Uzun yıllar sonra hem kar hem de sağanak yağışların etkili olduğu Diyarbakır’da, özellikle kent merkezi ve bölge genelinde beyaz örtü hakim oldu. Uzun süredir yeterli kar yağışı almayan kent bu yıl adeta kar ve yağmura doydu. Bu durum, eski kışların yeniden hatırlanmasına neden oldu. Kimileri bu kadar yoğun yağışı en son 50 yıl önce gördüğünü belirtirken, kimileri ise kar kalınlığının metreleri aştığını, özellikle Sur içi bölgesinde evlerden evlere kar üzerinden geçilebildiğini ifade etti.

Diyarbakır’da Ramazan ve bayramların gözdesiydi: İşte unutulan "Karaş Hoşafı"
Diyarbakır’da Ramazan ve bayramların gözdesiydi: İşte unutulan "Karaş Hoşafı"
İçeriği Görüntüle

Diyarbakır Surları Kar Yağışı Fotoğraf (3)

Bilinen en yoğun kar yağışı ise 1973 yılında kayıtlara geçti. Diyarbakır’da en fazla kar kalınlığı 16 Ocak 1973’te Lice ilçesinde 65 santimetre olarak ölçüldü. Bu tarih, 1973’ten bu yana görülen en yüksek kar yağışı olarak biliniyor.

Araştırmacı-yazar Halit Ötük de Şehir Mektupları adlı eserinde Diyarbakır’da yaşanan çok şiddetli, soğuk ve yoğun kar yağışlı kışları anlatır. Ötük; 1973, 1983 ve 1993 yıllarında yaklaşık 10’ar yıllık periyotlarla sert kışların yaşandığını, hava sıcaklığının zaman zaman -25 dereceye kadar düştüğünü aktarır. Bu yıllarda Sur bölgesinde toprak damlı evlerin ve dam direklerinin bakımını yaptıramayan dar gelirli ailelerin evleri, yoğun kar yağışı nedeniyle ağırlaşarak çökmüş; ne yazık ki bazı aileler çocuklarıyla birlikte hayatını kaybetmiştir.

Diyarbakır Kar Yağış Eski Manzara Hava Durumu

DİYARBAKIR’DA KIŞ VE HİCRET APARTMANI FAİCASI…
İşte Ötük’ün Diyarbakır’da kış ayına dair anlatısı:

“Diyarbakır çok şiddetli, soğuk ve yoğun kar yağışlı kışlar yaşamıştır. 1973,1983 ve l993’lü yıllarda onar yıllık periyotlarda kış kendini göstermiş ısının - 25 dereceye kadar düştüğü olmuştur.

Diyarbakır’da şiddetli geçen kış mevsiminde hafızalarda kalan bazı hadiselerde mevcuttur.
Bunlardan en trajik olanı ve bütün Diyarbakır’ı hatta ülkeyi derinden etkileyen Hicret Apartmanı olayıdır. 1983 yılında Şehitlik semtinde bir dere yatağı üzerine imara aykırı bir biçimde inşa edilen HİCRET Apartmanı sabaha yakın saatlerde çökmüş ve hafızam beni yanıltmıyorsa seksen insanımız ölmüştü. O şiddetli soğuk altında enkaz kaldırma ve kurtarma çalışmaları günlerce zorlukla sürdürülmüştü. Ehil olmayan kişilerce inşaat yap satçılığın yoğun yaşandığı o yıllarda bu bina çökme olayı kötü bir örnektir.

CAMİLERDN ÇALINAN TABUTLAR…
Yine bir kış mevsiminde yakacak bulamayan yoksul insanlar cami avlularında bulunan tabutları çalarak evlerinde yakacak olarak kullanmışlardı.

KIŞTA YOK ALAN AİLELER…
Diyarbakır sur içi kent yaşamında ise toprak damlarının ve dam direklerinin bakımını yaptıramayan yoksul evlerin damları kar yağışı ile birlikte ağırlaşmış ve damın çökmesi ile birlikte bazı aileler çoluğu çocuğu ile canlarından olmuştu.

HEVSEL BAHÇELERİNDEN GETİİRLEN TOPRAK VE PÜŞÜRÜK…
Toprak damların bakımı özen ve dikkat gerektirir ve hiç ihmale gelmezdi. Damlara serilen toprak özel olarak Esfel (Hevsel) Bahçelerinden getirtilirdi, Kara çamur yahut kara sıva diye bilinen bir toprak cinsiydi. Saman ve Tuz ile birlikte yoğrulurdu. Özellikle ilkbaharın sonunda ve yaz mevsiminin başlarında yapımına başlanırdı. Halk arasında buna püşürük denilirdi. Yapımından itibaren bir kaç Ay bekletilirdi ki toprağın içeresindeki çiçek polenleri çürüsün ve yok olsun. Aksi takdirde damda oluşan çiçekler ve otlar dam toprağına zarar verir ve Kış mevsiminde damın akmasına neden oluştururdu. Ayrıca püşürüğün bu tarz yapımından dolayı oluşan selilozun toprakla kaynaşmasından ötürü de dam toprağında çatlamalar husule gelmezdi. Evin Avlusu geniş ve müsait bir yer var ise Püşürük evin içeresinde muhafaza edilirdi. Ama genelde tercih edilen mekan, Evin sokak kapısının dışında sokakta başkalarını rahatsız etmeyecek bir köşesinde olmasıydı.

EVİLERE ÇEKİLEN LOĞLAR VE YOKSULLUK…
Her yağmurdan sonra mutlaka dama biraz saman serpilir ve saatlerce dam toprağı taş Loğla bastırılırdı ki akma ve çökme olmasın. Bu işi yapan özel meslek sahipleri vardı. Loğcular daha çok Bingöl ilinin dağ köylerinden ekmek parası kazanmak amacı ile kış aylarında Diyarbakır’a gelir, halk ağzında mazgana denilen mekanlarda ikamet ederlerdi. Mazganalar; geniş ve büyük avlusu olan, daha çok kentin varoşlarında yer alan, tek göz odadan oluşmuş ve tuvaleti müşterek evlerdi. Kentin yoksul ve emekçi kesimi bu yerlerde ikamet ederlerdi. Damlar loğlanırken bazen hızını tutturamaz ve damdan aşağı düşerdi. Bu loğ düşmesi bile bir olaydı Diyarbakır’da. Kulaktan kulağa haber tez elden her yana yayılırdı.

- İskender Paşa mahallesinde bir loğ düşmüş......

O tarihlerde öyle bomba momba diye patlamalar bilinmediğinden loğ düşmesi büyük bir hadiseydi. Komşular Ev sahibine geçmiş olsun dileklerinde bulunulurdu....!

DİYARBAKIR’DA AYLARCA KALAN KAR…
Diyarbakır Sur içi sokakları dar olduğundan, Kar yağdıktan sonra Kar kürekleri ile her evin damından sokağa atılan karlar büyük kümeler oluşturur ve ulaşımı engellerdi. Gidiş ve gelişleri kolaylaştırmak için bütün mahalleli seferber olur ve elbirliği ile bu büyük kar kümeleri düzeltilir ve bazı dar sokaklarda kardan merdivenler inşa edilirdi. Bazı sokaklarda bu kar merdivenler damlara kadar yakınlaşırdı. Güneş görmeyen sokaklarda bu kar kümelerinin ilkbahara kadar kaldığı vakidir.

KIŞ KLASİĞİ: KAR HELVASI
Karın ilk yağdığı gün kar Helvası yapmak ve yemek ise başka güzel bir olaydı. Kar bir tencereye veya sahana doldurulur, üzerine bolca pekmez dökülürdü. Özellikle Mardin Kapı Mezarlığının sonunda, Şeyh Muhammet düzlüğünden sonra, Şemsiler denilen mevkide büyük çukurlar açılır ve bu çukurlara samanla desteklenmiş kar kütleleri gömülürdü. Yaz aylarında bu çukurlar açılır ve gömülü karlar parça parça çıkarılarak yaz mevsiminde buz yerine satılırdı."

Muhabir: Remziye ÇELİK