Kürtlerin son yüz yılı büyük ölçüde siyasi gelişmeler, çatışmalar, göçler ve toplumsal kırılmalar içinde geçti.
Bu süreçte çok şey konuşuldu; haklar, kimlik, dil, siyaset ve gelecek üzerine sayısız tartışma yapıldı. Fakat bütün bu tartışmaların arasında çoğu zaman yeterince üzerinde durulmayan bir konu vardı: Kurumsallaşma.
Bir milletin geleceğini yalnızca siyasi gelişmeler belirlemez. Asıl belirleyici olan; o milletin hangi kurumları inşa ettiği, hangi bilgiyi ürettiği ve gelecek nesillere nasıl bir kurumsal miras bıraktığıdır.
Bugün Kürtlerin önündeki en büyük meselelerden biri de budur. Bizler çoğu zaman kişiler üzerinden düşünüyoruz; oysa güçlü milletler kişilerle değil, kurumlarla ayakta kalır. Liderler değişir, belediye başkanları değişir, yöneticiler değişir. Ama kurumlar güçlü ise toplum yoluna devam eder.
Bugün Tüm Alanlarda her birimiz aynı soruyu kendimize sormamız gerek:
Kurduğumuz hangi kurum yüz yıl sonra da yaşayacak?
Belediyelerimiz sadece hizmet üreten yapılar olmamalıdır. Her belediye bulunduğu şehrin hafızasını oluşturan bir kent arşivine, tarım ve kırsal kalkınma birimine, şehir planlama merkezine ve veri üreten araştırma ekiplerine sahip olmalıdır. Belediye sadece bugünün sorunlarını çözmemeli, elli yıl sonrasını da planlamalıdır.
Sivil toplum kuruluşları da benzer bir dönüşüme ihtiyaç duyuyor. Faaliyetlerini yalnızca dönemsel projelerle sınırlayan yapılar yerine; düzenli rapor yayımlayan, saha araştırmaları yapan, kamu politikaları geliştiren ve bilgi üreten kurumlar inşa edilmelidir.
Kürtçe yalnızca konuşulan bir dil olarak kalmamalıdır. Dil; akademilerde, bilimsel dergilerde, dijital arşivlerde, sözlük çalışmalarında ve araştırma merkezlerinde de yaşamalıdır. Bir dilin geleceğini onu konuşanlar kadar, onu kurumsallaştıranlar belirler.
Dünyadaki başarılı örneklere bakıldığında ortak bir gerçek görülüyor. Basklar ekonomik gücünü kooperatifler üzerinden büyüttü. Finlandiya eğitim kurumlarını devletin temel taşı hâline getirdi. Katalonya dilini yalnızca günlük yaşamda değil; üniversitelerde, yayıncılıkta ve kültür kurumlarında da yaşattı. Ortak noktaları siyasi sloganlar değil, güçlü kurumlardı.
Kürtlerin de artık yeni yüzyıla yeni bir hedefle girmesi gerekiyor. Daha fazla araştırma enstitüsü... Daha güçlü kooperatifler... Daha nitelikli belediyeler... Daha fazla düşünce kuruluşu... Tarım merkezleri, şehir araştırmaları enstitüleri, dijital arşivler ve ekonomik kalkınma kurumları...
Çünkü kurumsallaşma yalnızca bina yapmak değildir. Kurumsallaşma; bilgi üretmektir, plan yapmaktır, kayıt tutmaktır, liyakati esas almaktır ve kişilere bağlı olmayan bir sistem kurmaktır.
Yeni yüzyılda Kürtlerin en büyük başarısı, yalnızca neyi talep ettiğiyle değil; neyi inşa ettiğiyle ölçülecektir.
Bir milleti tarihte kalıcı yapan, hatıraları değil; kurumlarıdır.