Amedspor için futbol, sadece 90 dakikalık bir yeşil saha mücadelesinden çok daha fazlası. Bunu anlamak için ne istatistik kağıtlarına bakmaya gerek var…
Süper Lig’de yoluna emin adımlarla devam eden Amedspor, iç sahada oynadığı her karşılaşmayı adeta bir şölene, bir futbol karnavalına dönüştürüyor. Tribünler hıncahınç doluyor; bilet bulamayan binlerce taraftar ise stadyum kapılarından ya da ekran başından aynı coşkuya ortak olmaya çalışıyor. Diyarbakır Stadyumu’nun 33 bin kişilik kapasitesi bile artık bu büyük camianın tutkusunu taşımaya yetmiyor.
Hani derler ya, “Dar geliyor bu şehir bize” diye… Amedspor taraftarı için de tam olarak bu durum geçerli. Kulüp yönetiminin ve Başkanın sık sık dile getirdiği "Bu stat bize yetmiyor!" feryadı, sadece atılmış bir söylem değil; haftalardır kapalı gişe oynanan maçlarla kanıtlanmış somut bir gerçekliktir. Bu kulübün arkasında öyle bir kenetlenmiş halk ve taraftar gücü var ki, 50 bin kişilik bir stadyum yapılsa, inanıyorum ki ilk haftadan yine "Biletler tükendi" haberini yaparız.
Başakşehir maçı öncesi oluşan bu heyecan ve tribünlerin şimdiden hıncahınç dolması, Amedspor’un Süper Lig’e kattığı rengin ve değerin en açık göstergesidir. Bir futbol kulübünü büyük yapan sadece bütçeleri ya da kağıt üzerindeki kadro değerleri değildir; onu büyük kılan, arkasındaki bu eşsiz aidiyet duygusu ve tribünleri hıncahınç dolduran coşkudur.
Pazar günü o düdük çaldığında, tribünlerde yine tek bir boş koltuk olmayacak. Diyarbakır bir kez daha Amedspor’un arkasında tek yürek atacak. Çünkü bu sevda ne tribünlere sığıyor ne de koltuk sayılarına…