Şanlıurfa başta olmak üzere Diyarbakır, Adıyaman, Elazığ, Malatya, Gaziantep, Mardin ve Batman çevrelerinde geniş bir alanda hissedilen sarsıntının ardından ilk belirlemelere göre herhangi bir can kaybı veya yıkım bildirilmedi.
GÜVENLİ VE DİRENÇLİ KENTLER İÇİN BİLİM VE MÜHENDİSLİK ŞARTTIR!
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Diyarbakır Şube Yönetim Kurulu’ndan yapılan açıklama şu şekilde:
“24 Eylül 2026 tarihinde, yerel saatle 10:40’ta merkez üssü Şanlıurfa il merkezinin yaklaşık 20 km kuzeyinde (Karaköprü ilçesi) olan, AFAD Deprem Dairesi Başkanlığı verilerine göre Mw 5,4 büyüklüğünde ve 7.39 km odak derinliğinde bir deprem meydana gelmiştir.
Söz konusu deprem; Şanlıurfa başta olmak üzere Diyarbakır, Adıyaman, Elazığ, Malatya, Gaziantep, Mardin ve Batman illerinde geniş bir alanda hissedilmiştir. İlk belirlemelere göre herhangi bir can kaybı, yıkım veya olumsuz bir durumun bildirilmemiş olması en büyük tesellimizdir. Depremden etkilenen tüm yurttaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
DEPREMİN JEOLOJİK VE SİSMOTEKTONİK DEĞERLENDİRMESİ
MTA Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan Türkiye Diri Fay Haritası-2026 verileri ile ulusal/uluslararası sismoloji merkezlerinin odak mekanizması çözümleri birlikte değerlendirildiğinde şu teknik hususlar öne çıkmaktadır:
Bozova ve Kalecik Fay Sistemleri: Deprem, yaklaşık 56 km uzunluğundaki Holosen yaşlı Bozova Fayı’nın güneydoğu ucunu oluşturan 21 km’lik Bağlıca Segmenti’nin yaklaşık 25 km kuzeydoğusunda gerçekleşmiştir.
Deprem Üretme Potansiyeli: Bozova Fayı’nın Bağlıca Segmenti tek başına yaklaşık Mw 6,6, fayın tamamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde ise yaklaşık Mw 7,1 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahiptir.
Kaynak Fay ve Derin Yapı: Depremin konumu Bağlıca Segmenti’nin yüzey izinden 25 km mesafede olduğu için, doğrudan bu segment üzerinde gerçekleştiğini söylemek mevcut verilerle mümkün değildir. Bölgedeki KB-GD doğrultulu Kalecik Fayı ve Bozova Fayı arasındaki ikincil/konjuge yapılar ile yaklaşık 7 km’lik odak derinliği dikkate alındığında; bu sarsıntının yüzeyde belirgin izi olmayan, derinde KD’ya eğimli gömülü/ikincil bir fay yapısı üzerinde gerçekleştiği değerlendirilmektedir.
4Bölgesel Sismik Geçmiş: Bölge, aletsel dönemde sismik hareketliliğin sürdüğü bir zonda yer almakta olup aynı bölgede 3 Eylül 2008 tarihinde de Mw 5,0 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir.
ÇAĞRI VE UYARILARIMIZ
Meydana gelen bu sarsıntı, bölgedeki fay sistemlerinin sismik hareketliliğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Jeoloji Mühendisleri Odası olarak aşağıdaki hususları önemle hatırlatıyoruz:
Hasarlı Yapılardan Uzak Durulmalıdır: Olası artçı sarsıntılar göz önüne alınarak, yetkili kurumlarca incelenmemiş hasarlı binalara kesinlikle girilmemelidir.
Mikro-Bölgeleme ve Zemin Etütleri: Tüm yerleşim alanları 1:25.000 ve daha detaylı ölçekli jeolojik-jeoteknik mikro-bölgeleme çalışmaları tamamlanmalı, imar planları bu veriler ışığında hazırlanmalıdır.
Fay Yasası ve Yapı Denetimi: Aktif fay hatları ve tampon bölgeleri sakınım bantları olarak belirlenmeli, "Fay Yasası" acilen çıkarılarak diri fayların üzerine doğrudan bina inşa edilmesi engellenmelidir.
Bilimsel Afet Yönetimi: Afetlerle mücadelede kriz yönetimi yerine, risk azaltmaya odaklı bütünleşik bir afet yönetim anlayışı hakim kılınmalıdır.
Jeoloji Mühendisleri Odası olarak, bölgedeki sismik etkinliği teknik ve bilimsel boyutlarıyla takip etmeye, kamuoyunu doğru bilgilendirmeye ve yerel/merkezi yönetimlere bilimsel destek sunmaya devam edeceğiz.”



