Kürt sanatçı Mem Ararat, sosyal medya hesabından “Kürt toplumu için” notuyla yayımladığı uzun videolu açıklamada, Kürt kültür sanat çevrelerine, kurumlara ve bazı isimlere yönelik sert eleştirilerde bulundu. Yaklaşık 12 yıldır emeğinin sömürüldüğünü savunan Ararat, ekonomik zorluklar yaşadığını, buna rağmen yıllarca kurumlara destek verdiğini söyledi.

“Kimsenin kölesi değilim” diyen sanatçı, sabrının tükendiğini belirterek artık yaşadıklarını kamuoyuyla paylaşma kararı aldığını söyledi. Birlik, adalet ve dayanışma çağrısı yapan sanatçı, paylaşımında kırgınlığını ve öfkesini dikkat çeken ifadelerle dile getirdi.

Mem Ararat'ın açıklamasının tamamı şu şekilde:

“BENİM TEK SİLAHIM SÖZÜM VE SAZIMDIR”
“Ey Kürtler, yiğitler, canlar ve mertler, aydınlar, bilge kişiler ve aksakallılar, lütfen bana kulak verin ve hakkımda hüküm verin. Benim adım Mem’dir ve Kürt toplumundan biriyim. Xelîlê Kulî ile Fateya Hecî’in oğluyum. Her iki Fırat’ın arasında, anne ve babamın emeğiyle, Mazî Dağı’nda bir zeytin ağacı gibi yeşerdim. Ben sürüsünden kopmuş bir turnayım, yuvasız kalmış bir çift kanadım; bir şairin rüyasında asılı kalmış gibiyim. Sözümden ve sazımdan başka hiçbir silahım yoktur. Ben Soran, Zaza, Kelhur ve Lorum ama sözüm Kurmancidir. Nice rüzgarlar esti, Fırtınalar koptu, yer sarsıldı, toprak ateşe verildi. Ama köklerim hala vatanıma sıkı sıkıya bağlı. Hiçbir Kürt parti ve oluşuma karşı değilim; kim Kürtler için iki taş üst üste koymuşsa yürekten yanındayım. Ama kimsenin de kölesi değilim bu da böyle biline.

“BU GECE İÇİMİ DÖKECEĞİM”
Ey canlar ve mertler, bu gece iğneden ipliğe size tüm ayrıntılarıyla içimi dökeceğim. Biliyorum ki hayırseverler ve hayrımı istemeyenler bizi dinliyor. Ayakkabısını ayağına ters giymiş 5 yaşındaki bir çocuk gibi yüreğim avucumda ve sözlerim içten ve samimidir. Size bana küfredenlerin anlattıklarını değil, iyisiyle kötüsüyle gerçeği söylüyorum; herkes kendi sözünün sahibidir. Herkes içtiği süte göre konuşuyor. Sözlerin beş kuruş değeri kalmamış. Kardeşim, arkadaşım birileri de çıkıp üç aydır bu meseleyi gönül kırmadan çözmek için nasıl çırpındığımızı anlatsın. Bir çözüm bulun dedik ama o beyefendiler tek bir satır okumadan, suyu yokuşa sürdüler ve bizi birbirimize düşürdüler.

“SABRIMIN DA BİR SINIRI VAR”
Hele bir söyleyin, bütün ayrıntıları biliyor musunuz? Mesele bir Kürt ya da bir Kürt kurumu olduğunda bilemeyerek de olsa kimseye zarar gelmesin diye sözlerimizi nasıl seçerek ve ölçerek konuşuyoruz. Ama sabrın da bir sınırı vardır. Bu beyefendiler tek bir satır okumuyorlar. Ey canlar ve mertler, unuttunuz mu; sıkıntıya düştüğünüzde kim yardımınıza koştu? Kayyumlar her şeye el koyduğunda yanınızda kim duruyordu? Ama artık şunu anladım ki sizde emeğe saygının bir değeri kalmamış.

“VERDİĞİNİZ HİÇBİR SÖZÜ TUTMADINIZ”
Nice programlarınıza içtenlikle ve büyük bir özveriyle katılıyorduk. Birçok defa, kendi yol paramı hatta müzisyenlerin yol parasını o yoksulluk içerisinde ben karşıladım. Ama siz verdiğiniz hiçbir sözü tutmadınız. Yine de ‘Bunlar kurumun değil şahısların hatasıdır’ diyordum. Hataları yamalamak için ‘Arkadaşlar bir yanlışlık yapmış’ diyordunuz, sonra yeni arkadaşlar geliyordu. Gelen eskisinden daha kötü haksızlık yapıyordu. Sonra bir başkası geldi, ardından bir başkası… Aynı yanlışlar, aynı haksızlıklar, aynı hırs devam etti. Evet onca arkadaş haklı da ben mi hatalıyım!

“SABRIM DENİZLERDEN TAŞARAK BİTTİ”
Siz bir derya kadar olan sabrımı tükettiniz. Allah kabul etmesin! Benimle derdiniz nedir hele bir söyleyin? Bana nasıl bir emeğiniz oldu? Size neden borçluyum? Çıkın, bütün iddia ve davalarınızı kamuoyunu açıklayın. Ey KOM Müzik ve Erdal Avcı, ne zaman bir şey söylesem ‘Biz de halkımızla paylaşırız’ diyordunuz. Buyurun, halk da burada, kamuoyu da burada. Herkes eteğindeki taşları döksün! ‘Şarkıları biz yaptık onlar paramızı yiyor’ diyorsunuz.

İbrahim Tatlıses'ten flaş ‘miras’ kararı: Nereye verdiğini açıkladı!
İbrahim Tatlıses'ten flaş ‘miras’ kararı: Nereye verdiğini açıkladı!
İçeriği Görüntüle

“O PARA SİZİN BAŞINIZI YESİN”
O para sizin başınızı yesin! Bu bilinç benim bilincim, dert benim derdim, acı benim acım. Hey insaf yoksunları. Siz acılarımı başıma mı kakıyorsunuz? Vallahi siz bunamışsınız! Madem acı sizin acınız buyurun siz de birkaç söz bir araya getirin, şarkı sözleri yazın! Elinizi tutan mı var? Bütün alkışlar ve bütün para sizin olsun. Binlerce alim, binlerce yetenekli insan, binlerce güzel ses var. Buyurun, siz de iki kelimeyi bir araya getirin, söz yazın bütün dünya görsün.

“12 YILDIR EMEĞİME EL KOYDUNUZ”
Musa’nın Firavun’a dediği gibi:
‘Sizin sözünüzün hiçbir değeri yoktur. çünkü sizin hukukunuz yoktur. Sözün anlamı olması için önce söz sahibinin, verdiği söze ve kanuna inanması ve hukukunu uygulaması gerekir.’ Siz tam on iki yıldır bir iğne ucu kadar emeğiniz olmadığı halde bütün emeğime el koydunuz. Hani demokrasi, insan hakları, emek ve emekçinin hakkı? Bu yapılan emek hırsızlığı ve zulüm değil mi?

“KAPIM SİZE SONSUZA KADAR KAPANMIŞTIR”
“Tüzüğünüz neydi, ölçüleriniz neydi? Lütfen dönüp okuyun. Size kardeş ve yoldaş olmak isteyen biri olarak karşınızda beş yaşındaki bir çocuk kadar savunmasız kaldım. Ama siz kendinizi güçlü göstermek için zulümden bir taht kurdunuz. Öyle görünüyor ki siz efendi biz de köleniziz. Bütün şarkılar benim acımdır. Albümlerin bütün masraflarını da o yoksulluğumla ben karşıladım. Üstüne üstlük baskı parasını bile benden aldınız. Bütün bunlara rağmen yine sesimi çıkarmadım ama yine de razı olamayan siz oldunuz.”

“KAPIM ARTIK ÇELİKTENDİR”
Açıklamasının sonunda çok sert bir mesaj veren Mem Ararat şunları söyledi: “Camdan olan kapım ve pencerem, sizin için sonuna kadar açıktı ama artık kırıldılar. Kirli ayakkabılarınızla çiçeklerimi ezdiniz; inancımı ve kalbimin camını kırdınız. Gözünüz aydın olsun. Kapım ve pencerem artık çeliktendir ve sizin için sonsuza dek kapalıdır.”

Kaynak: Haber Merkezi