İbrahim Ateşoğlu kaleme aldı, 1950’li yılların Diyarbakır Şehir Stadyumu, bugünün milyon dolarlık endüstriyel futbolundan uzak, ancak aidiyet duygusunun zirvede olduğu tarihi günlere tanıklık ediyordu.
Tel örgülerin arkasını dolduran mahşeri kalabalık, kentin iki farklı yüzünün tatlı rekabetini izliyordu.
DİYARBAKIR FUTBOLUNUN 2 DEV TAKIMI VARDI
Sahada Diyarbakır futbolunun iki dev çınarı vardı. Yıldız Gençlikspor ve Dicle Gençlikspor.
Dönemin ruhunu yansıtan tarihi bir fotoğrafta ise Yıldız Gençliksporlu futbolcular devre arasında dinlenirken, teknik sorumlu Nihat Önder’in oyuncularına son taktikleri verdiği o an gözler önüne seriliyor.
OKUMUŞLAR İLE ESNAFIN EZELİ REKABETİ
Bu rekabeti özel kılan, takımların sosyolojik yapılarıydı.
Yıldız Gençlikspor; mimarlar, mühendisler, öğretmenler ve memurlardan oluşan şehrin okumuş kesimini temsil ediyordu.
Dicle Gençlikspor ise marangozlar, kasaplar, demirciler ve lokantacılarla Diyarbakır esnafının ve emeğin kalbiydi.
Öte yandan her iki kulüp de sadece bir spor takımı değil, kendi sosyal çevrelerinin sahadaki gururuydu.
ŞEHRİN GÜNLER ÖNCESİNDEN DURDUĞU KARŞILAŞMALAR
İki takım arasındaki müsabakalar hiçbir zaman sıradan bir maç olmadı. Diyarbakır halkı günler öncesinden bu randevuya kilitlenir, tribünler saatler öncesinden tıklım tıklım dolardı. Yer bulamayanlar tel örgülerin arkasında adeta etten bir duvar örerdi. İl şampiyonluk kupası neredeyse her sezon bu iki elit ekip arasında el değiştirir, rekabet her geçen yıl daha da alevlenirdi.
SKORLAR UNUTULDU, DOSTLUK BAKİ KALDI
O yıllarda ne astronomik transfer ücretleri ne de menajerler vardı. Futbolcular, 90 dakika bitip formalarını çıkardıktan hemen sonra işlerinin başına, hayat mücadelesine geri dönüyordu.
Cebinde parası olmayan ama yüreğinde devasa bir şehir sevgisi taşıyan bu adamlar için futbol bir meslek değil, saf bir aşktı. Hakemin son düdüğüyle yeşil sahadaki kıyasıya mücadele yerini hemen kucaklaşmalara bırakırdı.
Maçlar bittiğinde geriye tabeladaki skorlar değil; ömür boyu sürecek dostluklar ve Diyarbakır futbolunun bugün bile özlemle anlatılan o güzel yılları kaldı.





