Diyarbakır, her sokağında, her bazalt taşında ayrı bir yaşanmışlığı, ayrı bir tarihi barındırıyor. Çoğu kişinin manzaranın büyüsüne kapılıp fark etmediği o dik yamaçta burcun tam dibinde, geçmişin sessiz bir tanığı yatıyor: Tarihi su değirmeni. Bir zamanlar Suriçi'nden süzülüp gelen sularla şenlenen, taşlarının gıcırtısı Dicle'nin şırıltısına karışan bu yapı, bugün ne yazık ki tamamen yıkık bir vaziyette kaderine terk edilmiş durumda.
Diyarbakır’da tarihi değirmen moloz yığınına döndü
— Mücadele (@MucadeleGzt) April 2, 2026
Keçi Burcu’nun hemen dibinde. Diyarbakır’ın ununu öğüten, Hevsel’e can veren o tarihi su değirmeni artık bir moloz yığını. Şehrin ritmi bozulmasın istiyorsak, bu taşlara sahip çıkmak zorundayız. pic.twitter.com/zA46c2YmiC
SURİÇİ'NİN SULARIYLA GELEN BEREKET
Tarihi kaynaklar ve bölgede yapılan araştırmalar, Keçi Burcu'nun hemen altında yer alan bu değirmenin bir zamanlar muazzam bir sistemin parçası olduğunu gösteriyor. Suriçi'ndeki doğal su kaynaklarından beslenen sistem, suyu surların altından geçirerek bu noktaya ulaştırıyordu. Bazalt taşından yapılmış sağlam ayaklar üzerine oturtulan su kanalları, bugün otların ve toprağın altında kaybolmaya yüz tutmuş olsa da, kentin kadim geçmişini okumasını bilen dikkatli gözlerden kaçmıyor.
BİRLEŞİK KAPLAR MİSALİ BİR MÜHENDİSLİK HARİKASI
Bu değirmenin en çarpıcı özelliği, vadinin eğimini kullanarak diğer değirmenlerle kurduğu kusursuz bağdır. Hevsel Bahçeleri’ne doğru inen yamaçta, değirmenle adeta birleşik kaplar gibi alt alta sıralanmıştı. Keçi Burcu'nun dibindeki bu değirmenden çıkan su, ziyan olmadan bir alttaki değirmeni döndürüyor, ardından da Hevsel'in bereketli topraklarını sulayarak Dicle Nehri'ne kavuşuyordu. Bu yapı sadece basit bir tahıl öğütme merkezi değil, aynı zamanda dönemi için müthiş bir su mühendisliği sistemiydi.

TAŞ YIĞINLARI ARASINDA KAYBOLAN HAFIZA
Bugün bölgeye indiğinizde, değirmen kuyusunun ve su kanallarının yerini molozların ve yıkıntıların aldığını görüyorsunuz. Geçmiş yıllarda Hevsel Bahçeleri'nin iç kısımlarındaki bazı tarihi değirmenler için restorasyon projeleri gündeme gelip çeşitli adımlar atılmış olsa da, Keçi Burcu'nun tam altındaki bu değirmen büyük ölçüde yıkılmış olduğu için çoğu zaman projelerin ve yetkililerin dikkatinin dışında kalıyor. Oysa o bazalt ayaklar ve toprakla dolmuş derin kuyu kalıntıları, ayağa kaldırılmayı bekleyen bir kentin hafızasını taşıyor.
ZAMANIN DİŞLİLERİ YENİDEN DÖNMELİ
Kadim kentimizin her bir değeri, tıpkı o eski kurmalı mekanik saatlerin ince mekanizmalarındaki dişliler gibi birbirine bağlıdır; biri bozulunca, bir çark eksilince zaman eksik akar, şehrin ritmi bozulur. Bizler bu kentin tarihine ve kültürüne sahip çıktığımız kadar, yıkık dökük taşlarına da sahip çıkmak zorundayız. Keçi Burcu dibindeki bu değirmen, sadece arkeolojik bir kalıntı değil, Diyarbakır'ın doğayla uyumunun ve emeğinin sembolüdür.
Yetkililerin bu taş yığınına el atması, kentin hafızasını aslına uygun bir dokunuşla yeniden canlandırması gerekiyor. Yoksa o değirmen taşlarının altında ufalanan, sadece geçmişimiz değil, geleceğimiz olacak.




