç isimli bir genç, bekçinin tüfeğiyle panteri vurarak öldürmeyi başardı. Etkisiz hale getirilen hayvanın gövdesi, o dönemdeki prosedürler gereği kuduz incelemesi yapılmak üzere şehre taşındı.

NUMUNE HASTANESİ’NDE TEDAVİ ALTINA ALINDILAR
Yaşanan dehşet anlarının ardından ağır ve hafif şekilde yaralanan altı köylü, gece saatlerinde Diyarbakır Numune Hastanesi’ne ulaştırılarak tedavi altına alındı.
Dönemin ulusal basınında geniş yankı uyandıran bu olay, bölgedeki yaban hayatı ve insan yerleşimi arasındaki gerilimi gözler önüne sererken; öldürülen panterin tetkikleri için numuneler ilgili kurumlara teslim edildi.




