Diyarbakır, binlerce yıllık köklü tarihiyle yalnızca taşları ve surlarıyla değil, bağrında barındırdığı manevi şahsiyetlerin kabirleri, türbeleri ve makamlarıyla da “inançlar şehri” olarak öne çıkıyor. Kentin kalbi ve ilk yerleşim alanı olarak bilinen Sur ilçesi ise bu manevi mirasın en yoğun şekilde hissedildiği bölgelerin başında geliyor. Her yıl binlerce kişinin ziyaret ettiği sahabe türbeleri, evliya kabirleri ve manevi makamlar, Diyarbakır’ın inanç turizmi açısından önemini artırıyor. Tarih ve maneviyatın iç içe geçtiği bu kadim şehirdeki türbe ve makamları sizler için derledik.

Nasırüddevle Mansur ve Eşi Sittünas'ın Türbeleri
Sur ilçe sınırları içerisindeki Cevat Paşa Mahallesi’nde, İçkale’de Hz. Süleyman Camii’nin kuzeydoğu bölümünde yer alan Nasırüddevle Mansur ve Eşi Sittünas'ın Türbeleri, Diyarbakır’ın önemli tarihi yapıları arasında bulunmaktadır. Yan yana bulunan bu iki türbe, şehrin manevi dokusuna önemli katkı sağlamaktadır.
Türbelerin kimlere ait olduğu konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. 1898 tarihli Diyarbekir Salnamesi’nde burada yatan kişilerin e’izze-i kiramdan çifte evliya hazretleri olduğu tahmin edilmektedir. Bununla birlikte bazı tarihçiler, türbelerde Nasırüddevle Mansur ve eşi Sittünas’ın yattığını belirtmektedir.
Moloz taştan inşa edilen türbeler, Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından tescillenmiştir. Her iki yapı da dikdörtgen planlıdır. Dıştan düz dam, içten ise beşik tonozla örtülüdür. Güney ve doğu cephelerinde mazgal pencereler bulunurken kuzey cepheleri sağırdır. Türbeler, sur duvarlarının desteklenmesi amacıyla yapılan bir burç üzerinde yükselmektedir.
Sultan Sa'saa Türbesi
Diyarbakır’ın Sur ilçesinde, Ulu Camii ile Hasan Paşa Hanı arasında yer alan Sa’saa Camii alanındaki Sultan Sa'saa Türbesi, şehrin önemli tarihi ve manevi ziyaret noktalarından biridir. Türbede yatan kişinin adı 1890 tarihli Diyarbakır Salnamesi’nde Sa’saa b. Mâzin el-Medenî olarak geçmektedir. Bazı araştırmacılar ise burada yatan kişinin Sa’saa b. Sûhân olabileceğini ileri sürmektedir. Diyarbakır’ın fethini anlatan Futûhu’ş-Şâm adlı eserde ise isim Sa’saa b. Amr b. Savhan el-Abdî şeklinde verilmektedir. Yakın zamana kadar Diyarbakır’da sahabe türbesi olarak bilinen tek yapı olan türbe, günümüze kadar çeşitli restorasyonlardan geçirilmiştir. Ancak burada yatan kişinin Hz. Sa’saa olduğu yönündeki bilgiler kesinlik taşımamaktadır.

Sarı Saltuk Türbesi
Merkez Sur ilçesinde bulunan Sarı Saltuk Türbesi, halk inanışında Diyarbakır’ın en önemli ziyaret noktalarından biri olarak kabul edilmektedir. Dünyanın farklı bölgelerinde türbesinin bulunduğuna inanılan Sarı Saltuk; kaynaklarda gazi, derviş, mücahid, mübarek, zat, ermiş ve alp-eren gibi sıfatlarla anılmaktadır. Alevi, Sünni ve Bektaşi çevrelerinde de farklı yönleriyle benimsenmiştir. Diyarbakır’daki türbede yatan kişinin ise Sarı Saltuk değil, Sarı Sadık lakaplı Gülşeniyye Tarikatı mensubu Şeyh Sadık Ali olduğu yönünde bilgiler bulunmaktadır. Sekizgen planlı ve kesme taştan inşa edilen türbenin batı tarafında kapısı, doğu tarafında ise küçük bir mescidi bulunmaktadır. Yapının üzeri içeriden kubbe, dışarıdan ise yüksek bir kasnak üzerine oturan piramit biçimli çatı ile örtülüdür.
Sultan Şuca Türbesi
Sultan Şuca Türbesi, Sur ilçesi Alipaşa Mahallesi’nde, Mardin Kapı bölgesinde ve Hz. Ömer Camii civarında yer almaktadır. Diyarbakır Salnameleri’nde, Sahabe-i Kiramdan Sultan Şücaeddin Hazretleri’nin burada medfun olduğu belirtilmektedir. Türbenin bugünkü yapısının, 1183-1231 yılları arasında Diyarbakır’a hâkim olan Artuklular döneminde, Sultan Melikşah’ın torunu Sultan Şuca tarafından 1208-1209 yıllarında yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Kare planlı türbenin üzeri piramit biçimli bir çatıyla örtülüdür. İç bölümde kubbeye geçiş mukarnaslı tromplarla sağlanmaktadır. Siyah-beyaz yontma taş örgüsüyle dikkat çeken yapıda farklı dönemlerde gerçekleştirilen onarımların izleri görülmektedir.

Hz. Süleyman ve 27 Sahabe Türbeleri
Hz. Süleyman ve 27 Sahabe Türbeleri, Sur ilçesindeki İçkale yerleşkesinde bulunan Hz. Süleyman Camii içerisinde yer almaktadır. İslami kaynaklar ve yerel rivayetlere göre Diyarbakır’ın 639 yılında İslam orduları tarafından fethi sırasında, Hz. Süleyman bin Halid bin Velid komutasındaki bir birlik şehirdeki çatışmalara katılmış ve Hz. Süleyman ile beraberindeki 27 sahabe şehit olmuştur. Hz. Süleyman Camii, yalnızca ibadet amacıyla kullanılan bir yapı olmayıp türbeler, hazire ve çeşitli ziyaret alanlarını da bünyesinde barındırmaktadır. Kompleks içerisinde Hz. Süleyman’a atfedilen türbe, yan yana bulunan 27 sahabe kabri ile ziyaret ve dua alanları bulunmaktadır.
Şeyh Matar Makamı
Şeyh Matar Makamı, Diyarbakır’ın tarihi merkezi Sur ilçesinde, kentin simge yapılarından Dört Ayaklı Minare ve Şeyh Mutahhar Camii çevresinde anılan manevi bir ziyaret noktasıdır. Makam, bağımsız bir türbe yapısından ziyade Dört Ayaklı Minare ve Şeyh Mutahhar Camii çevresinde oluşmuş bir ziyaret alanı niteliğindedir.

Ashab-ı Kehf Eğil Peygamberler Tepesi
Ashab-ı Kehf, Eğil ilçesinde yer alan önemli manevi ziyaret noktalarından biridir. İlçe merkezine yaklaşık 15 kilometre mesafede, Duru Köyü’nün kuzeyindeki İnceburun Dağları’nda bulunmaktadır. Ashab-ı Kehf hikâyesinin gerçekleştiğine inanılan mağaranın burada bulunduğu yönünde yerel bir inanış vardır. Makamın alt bölümünde Ashab-ı Kehf adına yapılan ve Der-i Rakim adı verilen bir kilise kalıntısı da bulunmaktadır. Ashab-ı Kehf gençlerinin Efsûs şehrinde yaşadığına dair rivayetler bulunmakla birlikte, Efsûs’un yeri konusunda farklı görüşler vardır. Bu yerin İzmir’deki Efes, Mersin’deki Tarsus veya Kahramanmaraş’taki Afşin olduğu yönünde çeşitli rivayetler bulunmaktadır.
Hz. Elyesa Peygamber Makamı
Hz. Elyesa Peygamber Makamı, Diyarbakır’ın Eğil ilçesinde bulunmaktadır. Eğil, halk arasında “peygamberler diyarı” olarak da anılmaktadır. Bunun nedeni ilçede Hz. Zülkifl ve Hz. Elyesa başta olmak üzere çeşitli peygamberlere atfedilen makam ve ziyaret noktalarının bulunmasıdır.
İslami gelenekte adı geçen peygamberlerden biri olan Hz. Elyesa’ya atfedilen bu makam, günümüzde dua etmek, manevi atmosferi yaşamak ve inanç turizmi amacıyla ziyaret edilmektedir.
Hz. Enüş Peygamber Türbesi
Hz. Enüş Peygamber Türbesi, Ergani ilçesine bağlı Otluca Köyü’nde bulunmaktadır. İnanışa göre Hz. Âdem’in torunu ve Hz. Şit’in oğlu olduğu belirtilen Hz. Enüş hakkında tarihî kaynaklarda kesin bilgiler bulunmamaktadır.
Bazı rivayetlere göre Hz. Şit’in vefatından sonra, babasının isteği üzerine Hz. Enüş bölgede yönetimi ele almıştır.

Makam Dağı (Hz. Zülkifl Türbesi)
Hz. Zülkifl Türbesi, Ergani ilçesindeki Makam Dağı üzerinde bulunmaktadır. Diyarbakır ve çevre illerden çok sayıda ziyaretçinin geldiği makam, bölgenin önemli inanç turizmi noktalarından biridir. Makam Dağı, Ergani ilçe merkezine yaklaşık 5 kilometre uzaklıkta ve 1.515 metre yüksekliğindedir. Dağın zirvesinden Ergani ilçesinin geniş bir bölümü görülebilmektedir. Diyarbakır Salnameleri’nde Nebî Zülkifl makamının Ergani sınırlarında bulunduğundan bahsedilmektedir. 1518 tarihli Tahrir Defterleri’nde bölgeye ilişkin vakıf kaydının bulunması ise yapının Osmanlı öncesi döneme uzanabileceğine işaret etmektedir. Hz. Zülkifl’in burada bulunduğuna inanılan türbe, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2008 yılında restore edilmiştir. Makam Dağı içerisinde ziyaretçilerin namaz kılabileceği bir mescit de bulunmaktadır.
Pir Aziz Türbesi
Pir Aziz Türbesi, Hani ilçesinin Kuyular Mahallesi’nin kuzeyinde, Diyarbakır, Bingöl ve Elazığ’ın kesiştiği bölgede yer almaktadır.
Pir Aziz’in Piraziz Dağları’nda yüksek bir tepe üzerinde yaşadığına inanılmaktadır. Bazı rivayetlerde Şeyh Abdulkadir Geylani’nin torunu olduğu ve İslam ordularıyla birlikte bölgeye gelerek burada şehit düştüğü ifade edilmektedir. Hani ilçesinin en çok ziyaret edilen manevi mekânlarından biri olan türbenin çevresinde mesire alanları ve yamaç paraşütü gibi çeşitli etkinliklerin gerçekleştirildiği alanlar da bulunmaktadır.
1. Kılıçarslan Makberi
Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde bulunan 1. Kılıçarslan Makberi, Sultan 1. Kılıçarslan’a atfedilen önemli tarihî mezarlardan biridir. Yapılan kazı çalışmalarında 1. Kılıçarslan ile kızı Saide Hatun’a ait olduğu değerlendirilen mezarlar bulunmuştur. Sultan 1. Kılıçarslan’ın Silvan’da bulunduğu bilinen mezarı Kubbetü’s-Sultan adıyla anılmaktadır. Mezarın tespiti ve tarihî niteliğinin araştırılması amacıyla Dicle Üniversitesi tarafından bir komisyon da oluşturulmuştur.





