D vitamini teknik olarak bir vitamin olarak adlandırılsa da, vücutta gösterdiği etkiler nedeniyle aynı zamanda hormon benzeri özellikler taşır.

D vitamini teknik olarak bir vitamin olarak adlandırılsa da, vücutta gösterdiği etkiler nedeniyle aynı zamanda hormon benzeri özellikler taşır.Vitaminlerden farklı olarak yalnızca dışarıdan besinlerle alınmaz güneş ışınlarının etkisiyle deride sentezlenebilir ve kandaki düzeyine göre üretimi düzenlenir. Ayrıca bağırsak, kemik, böbrek ve bağışıklık sistemi üzerinde hormonlar gibi düzenleyici görevler üstlenir.

Bu nedenle bilim dünyasında D vitamini için sıkça prohormon ya da hormon benzeri vitamin tanımlaması kullanılmaktadır. Ancak geleneksel sınıflamada hala yağda çözünen vitaminler grubunda yer alır. Kısacası D vitamini hem vitamin hem de hormon özellikleri gösteren özel bir bileşendir. İster hormon ister vitamin olarak adlandıralım, D vitamini insan sağlığı için vazgeçilmezdir ve eksikliği günümüzde dünya genelinde en sık görülen beslenme sorunlarından biri haline gelmiştir.

Özellikle güneş ışığından yeterince faydalanamayan bireylerde, yaşlılarda, koyu tenli kişilerde, obez bireylerde, karaciğer ve böbrek hastalarında, çölyak ve Crohn gibi emilim bozukluğu yaşayanlarda, uzun süre steroid grubu ilaç kullananlarda eksiklik daha sık görülmektedir. D vitamini seviyesini değerlendirmek için kandaki 25 OH D vitamini düzeyine bakılır. 10 ng/ml’nin altı şiddetli yetmezlik, 10-20 ng/ml arası yetmezlik, 21-29 ng/ml arası eksiklik olarak değerlendirilirken, 30 ng/ml üzeri yeterli kabul edilir. Ancak 150 ng/ml üzeri toksik etki oluşturabileceği için bilinçsiz takviye kullanımı da ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

D vitamini eksikliği çoğu zaman sinsice ilerler. Yaygın kas ve kemik ağrıları, halsizlik, sık hastalanma, saç dökülmesi, denge kaybı, yürüme güçlüğü, sık kırık oluşumu, depresif ruh hali ve kronik yorgunluk gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Son yıllarda yapılan çalışmalar D vitamini eksikliğinin yalnızca kemik sağlığıyla değil depresyon, şizofreni, astım, Tip 1 diyabet, multipl skleroz, osteomalazi, rikets ve bazı kanser türleriyle de ilişkili olabileceğini göstermektedir.

D vitamini yağda çözünen bir vitamindir ve ihtiyacın yaklaşık %80-90’ı güneş ışınlarının etkisiyle deride sentezlenirken yalnızca küçük bir kısmı besinlerle alınabilir. Bu nedenle sadece beslenerek D vitamini ihtiyacını karşılamak çoğu zaman mümkün değildir. Güneşlenmenin doğru şekilde yapılması burada büyük önem taşır. D vitamini sentezi için cildin doğrudan güneş ışığıyla temas etmesi gerekir, cam arkasından güneşlenmek işe yaramaz. Ayrıca yüksek koruma faktörlü kremler sentezi azaltabilir. Ülkemizde D vitamini sentezi genellikle mayıs-kasım ayları arasında ve saat 10.00-15.00 arasında gerçekleşmektedir. Kolların ve bacakların haftada birkaç gün yaklaşık 15-20 dakika güneş görmesi çoğu birey için destekleyici olabilir. Besin kaynaklarına baktığımızda somon, sardalya, uskumru ve ton balığı gibi yağlı balıklar en güçlü kaynaklardır. Bunun yanında yumurta sarısı, karaciğer, mantar, süt ve süt ürünleri de belirli miktarlarda D vitamini içerir. Özellikle güneşte yetişen veya kurutulan mantarlar bitkisel kaynaklar arasında dikkat çekmektedir.

Ancak bu besinlerin hiçbiri tek başına eksikliği giderecek kadar güçlü değildir. Bu nedenle eksiklik durumunda hekim kontrolünde takviye kullanımı gerekebilir. Dünya Sağlık Örgütü yetişkin bireylerde günlük 400-800 IU D vitamini önerirken, menopoz sonrası kadınlarda ve 50 yaş üzeri bireylerde kemik sağlığını korumak amacıyla 800 IU D vitamini ve yeterli kalsiyum alımı önerilmektedir. Bebeklerde doğumdan hemen sonra günlük 400 IU D vitamini desteğine başlanması önemlidir çünkü anne sütü tek başına yeterli D vitamini sağlamaz. Gebe ve emziren kadınlarda da D vitamini düzeyleri mutlaka takip edilmeli, çünkü eksiklik hem anne hem bebek sağlığını olumsuz etkileyebilir. D vitamini eksikliği yalnızca bir laboratuvar sonucu değil, aynı zamanda yaşam tarzı ve beslenme düzeninin önemli bir göstergesidir. Sürekli yorgun hisseden, kilo vermekte zorlanan, sık hastalanan veya kas-eklem ağrıları yaşayan bireylerin mutlaka D vitamini düzeylerini kontrol ettirmesi gerekir. Ayrıca takviyelerin yağda çözünen yapısı nedeniyle yumurta, zeytin, peynir, avokado veya zeytinyağı içeren bir öğünle birlikte alınması emilimi artıracaktır. Sağlıklı kemikler, güçlü bağışıklık sistemi ve kaliteli bir yaşam için D vitamini yalnızca bir destek değil, yaşamın sürdürülebilirliği açısından temel bir gereksinimdir.