Yaz mevsiminin bunaltıcı sıcaklarında çocukların da yetişkinlerin de aklına ilk gelen lezzetlerden biri hiç kuşkusuz dondurmadır.

Serinleten tadı, farklı aromaları ve mutlu eden etkisiyle yaz aylarının adeta simgesi haline gelen dondurmanın geçmişi ise sanıldığından çok daha eskidir. Tarihçiler, dondurmanın ilk örneklerinin binlerce yıl önce kar ve buzun meyve suları, bal ya da çeşitli meyvelerle karıştırılmasıyla hazırlandığını belirtmektedir. Günümüzde kullandığımız külahın ortaya çıkışıyla ilgili farklı hikâyeler bulunsa da, en yaygın kabul gören bilgi 1904 yılında ABD' de düzenlenen Dünya Fuarı'nda dondurmanın külahla servis edilmeye başlanmasıdır. Geçmişten günümüze büyük değişim gösteren dondurma bugün yalnızca bir tatlı değil, doğru tercih edildiğinde besleyici özellikleriyle de öne çıkan bir süt ürünüdür. Geleneksel üretimde süt, salep, şeker ve özellikle ülkemizde Kahramanmaraş dondurmasına karakteristik yapısını kazandıran keçi sütü ön plandayken, modern üretimde hijyenik koşullarda pastörizasyon, homojenizasyon ve kontrollü dondurma teknikleri kullanılmaktadır. Böylece hem ürün güvenliği hem de kalite standardı korunmaktadır. Günümüzde sade, kakaolu, meyveli, fıstıklı, çikolatalı, karamelli, sorbe, şekersiz, protein ilaveli ve laktozsuz gibi çok farklı dondurma çeşitleri tüketicilerin beğenisine sunulmaktadır. Ancak hangi çeşidi tercih edersek edelim, dondurmanın gerçek değerini belirleyen en önemli unsur porsiyonu ve içeriğidir.


Sade sütlü bir dondurmanın temel bileşenleri süt, süt yağı, süt kuru maddesi, şeker ve salep ya da gıda mevzuatına uygun stabilizatörlerden oluşur. Yaklaşık 50 gram ağırlığındaki bir top sade sütlü dondurma ortalama 70-80 kalori, 1,5-2 gram protein, 2-3 gram yağ ve 10-12 gram karbonhidrat içerir. Ayrıca sütten gelen kaliteli protein ile birlikte kalsiyum, fosfor, magnezyum, potasyum ve çinko gibi minerallerin yanı sıra A, B2 ve B12 vitaminleri açısından da katkı sağlar. Bu nedenle dondurma yalnızca tatlı ihtiyacını karşılayan bir besin değil, aynı zamanda besin değeri bulunan bir süt ürünüdür. Özellikle ağır şerbetli tatlılarla karşılaştırıldığında çok daha avantajlı bir alternatiftir. Bir porsiyon baklava ortalama 350-450 kalori içerirken, iki-üç top sade sütlü dondurma yaklaşık 150-200 kaloriyle tatlı isteğini karşılayabilir. Elbette burada dikkat edilmesi gereken nokta, üzerine eklenen çikolata sosları, karamel, bisküvi parçaları, krema veya şekerlemelerdir. Bu ilaveler masum görünen bir porsiyon dondurmanın kalorisini kısa sürede iki katına çıkarabilmektedir. En sağlıklı tercih sade veya meyveli sütlü dondurmayı taze meyvelerle birlikte tüketmektir. Özellikle kavun, şeftali, çilek veya orman meyveleriyle hazırlanan bir porsiyon dondurma hem daha doyurucu olur hem de vitamin ve posa alımını artırır. Tatlı krizleri yaşayan bireyler için de dondurma, ölçülü tüketildiğinde şerbetli tatlılara göre çok daha dengeli bir seçimdir.


Ancak her sağlıklı besinde olduğu gibi dondurmada da en önemli konu porsiyon kontrolüdür. Nasıl olsa hafif bir tatlı düşüncesiyle büyük porsiyonlar tüketmek günlük enerji alımını fark edilmeden yükseltebilir. Sağlıklı yetişkinler için haftada iki ila dört kez, bir seferde bir veya iki top sade sütlü dondurma dengeli beslenme planı içerisinde rahatlıkla yer alabilir. Günlük tüketilecekse ise bir top sade dondurma yeterli olacaktır. Bununla birlikte herkes için aynı öneri geçerli değildir. Diyabet hastaları, obezite tedavisi gören bireyler, böbrek hastaları, yüksek trigliserid düzeyi bulunan kişiler, süt proteini alerjisi veya laktoz intoleransı olan bireylerin dondurma tüketimini mutlaka doktor ve diyetisyen önerisine göre planlamaları gerekir. Şekersiz veya diyabetik olarak satılan ürünler de sınırsız tüketilebilecek besinler değildir. İçerdikleri enerji ve karbonhidrat miktarı yine dikkate alınmalıdır. 1 yaş ve üzeri çocuklar için ise dondurma, gazlı içecekler ve yüksek şekerli paketli tatlılara göre daha iyi bir seçenek olabilir. Çünkü kaliteli süt proteini ve kalsiyum içeriği büyüme ve gelişmeye katkı sağlar. Ancak çocuklarda da ödül olarak sürekli dondurma vermek yerine, dengeli beslenmenin doğal bir parçası olarak sunulması çok daha doğru olacaktır.


Yaz aylarında dondurmanın en önemli risklerinden biri ise hijyen ve uygun saklama koşullarıdır. Dondurma sürekli -18 derecede muhafaza edilmeli, eriyen bir ürün kesinlikle yeniden dondurulmamalıdır. Çözünme sırasında çoğalan mikroorganizmalar yeniden dondurulduğunda yok olmaz ve gıda zehirlenmelerine neden olabilir. Özellikle açıkta satılan dondurmalarda kullanılan servis kaşıklarının hijyenik solüsyonlarda bekletilmesi, çalışanların el hijyenine dikkat etmesi ve güvenilir işletmelerden alışveriş yapılması büyük önem taşır. Kirli suda bekletilen servis kaşıkları veya uygun olmayan saklama koşulları zararlı bakterilerin bulaşma riskini artırabilir. Bu nedenle özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler ve bağışıklık sistemi zayıf bireylerin güvenilir markaları ve hijyen kurallarına uyan işletmeleri tercih etmeleri gerekir. Dondurma doğru üretildiğinde, uygun koşullarda saklandığında ve kontrollü porsiyonlarda tüketildiğinde yaz mevsiminin en keyifli ve en masum tatlılarından biridir. Sağlıklı beslenme hiçbir besini tamamen yasaklamak değil, doğru zamanda, doğru miktarda ve doğru tercihlerle tüketebilmektir. Yaz sıcaklarında serinlerken ağır şerbetli tatlılar yerine bir iki top sade dondurmayı tercih etmek hem damak tadınızı hem de sağlığınızı memnun edecek küçük ama değerli bir seçim olacaktır.