Çok değil, birkaç ay öncesine kadar Diyarbakır semt pazarlarında ya da Sur’un, Bağlar’ın ara sokaklarındaki manavlarda fiyat etiketleri cep yakıyordu.

Geçen yıl Diyarbakır’da tanesi 15 liraya satılan kiraz, bu yaz ürün bolluğunun etkisiyle semt pazarlarında kilogramı 70 liraya kadar geriledi. Vatandaş kiloyla almayı çoktan bırakmış, evdeki çocukların hevesi kırılmasın diye taneyle alışveriş yapar hale gelmişti.

Diyarbakır’da bir dönem tezgahlarda adeta "altın" muamelesi gören, vatandaşın pazar poşetine taneyle koyarken bile iki kez düşündüğü o malum meyve veya sebzenin fiyatı nihayet 70 liraya kadar geriledi.

Bugün kilo fiyatın 70 liraya kadar gerilemesi, tüketici için elbette nefes aldırıcı bir gelişme.

Fiyatın düşmesi tüketicinin alım gücünün artmasından değil, ürünün hasat döneminde plansız şekilde piyasaya yığılmasından kaynaklanıyor. Yani yapısal bir çözüm değil, mevsimsel bir illüzyonla karşı karşıyız.

İlk bakışta mutfaktaki yangının biraz olsun hafiflediğine dair bir "müjde" gibi algılansa da, aslında tarım politikasındaki derin çelişkileri ve Diyarbakır esnafının içine düştüğü çıkmazı bir kez daha gözler önüne seriyor.