Kahramanmaraş merkezli "Asrın Felaketi" olarak adlandırılan yıkıcı depremler, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğini bir kez daha acı bir şekilde hatırlatmıştı. 11 ili etkileyen bu büyük felaketin ardından gözler, Anadolu topraklarında son bir asırda meydana gelen diğer büyük sarsıntılara çevrildi.
Türkiye'nin modern tarihindeki ilk büyük sınavı olan 1924 Erzurum depremi 6,8 şiddetiyle kaydedilirken, bu sarsıntı ilerleyen yıllarda yaşanacak devasa yıkımların da habercisi niteliğindeydi.

EN BÜYÜK YIKIM ERZİNCAN VE MARMARA’DA YAŞANDI
Türkiye’nin deprem kronolojisinde en yüksek şiddetli sarsıntı, 1939 yılında 7,9 ile Erzincan’da meydana geldi ve bu felakette 33 bin vatandaşımız yaşamını yitirdi. Yakın tarihimizin en karanlık noktalarından biri olan 1999 Kocaeli depremi ise 7,8 şiddetiyle merkez üssünden çok uzaklarda dahi büyük bir yıkıma yol açarak 17 bin 840 can kaybına sebep oldu.
Aynı yıl Düzce’de yaşanan 7,2’lik sarsıntı ve 2011 yılında Van’da meydana gelen 7,2 şiddetindeki deprem, Türkiye’nin sismik hareketliliğinin ne denli yüksek olduğunu bir kez daha kanıtladı. Son olarak Maraş’ta yaşanan ve 53 bin 537 kişinin hayatını kaybettiği depremler, bu acı listenin en güncel ve en ağır halkasını oluşturdu.

DİYARBAKIR’IN UNUTULMAZ ACISI: 1975 SARSINTISI
Bölgedeki deprem geçmişinde Diyarbakır da önemli bir yer tutuyor. 1975 yılına gelindiğinde Diyarbakır, 6,6 şiddetindeki depremle sarsılmış ve bu felakette 2 bin 385 vatandaşımız hayatını kaybetmişti.
Sadece Diyarbakır değil, komşu iller Bingöl ve Van da tarih boyunca defalarca büyük sınavlar verdi. 1971’de Bingöl’de 878 kişi, 1976’da Van’da 3 bin 840 kişi ve 1983’te Erzurum’da bin 151 kişi depremler nedeniyle aramızdan ayrıldı.
Yaşanan tüm bu felaketler, Türkiye’nin deprem kuşağında yer aldığı gerçeğini unutturmazken, güvenli yapılaşma ve hazırlıklı olmanın hayati önemini her dönemde güncelliğini koruyan bir mesele haline getirdi.




