Sevgili okurlarım, bugün Kürt kültürüne yönelik yapılan yanlışlıkları sizlerle paylaşmak istiyorum.
Özellikle son 45 yıldır Kürt ağıtlarının ya da acı olaylarının ısrarla bir govend, halay, delilo veyahut eğlence biçimi olarak düğün salonlarında, YouTube kliplerinde, müzik parçalarında yer aldığını görüyoruz. Kürt kültüründe acının ya da hüznün bir govend olarak meydana gelmesi ne kadar ayıp ve yanlışsa, bunu bir oyun ya da eğlence metodu olarak sunmak da bir o kadar yanlıştır.
Bilindiği üzere geçtiğimiz hafta Murad Demir’in Hoy Hoy Memo parçasını govend (halay) eşliğinde söylemesi kimi kesimlerce olumlu karşılanırken, kimi kesimlerce ise olumsuz karşılandı ve tepki çekti. Peki, klipte bir grup ekibin govend oynayarak dillendirdiği Hoy Hoy Memo'nun hikayesi nedir ve sizce de bir halay olarak kamuoyuna sunulması doğru mudur?
HOY HOY MEMO'NUN HİKÂYESİ?
Memo, annesi ve eşi ile köyde yaşayan bir genç delikanlıdır. Bir gün eksik gediği gidermek için alıverişe, merkez Diyarbakır’a gider. Tabi o zamanlar araç yok, şehre inen bir kaç günden önce dönemiyor köye. Memo ise 2-3 günlük yolu bir günde gider ve gelir. Gece vakti de eve varır ve eşinin yatağına girer. Annesi ise oğlunun döndüğünü bilmemektedir. Memo'nun annesi Sefer Ana gece uyanır ve gelininin odasının önünden geçerken, gelinini yatakta biriyle görür ve oğlunun döndüğünü bilmediğinden, gelininin oğlunu aldattığını düşünür. Sefer Ana eline tüfeği alır ve iki el ateş eder yataktaki oğlana. Oğlan dönüp son bir defa bakar annesine. Annesi, vurduğunun oğlu Memo olduğunu görünce, göğsünü yumruklayıp bu ağıtı yakar. Hoy Hoy Memo'nun hikâyesi böyle bir acıklı hüzünle sona erer. Şimdi bu acıklı hikayeyi bugün govend, halaylarla oynanıyor olması ne kadar doğru olur? Ağıtlar üzerinden halaylar, oyunlar, govendler meydana getirmek ne derece insani bir durumdur? Kürtler niçin acılar üzerinden govendler meydana getirmek ister? En azından bu durumu neden meşrulaştırma çabasına girer?
BİNGÖL ŞEWİTÎ HİKAYESİ
Kürtlerin bir diğer acıklı ve hüzünlü ağıdı ise Bingöl Şewitî'dir. Hikayenin merkezinde Zeki Yıldız adında bir genç ve o dönem yaşanan çatışmalar yer alır. Aktarıldığına göre bir gece vakti kolluk güçleri bir köyü kuşatır. Altı kardeşine bakmakla yükümlü olan Zeki, baba evindedir. Yaşanan çatışma anında Zeki teslim olmayı reddeder, durumu konuşarak çözmek ister. Evlerinin önünde çıkan çatışmada ise hayatını kaybeder. Yaşanan bu ölüm üzerine köyün dumanlar içinde kalışı yürekleri dağlar ve büyük yıkım halk tarafından derin bir acıyla karşılanır. İşte, esasında büyük bir acıyı, kayıp ve gözyaşını anlatan bir yas ezgisi olan Bingöl Şewitî, her nedense zamanla ironik veya kültürel bir tezatla, düğünlerde ve eğlencelerde halay eşliğinde ritmik bir şekilde söylenmeye başlar. İşin garip yanı da bizim tırnak içinde kendini entelektüel Kürtler olarak tanıtan kimi isimleri de bu tezatlığı savunuyor, halayın bu acıların önüne geçmediğini söylüyor. Bu durum da tam anlamıyla halk tabiriyle utanç verici bir durumu meydana getiriyor.
Sevgili okurlarım, yazımızın başlık kısmında da dile getirdiğimiz üzere, "Ağıtları govende (halay) dönüştürmek Kürt kültürüne hakarettir..."
Umarım bundan sonraki süreçlerde acılarımız ve ağıtlarımız üzerinden bu tarz görüntülerle karşılaşmayız. Bir sonraki yazımızda görüşmemiz dileğiyle. Hoşça kalın