UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan surları ve Hevsel Bahçeleri, Dört Ayaklı Minare, On Gözlü Köprü, tarihi İç Kale ve İslam dünyasında 5. Harem-i Şerif olarak bilinen Ulu Camii ile öne çıkan Diyarbakır, geçmişte birçok medeniyete ev sahipliği yaptı. Bu kadim şehir, 15. yüzyılda Akkoyunlular Devleti’ne başkentlik yaparak tarih sahnesinde önemli bir rol üstlendi.
OSMANLI’NIN DOĞUDAKİ EN ÖNEMLİ ŞEHRİ OLDU
Tarih boyunca Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi büyük devletlerin stratejik ve idari merkezi olan Diyarbakır, özellikle 1403-1468 yılları arasında Akkoyunlular döneminde siyasi ve kültürel açıdan büyük bir gelişme yaşadı. Şehir, bu süreçte bölgenin önemli yönetim merkezi haline geldi. Akkoyunlular sonrası kısa bir süre Safevîlerin hâkimiyetine giren Diyarbakır, 1515 yılında Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı topraklarına katıldı. O tarihten itibaren Osmanlı’nın doğudaki en önemli şehirlerinden biri olarak önemini sürdürdü.
AKKOYUNLULAR’IN TARİHİ
14. yüzyılda Oğuz Türkleri'nden Bayandurlu Hanedanı'nın kurmuş olduğu bir devletti. Horasan'dan Fırat'a ve Kafkas Dağları'ndan Umman Denizi'ne kadar uzanan topraklarda egemen olmuşlardır. Safevi şeyhi İsmail 1501 yılında Nahcivan’da Elvan'ı yenip Tebriz'i ele geçirmiş ve Safevi devletini kurmuştur. Akkoyunlu hükümdarı Murad ise 1503'de Hemedan'da yapılan savaşta yenilip kaçmıştır. 1514 yılında Murad geri dönse de başarılı olamamış ve resmen Akkoyunlu devleti yıkılmıştır.
Günümüzde tarihi dokusuyla dikkat çeken Diyarbakır, geçmişteki bu çok katmanlı mirasıyla hem ziyaretçilerini büyülüyor hem de tarihçilerin ilgisini çekmeye devam ediyor.