Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığına bağlı Gastronomi ve Markalaşma Birimi, Diyarbakır Rotary Kulübü iş birliğiyle yüzyıllık ekşi maya kültürünün yaşatılması ve kent genelinde yaygınlaştırılması amacıyla atölye düzenledi. Gerçekleştirilen atölyeye çok sayıda yurttaş katıldı.
BUĞDAYIN TARİHSEL YOLCULUĞU ANLATILDI
Atölye kapsamında yapılan sunumda, Dicle Üniversitesi Aşçılık Bölümü Öğretim Üyesi Cüneyt Ateş, yemek sosyolojisi çerçevesinde buğdayın insanlık tarihindeki yerine değindi. Ateş, buğdayın bu topraklarda yalnızca bir tahıl değil; inanç, emek ve yaşamın sembolü olduğunu vurguladı.

EKŞİ MAYA ‘MİDE DOSTU’
Dicle Üniversitesi Aşçılık Bölümü öğrencisi Zümrüt Bıçkın ise ekşi mayanın hazırlanış süreci ile uzun yıllar nasıl korunup çoğaltılabileceğine ilişkin bilgi verdi. Bıçkın, ekşi mayanın diğer mayalara göre daha besleyici olduğunu ve sindirimi kolaylaştırdığını ifade etti.
Ekşi mayanın sağlık açısından faydalarına değinen Fonksiyonel Beslenme Uzmanı Funda Akıncı da ekşi mayayla yapılan ekmeğin mide ve bağırsak sağlığı açısından faydalı olduğunu belirtti.
‘KÜLTÜREL MİRASI AÇISINDAN ÖNEMLİ BİR ADIM’
Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Zeynep Yaş, ekşi maya atölyesinin Diyarbakır’ın kültürel mirası açısından önemli bir adım olduğunu belirtti. Büyükşehir Belediyesi bünyesinde gastronomi alanında çalışmalar yürütüldüğünü ifade eden Yaş, etkinliğin kentin tüm bileşenleriyle birlikte gerçekleştirildiğini söyledi.
‘ATÖLYELER HEM ÜRETİMİ HEM DE FARKINDALIĞI ARTIRIYOR’
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) tarafından gastronomi çalışmaları kapsamında kurulan İnovasyon Odasının değerli bir girişim olduğunu kaydeden Yaş, bu çalışmaların görünür kılınması amacıyla çok sayıda kurs ve etkinlik düzenlendiğini belirtti. Yaş, “Kültürümüzü dünyaya tanıtabilmemiz için bu tür adımlar büyük önem taşıyor. Atölyeler hem üretimi hem de farkındalığı artırıyor” dedi.
‘YAŞAM BUĞDAYIN BEREKETİ ÜZERİNE İNŞA EDİLDİ’
Buğdayın kültürle olan bağının altını çizen Yaş, kültür kavramının kendi dillerinde ekim-dikim anlamına gelen “çand” sözcüğüyle ifade edildiğini söyledi. Yerleşik şehir hayatının ilk izlerinin Çayönü (Qotê Berçem) yerleşiminde görüldüğünü anımsatan Yaş, buğdayın ilk kez bu coğrafyada tüketildiğini ve yaşamın buğdayın bereketi üzerine inşa edildiğini ifade etti.
Endüstrileşmenin geleneksel üretim biçimlerine zarar verdiğini dile getiren Yaş, atölyenin geçmişle bağ kurma açısından önemli olduğunu vurguladı. İmece (zibare) kültürünün yeniden güçlendirilmesi gerektiğini belirten Yaş, Diyarbakır’da çok sayıda el değirmeni kalıntısının bulunmasının bölgenin buğdayla kurduğu tarihsel ilişkinin somut göstergesi olduğunu söyledi. Bölgenin suyu ve toprağının da bu üretim için belirleyici öneme sahip olduğunu sözlerine ekledi.
KATILIMCILARA EKŞİ MAYA DAĞITILDI
Program sonunda atölyeye katılan yurttaşlara ekşi maya dağıtılırken, ekşi mayayla yapılan ekmekler de ikram edildi.




