Kadim kent Diyarbakır’ın tarihsel derinliği, Yontma Taş Devri ve Mezolitik dönemlere kadar uzanan mağara yerleşimleriyle başlıyor. Ergani yakınlarındaki Hilar Mağaraları, Paleolitik dönemden Roma İmparatorluğu'nun geç evrelerine kadar kesintisiz bir yaşam alanı sunarken; Silvan’daki Hasuni Mağaraları da Anadolu’nun en eski yerleşim noktalarından biri olarak dikkat çekiyor.

Hristiyanlığın ilk yıllarında ve Orta Çağ’da da önemini koruyan bu mağara kompleksleri, Diyarbakır’ın her dönemde insanlık için vazgeçilmez bir sığınak ve yaşam alanı olduğunu gösteriyor.

DÜNYA UYGARLIK TARİHİNİN DÖNÜM NOKTASI: ÇAYÖNÜ
İnsanlık tarihinin en büyük devrimlerinden biri olan avcı-toplayıcılıktan tarım toplumuna geçişin ilk izleri, Diyarbakır’ın Ergani ilçesindeki Çayönü Tepesi'nde gün yüzüne çıkıyor.
Günümüzden 10 bin yıl önce, M.Ö. 9.300 yıllarında temelleri atılan bu yerleşim yeri, göçebeliğin yerini yerleşik köy yaşantısına bıraktığı evrensel bir miras olarak kabul ediliyor. Besin üretiminin başladığı bu özel nokta, sadece Diyarbakır’ın değil, tüm dünyanın modern kent uygarlığına giden yoldaki ilk adımlarını simgeliyor.





