Diyarbakır, tarihiyle insanlığa ışık tutmaya devam ediyor. Yontma Taş Devrine kadar uzanan geçmişiyle Hasuni Mağaraları, sadece bir yerleşim yeri değil; kayaların içine oyulmuş devasa bir apartmanı andırıyor.
ASURLARDAN GÜNÜMÜZE: İLK KATLI YERLEŞİM İDDİASI
Dünyanın ilk yerleşik hayat izlerine ev sahipliği yaptığı belirtilen Hasuni’de, ilk yerleşimin Asurlular tarafından kurulduğu tahmin ediliyor. Mağara şehri; Urartular, Medler, Persler ve Büyük İskender gibi onlarca medeniyetin dokunuşlarıyla bugünkü gizemli formuna kavuşmuş. Bölgenin en dikkat çekici özelliği ise 3, 5 ve 7 katlı mağara yapılarıyla dünyanın ilk çok katlı yerleşim yerlerinden biri olduğu iddiası.
Diyarbakır’ın Kapadokya'sı
— Mücadele (@MucadeleGzt) March 30, 2026
Silvan merkezine sadece 6 kilometre mesafedeki bu devasa antik kent, Anadolu'nun en eski yerleşimlerinden biri. Tam 300 odadan oluşuyor ve bazı bölümleri 7 katlı bir apartman gibi yükseliyor. İçinde su sarnıçlarından hamamlara, dev kaya… pic.twitter.com/H1Z6wdPfOb
KAYADAN OYMA BİR YAŞAM ALANI
Bir kaleyi andıran bu antik kentte tam 300 oda bulunuyor. Bu odalar birbirine dar koridorlar, su kanalları ve devasa sarnıçlarla bağlı. Sosyal yaşamın kalbi olan bu merkezde; dokuma atölyelerinden amfi tiyatroya benzeyen eğitim alanlarına, sarnıçlardan adak yerlerine kadar her detay düşünülmüş.
HRİSTİYANLIĞIN İLK DURAKLARINDAN: KAYA KİLİSELERİ
Hasuni, inanç tarihi açısından da kritik bir öneme sahip. Mağara şehrinin zirvesinde ve eteklerinde bulunan iki farklı kilise, Hristiyanlığın yayıldığı ilk dönemlerden 13. yüzyıla kadar aktif olarak kullanıldı. Özellikle 4 katlı huni şeklindeki kaya kilisesi, Anadolu’daki en eski mabedlerden biri olarak kabul ediliyor.




