Tarih boyunca bağrından çıkardığı alimleri Anadolu’dan Avrupa’ya kadar ilim dünyasına hediye eden kadim şehir Diyarbakır, kültür tarihimizin en büyük kitap dostlarından biri olan Ali Emîrî Efendi’nin de memleketidir. Kaybolmaya yüz tutmuş Türk kültür mirasını kurtaran ve "Kitapları milletimindir" diyerek paha biçilemez bir hazine bağışlayan Ali Emîrî Efendi’nin ibretlik yaşam öyküsü...

Divânu Lügati't Türk’ü Bulan Diyarbakırlı Ali Emîrî

Toprağıyla olduğu kadar kültürüyle de bereketli bir coğrafya olan Diyarbakır, yetiştirdiği kıymetlerle tarihe yön vermeye devam ediyor. Bu isimlerin başında ise hayatını kitaplara ve ilme vakfetmiş, dünyaca ünlü Dîvânu Lugâti't-Türk eserini yok olmaktan kurtaran Ali Emîrî Efendi geliyor.

DÜKKANDAN KOVULAN KÜÇÜK ALİM
1857 yılında Diyarbakır’da dünyaya gelen Ali Emîrî, şair Seyyid Mehmed Emîrî Çelebi'nin torunudur. Örgün bir eğitimden ziyade, amcası Fethullah Feyzi Efendi ve büyük amcası Şaban Kâmil Efendi’nin rahle-i tedrisatından geçti. Dönemin modern iletişim araçları olan telgraf ve telefonun yanı sıra hat sanatı ve Farsça öğrendi.

Diyarbakır’da bir yeraltı şehri: Yol yok, giriş yasak!
Diyarbakır’da bir yeraltı şehri: Yol yok, giriş yasak!
İçeriği Görüntüle

Henüz dokuz yaşındayken Nevadir-ül Asar isimli eserdeki dört bin beyti ezberleyerek dâhi bir çocuk olduğunu kanıtladı. Ancak onun bu kitap merakı, babasının ticarethanesinde sorunlara yol açtı. Müşterilerle ilgilenmek yerine kitap okumayı tercih eden küçük Ali Emîrî, o günleri şöyle anlatacaktı: "Dükkâna bir müşteri girdiğinde; 'Mal orada, fiyatı da şudur. Alacaksanız indireyim, yoksa beni boş yere meşgul etmeyin' diye sesleniyordum. Müşteri de mal almadan gidiyordu."

Bu durum üzerine babası, "ticarete zarar verdiği" gerekçesiyle onu dükkândan uzaklaştırmak zorunda kaldı. Ancak bu uzaklaşma, onu asıl tutkusu olan kitaplara daha da yakınlaştırdı.

30 YIL, 12 ŞEHİR VE BİNLERCE KİTAP
1875 yılında telgrafçılık kurslarına katılarak memuriyet hayatına adım atan Ali Emîrî Efendi; Diyarbakır’dan Selanik’e, Yemen’den Erzurum’a kadar Osmanlı coğrafyasının dört bir yanında 30 yıl boyunca görev yaptı. Gittiği her şehirde nâdide kitapların izini sürdü. Satın alamadığı kitapları bizzat el yazısıyla kopyalayarak kütüphanesine kazandırdı; bu yolla 700’den fazla eseri çoğalttığı bilinmektedir.
Memuriyeti sırasında kültürel mirasa sahip çıkmayı da ihmal etmedi. Kırşehir muhasebecisi iken, masraflarını kendi cebinden karşılayarak Hacı Bektâş-ı Velî Dergâhı'nı tamir ettirmesi, onun tarihe ve maneviyata verdiği değerin en somut örneklerinden biridir.

Divânu Lügati't Türk’ü Bulan Diyarbakırlı Ali Emîrî.jpg1

TÜRK DİLİNİN KADERİNİ DEĞİŞTİREN KEŞİF
Ali Emîrî Efendi’nin kültür tarihimize en büyük hizmeti ise şüphesiz Dîvânu Lugâti't-Türk’ü bulmasıdır. Kaşgarlı Mahmud tarafından 1070'li yıllarda yazılan ve Türkçenin bilinen en eski sözlüğü olan bu eser, yüzyıllardır kayıptı.

1914 yılında İstanbul Sahaflar Çarşısı’nda, sahaf Burhan’ın dükkanında tesadüfen bu esere rastladı. Kitap dağınık, yıpranmış ve değeri bilinmez bir haldeydi. Ali Emîrî, eserin kıymetini hemen anlayarak 33 lira karşılığında satın aldı. Eksik sayfaların tespiti ve düzenlenmesi için Kilisli Muallim Rıfat Efendi ile çalışarak bu paha biçilemez eseri Türk Edebiyat dünyasına yeniden kazandırdı.

"KİTAPLARIM MİLLETİMİNDİR"
Hayatı boyunca biriktirdiği 16 bin ciltlik devasa koleksiyonu için Macar İlimler Akademisi ve Fransa’dan gelen yüksek meblağlı satın alma tekliflerini elinin tersiyle itti. 1916 yılında tüm kitaplarını Fatih’teki Millet Kütüphanesi’ne bağışladı.

Kütüphaneye kendi isminin verilmesi teklifini ise şu tarihi sözlerle reddetti: "Ben bu kitapları milletim için topladım, bunlar milletin malıdır." Bu sebeple kurduğu kütüphaneye "Millet Kütüphanesi" adını verdi ve ömrünün sonuna kadar burada idareci olarak görev yaptı.

Ali Emiri Mezar

MİRASI YAŞIYOR
Diyarbakır’ın yetiştirdiği bu büyük kültür insanı, 23 Ocak 1924’te İstanbul’da hayata gözlerini yumdu ve Fatih Camii haziresine defnedildi. Günümüzde hem İstanbul Fatih’te adına açılan kültür merkeziyle hem de Diyarbakır’da isminin yaşatıldığı sokaklar ve kurumlarla Ali Emîrî Efendi, ilim ve kültür dünyamıza ışık tutmaya devam ediyor.

Muhabir: Servet TURSUN