Diyarbakır’ın bilim ve sanat dünyasına katkısı El Cezeri’den Cahit Sıtkı Tarancı’ya uzanan bu görkemli listenin en özel duraklarından biri de 15. ve 16. yüzyıllarda yaşamış olan Şair Cemili’dir.

Hem Akkoyunlu hem de Osmanlı coğrafyasında iz bırakan Cemili, Türkiye’de edebiyatın bölgesel sınırlarını aşan nadir şahsiyetler arasında yer alıyor.

DİYARBAKIR’DAN HERAT’A UZANAN BİR ÖMÜR

1465 yılında Diyarbakır’da dünyaya gelen Cemili, eğitimini ve sanat anlayışını zenginleştirmek adına dönemin kültür merkezlerine yolculuklar yaptı. İlk durağı Akkoyunluların yönetimindeki Tebriz olan şair, burada nazireler yazarak yeteneğini kanıtladı.

Ardından Türkistan ülkelerinin ilim merkezi Herat’a geçerek Ali Şir Nevai’nin edebi dünyasından beslendi. 16. yüzyıl başlarında Şah İsmail’in fetihleri üzerine İstanbul’a göç eden Cemili, ömrünün geri kalanını bu şehirde tamamlayarak 1543 yılında vefat etti.

ÇAĞATAY LEHÇESİYLE ANADOLU’DA BİR YANKI

Diyarbakırlı kasap yaptı, minaresi taşındı: İşte o cami ve hikayesi
Diyarbakırlı kasap yaptı, minaresi taşındı: İşte o cami ve hikayesi
İçeriği Görüntüle

Şair Cemili’nin en dikkat çekici özelliği, Türkistan ve Anadolu Türk edebiyatları arasında kurduğu o sağlam köprüdür. Ümmi olmasına rağmen irticalen şiir söyleme yeteneği ile tanınan sanatçı, özellikle gazelleriyle döneminde büyük bir ün kazandı.

Şiirlerinin büyük bir kısmını Çağatay lehçesiyle kaleme alarak Türk dilinin zenginliğini eserlerine yansıttı.

TEK ESER: BİNLERCE MISRALIK MİRAS

Günümüzde bilinen tek eseri "Divan" olan Cemili’nin bu kıymetli çalışması Topkapı Sarayı Kitaplığı’nda muhafaza edilmektedir.

Ali Şir Nevai’ye yazdığı nazirelerle dikkat çeken bu Divan; 1 tevhit, 1 münacat, 721 gazel ve 83 rubaiden oluşmaktadır.

Öte yandan bu eser, sadece bir şiir toplamı değil, aynı zamanda Türk dünyasının edebi geçiş sürecini belgeleyen tarihi bir vesika niteliği taşımaktadır.

Muhabir: Onurcan GÜLER