İslam’a göre hasta ziyaretinin önemi ve fazileti nedir?-3

Peygamber Efendimizin Hasta Ziyareti

İbn-i Ömer -radıyallâhu anhümâ- Peygamber Efendimiz’in hasta ziyâretiyle alâkalı bir hâtırasını şöyle nakleder:

 

“Biz, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ile oturuyorduk. O sırada Ensâr’dan bir kişi gelip selâm verdi. Efendimiz ona:

 

«–Ey Ensâr’dan olan kimse! Kardeşim Sa’d bin Ubâde nasıl?» diye sordu. O da:

 

«–İyiye gidiyor.» cevâbını verdi. Bunun üzerine Allah Rasûlü:

 

«–Kim benimle birlikte onu ziyârete gelecek?» buyurarak ayağa kalktı. Biz de on, on beş kişi kalktık. Ne ayağımızda ayakkabı veya mest ne başımızda bir örtü ne de üstümüzde bir gömlek vardı. Çorak arâzide yürüyorduk. Nihâyet Sa’d’ın yanına vardık. Yakınları, Efendimiz ve beraberindeki arkadaşlarının yaklaşması için onun etrafından geri çekildiler.” (Müslim, Cenâiz, 13)

 

Diğer bir rivâyette İbn-i Ömer -radıyallâhu anhümâ- şöyle der:

 

“Sa’d bin Ubâde -radıyallâhu anh- hastalanmıştı. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Abdurrahmân bin Avf, Sa’d bin Ebî Vakkâs ve Abdullah bin Mes’ûd ile birlikte Sa’d’ı ziyârete gitti. Yanına girdiğinde onu elem ve ıztırap içinde buldu. Âilesi etrafını kuşatmıştı. Peygamber Efendimiz:

 

«–Öldü mü?» buyurdu.

 

«–Hayır, ey Allâh’ın Rasûlü (ölmedi).» dediler.

 

Peygamber Efendimiz (Sa’d’ın bu ağır durumuna üzülerek) ağladı. O’nun ağladığını görünce oradakiler de ağladılar. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem Efendimiz:

 

«–Bilmez misiniz, gerçekten Allah, gözyaşı ve kalbin mahzûn oluşu sebebiyle insana azâb etmez. Fakat -eliyle diline işâret ederek- işte bunun yüzünden azâb eder veya bağışlar.» buyurdu.” (Buhârî, Cenâiz 45, Talâk 24; Müslim, Cenâiz 12)

 

Fahr-i Kâinât Efendimiz bu sözüyle, ölünün ardından uygunsuz sözler söylemenin ve üst-baş yırtarak feryâd etmenin uygun olmadığını bildirmektedir. Rızâ ve teslîmiyet hâlinde Allâh’a sığınıp sabretmenin, hem ölü hem de diriler için rahmet vesîlesi olduğunu beyân etmektedir.

 

Peygamberimizin İlgilendiği Yaralı Sahabi

Hazret-i Âişe -radıyallâhu anhâ- şöyle der:

 

“Sa’d bin Muâz, Hendek Gazvesi sırasında kol damarından yaralanmıştı. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- onun için mescide bir çadır kurdurdu. Maksadı, onu daha sık ve yakından ziyâret etmek, (onunla ilgilenmek)ti.” (Buhârî, Megâzî, 30)

 

Hidayete Eren Yahudi Çocuk

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e hizmet eden Yahûdî bir çocuk vardı. Bir gün hastalandı. Efendimiz onu ziyârete gitti. Başucuna oturdu ve:

 

“–Müslüman ol!” buyurdu.

 

Çocuk, yanında duran babasına baktı. Babası da yıllardır güzellik ve iyilikten başka bir şey görmediği Allah Rasûlü’nü kastederek:

 

“–Oğlum! Ebu’l-Kâsım’a itaat et!” dedi. Bunun üzerine çocuk, Müslüman oldu.

 

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hastanın yanından çıkarken:

 

“Onu ateşten kurtaran Allâh’a hamdolsun.” diyerek duyduğu nihâyetsiz sevinci izhâr ediyordu. (Buhârî, Cenâiz, 80)