Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sona erdi. Toplantının ardından kameraların karşısına çıkan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açıklamalar yaptı. Erdoğan konuşmasının tamamını, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da yaşanan okul saldırılarına ayırdı. Atılacak yeni adımları duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, okullardaki güvenlik meselesinin birinci öncelikleri olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde: "Millet olarak hepimiz acılarımızı, ailelerimizin üzüntülerini samimiyetle paylaşıyoruz. Ancak ne yaparsak yapalım, ateşin düştüğü yeri yaktığını; eşini, annesini, evladını, kardeşini yitiren vatandaşlarımızın yüreklerindeki yangının belki de hiçbir zaman sönmeyeceğini çok iyi biliyoruz.
"KAHRAMANMARAŞ'TA 6 YAVRUMUZUN TEDAVİSİ SÜRÜYOR"
Son derece ağır bu imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyorum. Siverek’teki saldırıda yaralanan 19 kardeşimizden 14’ü taburcu edildi. İki öğretmen ile üç öğrencimizin tedavisi hâlen devam ediyor. Hamdolsun, yaralılarımızın herhangi bir hayati tehlikesi bulunmuyor.
Kahramanmaraş’taki menfur olayda ise 9 vefatımız, 21 yaralımız vardı. 15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda, 6 yavrumuzun tedavisi sürüyor. Rabbimden tüm yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Rabbim bizlere bir daha böyle acılar yaşatmasın diyorum. İnsanlık dışı bu saldırıların faillerini bir kez daha telin ediyorum.
"İKİ SALDIRGANIN DA DİJİTAL AYAK İZLERİ TESPİT EDİLDİ"
Saldırılar sadece Kahramanmaraş’ı, sadece Siverek’i değil, 86 milyonun tamamını etkiledi. Milletçe hepimizi yasa ve kedere boğdu. Kahramanmaraş’a düşen ateş hepimizin yüreğine düştü.
Kabine üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz ilk andan itibaren ailelerimizin yanında oldu. Bir yandan yaralılarımıza acil müdahaleler yapılırken, diğer yandan yargı, emniyet, millî eğitim, sivil güvenlik ve istihbarat birimlerimiz çalışmalarını başlattı. Hiçbir ihtimal dışlanmadan saldırılar tüm yönleriyle araştırılıyor.
Her iki saldırganın dijital ayak izleri takip edilerek kimlerle irtibat hâlinde oldukları, nelerden etkilendikleri kısa sürede ortaya çıkarıldı. Detaylı incelemeler neticesinde çok önemli bulgulara ulaşıldı. Siverek’teki saldırıyla ilgili 8 kişi tutuklanırken, Kahramanmaraş’taki saldırganın menfur eyleminde kullandığı silahların sahibi olan babası da tutuklandı.
"MİLLETÇE YABANCISI OLDUĞUMUZ DURUMLA KARŞI KARŞIYAYIZ"
Cumhurbaşkanı olarak ben de ilk andan itibaren süreci bizzat ve yakından takip ettim. Sonraki süreçleri de yakından takip etmeyi sürdüreceğim. Sosyal medya ve dijital iletişim platformlarında yalan, manipülatif ve zararlı içerik yayan hesaplarla ilgili de gerekli önlemleri aldık.
Değerli vatandaşlarım, milletçe gerçekten yabancısı olduğumuz bir durumla karşı karşıyayız. Dijitalleşmenin ve küreselleşmenin sebep olduğu sıkıntıların ülkemize de sirayet ettiği, gençlerimizi de etkisi altına aldığı görülüyor. Her nimetin maalesef bir yan tesiri oluyor. İnternetin, teknolojinin, dünya ile bütünleşmenin yan tesirleri de kimi zaman kendini bu şekilde gösterebiliyor.
Şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum: Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilenler başta olmak üzere dünyadaki benzer saldırılara baktığımızda, faillerin amaçlarından birinin toplumu terörize etmek olduğunu görüyoruz. Bu tarz caniler sadece masumların kanını dökmeyi değil, bunu yaparak terör örgütleri gibi aynı zamanda toplumda infial uyandırmayı; endişe, tedirginlik, korku ve huzursuzluk oluşturmayı da hedefliyorlar.
Pedagojik açıdan sorunlu beyanatları ve yayın çizgileriyle, bilerek veya bilmeyerek saldırganların amacına hizmet etmiş, faillerin ekmeğine adeta yağ sürülmüştür.
"BÖYLE BİR ACI ÜZERİNDEN MİLLETİ TAHRİK ETMEK SORUMSUZLUKTUR"
Kimse kusura bakmasın ama daha olay aydınlatılmadan hükümetimize karşı bir kampanya başlatılmasının hangi haklı gerekçesi olabilir? Henüz hiçbir şey belli değilken milleti tehdit etmeye çalışan sivil toplum kuruluşlarının hedef tahtasına konulması ne anlama gelmektedir? Daha vahşice öldürülen yavrularımızın cenazesi bile kalkmadan “olayı 14 yaşındaki çocuğa yıkacaklar” diyerek niyet okuyuculuğuna girişmek hangi vicdana, hangi ahlaka sığar?
Milletçe yüreğimiz yanıyor. Fakat üzülerek gördük ki ana muhalefetin kimi aktörlerinin aklına ilk olarak Ramazan etkinliklerini eleştirmek geliyor. Sanki böyle bir fırsatı kolluyormuş gibi sorumsuzca açıklamalar yapılıyor. Nedir bu telaşınız, nedir bu aceleniz?
Böyle bir acı üzerinden milleti tahrik etmek, öğrencilerimiz arasında korku ve endişe yaymak en hafif tabiriyle sorumsuzluktur. Hangi sebeple olursa olsun kimsenin öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi ve ailelerimizi tedirgin etmeye hakkı yoktur.
Saldırıyı tüm boyutlarıyla doğru analiz ettikten sonra, infiale kapılmadan; sağduyumuzu ve soğukkanlılığımızı yitirmeden, ortak aklın ve pedagojinin rehberliğinde hep beraber meselenin üzerine gitmemiz gerekiyor. Nice zorluğun üstesinden gelmiş bir millet olarak, Allah’a hamdolsun, bunu yapacak birikime de, iradeye de, tecrübeye de ziyadesiyle sahibiz. Vatandaşlarımdan gerilim tuzağına düşmemelerini, serinkanlılıktan ödün vermemelerini bir kez daha istirham ediyorum.
"ÖNÜMÜZDE ÇOK KATMANLI BİR SINAMA BULUNUYOR"
Okul ikliminden aile dinamiklerine, dijital medya mecralarından farkındalık çalışmalarına, caydırıcılığın güçlendirilmesinden kurumsal iş birliğine uzanan geniş bir yelpazede bütüncül bir stratejiyle hareket etmemiz önem arz ediyor.
Şiddet kültürünü besleyen unsurların teşhisinde ne kadar isabetli olursak, tedavi sürecinde de o derece başarı sağlarız. Bunun için aile yapısı, sosyal çevre, okul ortamı, dijital maruziyet, medya içerikleri ve kurumsal müdahale kapasitesini birlikte ele almak zorundayız.
Önümüzde, okulların adeta kışlaya veya karakola çevrilmesi gibi pedagojik açıdan problemli, okulların asli karakterine zarar verecek tekil adımlarla çözülemeyecek kadar çok katmanlı bir sınama bulunuyor.
Şu gerçeğin hepimiz farkındayız: Dünya artık eski dünya değil. Biz anne babalar olarak evin bir odasında sohbet ederken veya televizyon seyrederken, evin diğer odalarındaki çocuklarımızın sanal âlemdeki dijital arkadaşlarıyla kurduğu ilişkinin mahiyetinden haberdar değiliz. Anne babasıyla geçirilen zaman, maalesef dijital dünyadaki ekran sürelerinden daha az.
"SOSYAL MEDYANIN KANALİZASYONA DÖNÜŞTÜĞÜ DÖNEMİ YAŞIYORUZ"
Dijital arkadaşlar, dijital öğretmenler, hatta dijital ebeveynler; evlatlarımızın hayatlarına ve karakter gelişimine daha fazla etki ediyor. Özellikle bazı dijital paylaşım uygulamalarının çocuklarımızın zihinlerini ifsat ettiği, sosyal medya platformlarının amiyane tabirle adeta bir kanalizasyona dönüştüğü bir dönemi yaşıyoruz. İnternetin denetimsiz ve sınırsız dünyasına algoritmaların manipülasyon gücü de eklendiğinde karşımıza son derece karmaşık bir tablo çıkıyor.
"OKULLARIMIZIN GÜVENLİĞİ ÖNCELİĞİMİZ"
Şunun bir defa bilinmesini isterim: Okullarımızın güvenliği meselesi önceliklerimizin en başındadır. Burada en küçük bir taviz söz konusu değildir ve olmayacaktır. Güvenliğin yanı sıra gelişim psikolojisi, sosyal politika, ailenin rolü ve eğitim boyutlarıyla da bu meseleye yaklaşmamız büyük önem taşımaktadır.
"SİBER DEVRİYE FAALİYETLERİNE DAHA FAZLA AĞIRLIK VERECEĞİZ"
Bu noktada siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık vermeyi, siber birimlerimizin kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz. İnternetin karanlık dehlizlerinde görünür ve görünmez varlığımızı, yapay zekâdan da istifade ederek daha da güçlendirmeliyiz. Okul-kolluk iş birliğinin artırılması ve yeni çalışma modellerinin geliştirilmesi de bu süreçte atacağımız adımlar arasında yer alacaktır.
İhtiyaç duyulan ne varsa tereddütsüz yapılması için ilgili bakanlarımıza gerekli talimatları verdim. Aziz milletim, kıymetli basın mensupları; burada özellikle aileye ve ailenin özel konumuna dikkat çekmek istiyorum. Aile, kişinin ilk okuludur. Eğitim ailede başlar, sosyalleşme ailede başlar. Adabımuaşeret kuralları ailede öğrenilir. Birey, içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmayı önce ailede öğrenir.
Aile; kültürün, millî ve manevi değerlerin taşıyıcısı; ahlakın, şefkatin ve diğer canlılara merhametle yaklaşmanın öğretildiği ilk mekteptir. Yıllardır “güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum” dememizin ve artan saldırılar karşısında aileyi korumaya çalışmamızın sebebi budur.
"VELİLERE YÖNELİK DANIŞMA HATTI DEVREYE ALINACAK"
Son olaylarda olduğu gibi aile içi iletişimin zayıflaması, sınır koyma ve disiplinin kaybolması çocukları tehditlere karşı daha kırılgan hâle getiriyor. Okul, aile ve rehberlik hattının yalnızca kriz anlarında değil, diğer zamanlarda da etkin şekilde kullanılması büyük önem taşıyor. Veli randevu sistemini daha etkin hale getireceğiz. Velilere yönelik destek ve danışma hattı devreye alınacak. Siber birimlerimizin kapasitesini güçlendireceğiz."
"ÖĞRETMENLERE VE YÖNETİCİLERE EĞİTİMLER VERİLECEK"
Öğretmenlerimize ve okul yöneticilerimize kriz yönetimi ve sınıf içi müdahale eğitimleri vereceğiz. Öğrencilerimiz için psikososyal destek mekanizmalarını güçlendirecek, duygu ve değer temelli dijital esenlik çalışmalarını yaygınlaştıracağız. Riskleri erkenden fark eden ve etkili şekilde müdahale eden bir yapıyla rehberlik uyarı sistemi çalışmalarını daha hassas hâle getireceğiz.
"SALDIRI GÖRÜNTÜLERİNİN TEKRAR TEKRAR GÖSTERİLMESİ, TAKLİT RİSKİNİ ARTIRIYOR"
Aziz kardeşlerim, şiddetin tırmanmasında bir diğer etken de çocuklar üzerinde olumsuz etki oluşturan diziler, filmler, haber sunumları ve popüler kültür ürünleridir. Özellikle suç ve şiddet temalı yapımlarda faillerin güçlü, etkileyici, cezadan muaf, hatta saygın kişiler olarak gösterilmesi gençlerimizin gerçekle bağını zedeliyor.
Benzer şekilde haber bültenlerinde failin suç işlerken kullandığı yöntemin ayrıntılı biçimde verilmesi, son olaylarda olduğu gibi saldırı görüntülerinin tekrar tekrar servis edilmesi çocuklarımız açısından taklit riskini artırıyor.
Bakınız, biz tarihimiz boyunca şefkatli, merhametli, insan ilişkilerinde dayanışmayı yücelten, iyiliksever ve hamiyetperver bir millet olduk. Milletimizin yüce gönüllülüğünden sadece insanlar değil, her türlü canlı istifade etti.
"KURU GÜRÜLTÜYE PABUÇ BIRAKMAYIZ"
Belirli kesimler tarafından hayat tarzına müdahale olarak yansıtıldı. Özellikle küresel bir despotizme dönüşen LGBT akımlarıyla mücadelemiz, en acımasız eleştirilere maruz kaldığımız konulardan biri oldu. Biz bu musibetin önünü kesmeye çalıştıkça, birileri de ellerine geçirdikleri her fırsatı cinsiyetsizleştirme akımlarının önünü açmak için kullandı. Köşelerinden o malum yazarlar bize özgürlük dersi vermeye kalktılar.
Özgürlük kavramının arkasına siper alınarak hükümetimizin nesilleri, aileyi ve toplumu koruma gayretleri adeta yaylım ateşine tutuldu. Özgürlüğün sorumluluk kavramıyla birlikte geldiği, sorumluluk olmadan özgürlüğün de olmayacağı bu çevreler tarafından ısrarla göz ardı edildi. Oysa terazinin bir kefesinde özgürlük varsa, diğerinde sorumluluk vardır. Mesele, bu ikisi arasında dengeyi yakalayabilmektir. Biz her zaman bunu yapmaya çalıştık, inşallah bundan sonra da bu çizgide yolumuza devam edeceğiz. Gençlerimizin ruh ve beden sağlığı söz konusu olduğunda kuru gürültüye pabuç bırakmayacağız."




