Diyarbakır’ın “tozlu yollarında” unutuldular: Valiliğe çıkmaya hazırlanıyorlar!
Diyarbakır’ın “tozlu yollarında” unutuldular: Valiliğe çıkmaya hazırlanıyorlar!
İçeriği Görüntüle

Osmanlı mutfağından günümüze kadar uzanan köklü lezzetlerden biri olan çiğköfte, Diyarbakır’da geleneksel yöntemlerle yaşatılmaya devam ediyor. Mücadele Gazetesi olarak; Diyarbakır’da yıllardır çiğköfte ustalığı yapan Fatih Onaç ile yaptığımız röportajda, çiğköftenin tarihinden yapılışına kadar birçok önemli detayı konuştuk. İşte görüntüleri:

“DİLBABE”
Onaç'a göre Osmanlı İmparatorluğu’nun Bursa’dan sonra en fazla yatırım yaptığı şehirlerden biri Diyarbakır’dı. Bu mirasın önemli parçalarından biri de mutfak kültürü. Osmanlı mutfağında çiğköftenin “Dilbabe” olarak adlandırıldığını belirten Onaç, bu yemeğin o dönemde yağsız yemekler grubunda yer aldığını ifade etti.

“ÇİĞKÖFTE ETLİ YAPILMAZDI”
Çiğköftenin günümüzde farklı şekillerde yapılmasına rağmen en doğru sunumun Diyarbakır mutfak kültüründe bulunduğunu vurgulayan Onaç, “Diyarbakır çiğköftesini çiğköfte yapan en önemli özellik yağsız olmasıdır. Zamanla içerisine et eklenmeye başlanmış olsa da Osmanlı mutfağında çiğköfte etli yapılmazdı. Çiğköfte adını çiğ bulgurdan alır” dedi.

"DİYARBAKIR ÇİĞKÖFTESİNİN TADI BİRAZ ACI OLMALI"
Lezzetin sırrının ise kullanılan baharatlarda saklı olduğunu söyleyen usta, Diyarbakır çiğköftesinin kendine özgü bir tat dengesi bulunduğunu dile getirdi. “Diyarbakır çiğköftesinin tadı biraz acı olmalı, aynı zamanda hafif tatlımsı bir aromaya sahip olmalıdır. Bu dengeyi sağlayan şey ise baharatın kalitesidir. Baharatımız ne kadar kaliteli olursa çiğköftemiz de o kadar lezzetli olur” diye konuştu.

Çiğköftenin hazırlanmasında kullanılan ürünlerin büyük kısmının bölgeden temin edildiğini belirten usta, “Baharatlarımız Diyarbakır’dan gelir. Pul biber Kahramanmaraş’tan, isot ise Şanlıurfa’dan temin edilir. Yeşilliklerimiz ise Diyarbakır’ın bereketli Hevsel Bahçelerinden gelir” dedi.

Muhabir: Devrim AKTÜRK