DİYARBAKIR’IN SİYASİ VE DİNİ TARİHİ (2)


“Diyarbekir” ismi Rebia Araplarının iki büyük
kabilesinden biri olup Dicle kenarlarında
yaşayan Bekir b. Vail kabilesinin yayıldığı topraklara
verilen DiyârBekr veya Diyâr-ı Bekr
adına dayanır. Bu bölge için ne zamandan beri
kullanıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte
VIII. yüzyıldan itibaren kaynaklarda geçtiği
tespit edilen “Diyar-ı Bekr” Osmanlı hâkimiyeti
döneminde “Diyarbekir” şeklini alarak “Amid”
şehri sancağı, “Diyarbakır”, merkez olmak
üzere teşkil edilen beylerbeyliğin adı olmuş,
XVII. yüzyıldan sonra ise şehir merkezi için
kullanılmıştır.
Şehir, etrafını saran surlarda
kullanılan bazalt taşlarının siyah olmasından
dolayı “Kara Amid” veya Arapça “el-Amid el-
Sevda” olarak da anılmıştır. VIII. yüzyıldan
sonra bazı belgelerde “Kara Amid, Kara Hamid”,
Dede Korkut’ta “Hamid”, Divan-ı Lugati’t-
Türk’te, “Hamir (Emir)” olarak, Timur’un başarılarını
öven Zafernamede ise, “Karacakale
veya Karakale” olarak geçer. XVI. yy sonuna
kadar bütün eserlerde ve kitaplarda yalnızca
Âmid şeklinde görülen şehrin adı, Osmanlılar
döneminde, XVII. yüzyıldan itibaren, merkezi
bulunduğu eyaletin adına, yani Diyarbekir’e
dönüşmesine rağmen bu dönemde bazen “Âmid”
bazen de “Diyarbekir” olarak kayıtlara geçmiştir.
Osmanlı arşivlerindeki belgelerde günümüz
Diyarbakır’ından bahsederken; “Nefsi
Amid’de…” diye başlanıldığı görülür.
Yakut el-Hamevi, Amid isminin
Rumca (Yunanca) olduğunu söylemekte fakat
Arapça anlamları üzerinde de durmaktadır.
XX. yy başlarından itibaren “Diyarbekir” ismi
şehre de verilerek Amid ismi terk edilmişse de
tam olarak unutulmamıştır.15 Kasım 1937 tarihinde
Diyarbakır’a gelen Mustafa Kemal Atatürk’ün
“Diyarbakır” ismini kullanması üzerine
ertesi gün şehrin 7 adı Diyarbakır’a çevrilmiş,
daha sonra 10 Aralık 1937 gün ve 7789 sayılı
Bakanlar Kurulu kararı ile bu ad resmileşmiştir.
İlk Çağdan İslam Fethine Kadar Diyarbakır’ın
ne zaman kurulduğu, kentin ilk sahiplerinin
kimler olduğu kesin olarak bilinmemekle
beraber şehrin doğusunu sınırlandıran
ve Dicle Nehri’nin yatağından yüz metre kadar
yükseklikte bulunan Fiskayası isimli sarp kayalığın
İçkale kesiminde, bakımsızlıktan ötürü
“Viran Tepe” adı verilen yerin ilk yerleşme
yeri olduğu sanılmaktadır. Sümer ve Akad uygarlıklarından
kalma belgelerden, M.Ö. 3500
yıllarında Dicle-Fırat nehirleri arasında kalan
bölgeye Subartu, buralara yerleşmiş kabilelere
de Subaru denildiği, anlaşılmaktadır.