Bazı kulüpler vardır; sadece futbol oynamazlar. Bir şehrin hafızası, sevinci, hüznü ve ortak vicdanı olurlar. Diyarbakırspor da işte böyle bir kulüptü.

58 yaşına girmeye hazırlanan yeşil-kırmızılı efsane, Diyarbakır'ın sokaklarında büyüyen çocukların hayali, tribünlerde yankılanan umutların adıydı.

24 Haziran 1968'de Diyarbakır'ın üç önemli kulübünün birleşmesiyle kurulan Diyarbakırspor, kısa sürede tüm bölgenin gururu haline geldi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan Süper Lig'e yükselen ilk takım olarak tarihe geçti. Türkiye Kupası'nda finaller oynadı. Bir dönem Anadolu'nun sesi oldu. Fenerbahçe'yi, Galatasaray'ı, Beşiktaş'ı ve Trabzonspor'u aynı sezonda mağlup ederek Türkiye futbolunda unutulmaz bir iz bıraktı. Ancak bugün geriye dönüp baktığımızda, başarı hikayelerinden çok büyük bir özlemi konuşuyoruz.

Bir zamanlar Atatürk Stadı'nın tribünlerini dolduran on binlerce taraftarın sesi artık yok. Şehrin her sokağında görülen yeşil-kırmızı Diyarbakırspor logolu formalar artık eskisi kadar görünmüyor. Bir zamanların Süper Lig temsilcisi olan Diyarbakırspor, yıllar içinde yalnızlığa terk edildi. Yanlış yönetimler, ilgisizlik ve sahipsizlik, kentin en büyük değerlerinden birini adım adım uçurumun kenarına sürükledi.

2013 yılında profesyonel liglere veda eden kulüp, geçen sezon Bölgesel Amatör Lig'den de düşerek tarihinin en zor günlerini yaşamaya başladı. Şimdi ise Diyarbekirspor ile birleşme iddiaları konuşuluyor. Ancak henüz ortada netleşmiş bir tablo yok. Belirsizlik sürüyor.

Fakat kesin olan bir gerçek var: Diyarbakırspor'un yeniden ayağa kalkabilmesi için ona inanacak, sahip çıkacak ve geleceğe taşıyacak güçlü bir iradeye ihtiyaç duyduğu. Bu noktada ister istemez akıllara bir isim geliyor: Ali Gaffar Okkan...

Sadece bir emniyet müdürü değil, Diyarbakır halkının gönlünde yer edinmiş bir şehir insanıydı. Diyarbakırspor'un maçlarını takip eden, tribünlerin heyecanını paylaşan ve bu kentin değerlerine sahip çıkan bir isimdi. Belki bugün Diyarbakırspor'un en çok ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur; samimi bir sahiplenme duygusu.

Çünkü Diyarbakırspor'un kaybettiği sadece puanlar olmadı. Birlik duygusunu, heyecanını ve aidiyet hissini de kaybetti.

58 yaşına giren bu büyük çınar hala ayakta durmaya çalışıyor. Belki yorgun, belki kırgın ama hala yaşıyor. Ve hala milyonlarca insanın kalbinde özel bir yere sahip.

Bugün doğum gününde ona bakarken insanın aklından tek bir cümle geçiyor: Ey Diyarbakırspor... Gönlüm hep seni arıyor. Neredesin sen?

Bir gün yeniden yeşil-kırmızı renklerle örülü olan Diyarbakırspor logolu bayrakların dalgalandığı, tribünlerin dolup taştığı, Diyarbakırspor'un hak ettiği yerlere döndüğü günleri görmek umuduyla...

Şimdiden iyi ki doğdun Diyarbakırspor.