Son yıllarda kilo vermek isteyenlerin en çok konuştuğu konulardan biri zayıflama iğneleri oldu. Çevremizde şu iğneyi kullandım, iştahım kesildi ve kilo verdim diyenleri duymak artık oldukça mümkün.
Özellikle semaglutid ve tirzepatid içeren ilaçların kilo verme üzerindeki etkileriyle ilgili yapılan çalışmalar, bu ilaçların obezite tedavisinde önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyor. Ancak burada çok önemli bir noktayı unutmamak gerekiyor. Zayıflama iğneleri herkesin kullanabileceği, birkaç kilo vermek isteyen kişilerin kendi kendine başlayabileceği ilaçlar değildir. Bu ilaçlar uygun hastalarda, doktor kontrolünde ve sağlıklı beslenme ile fiziksel aktivitenin eşlik ettiği bir tedavi planının parçası olarak düşünülmelidir.
Zayıflama iğnelerinden en çok bilinen ilaçlardan biri semaglutiddir. Semaglutid, vücudumuzda doğal olarak bulunan GLP-1 isimli hormona benzer şekilde çalışır. Beyindeki iştah merkezleri üzerinde etkili olarak açlık hissinin azalmasına ve daha uzun süre tok hissedilmesine yardımcı olur. Ayrıca mide boşalmasını yavaşlatır. Böylece kişi daha az yemekle kendini daha tok hissedebilir. Tirzepatid ise GLP-1'in yanı sıra GIP adı verilen başka bir hormon sistemi üzerinde de etki gösterir. Bu nedenle iki farklı mekanizma üzerinden iştah ve besin alımının azalmasına yardımcı olur. Liraglutid de benzer şekilde GLP-1 üzerinden çalışan ve kilo yönetiminde kullanılan bir başka ilaçtır.
Bu ilaçlar genel olarak obezitesi bulunan veya fazla kiloya ek olarak diyabet, yüksek tansiyon, kolesterol yüksekliği gibi kilo ile ilişkili sağlık sorunları bulunan kişilerde doktor tarafından değerlendirilebilir. Örneğin ABD'de tirzepatidin kilo yönetimi amacıyla kullanımında obezite veya fazla kiloya eşlik eden en az bir kilo ilişkili sağlık sorunu bulunması temel koşullardan biridir. Ancak hangi ilacın hangi kişi için uygun olduğu sadece tartıdaki kiloya bakılarak belirlenmez. Yaş, mevcut hastalıklar, kullanılan diğer ilaçlar, beslenme durumu ve kişinin sağlık geçmişi birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle bazı kişilerde bu ilaçların kullanılması sakıncalı olabilir. Medüller tiroid kanseri öyküsü veya MEN-2 adı verilen kalıtsal bir hastalığı bulunan kişilerde bu ilaçlar kullanılmamalıdır. Ciddi mide boşalması problemi olan kişilerde de dikkatli olunması gerekir. Gebelikte ise kilo vermek amacıyla kullanılmaları uygun değildir. Ayrıca pankreas ve safra kesesi ile ilgili bazı sorunlar açısından da doktor değerlendirmesi önemlidir. Bu nedenle Arkadaşım kullanıyor, ben de kullanayım düşüncesi doğru değildir.
Bu ilaçlar kullanılırken en sık karşılaşılan sorunlar bulantı, kusma, ishal, kabızlık, karın ağrısı, hazımsızlık ve şişkinliktir. Bu şikayetler özellikle ilacın başlangıcında veya doz artırılırken daha fazla görülebilir. Çalışmalarda tirzepatid kullanan kişilerde görülen yan etkilerin çoğunun hafif veya orta şiddette ve özellikle sindirim sistemiyle ilgili olduğu bildirilmiştir. Daha ciddi ancak daha seyrek sorunlar da görülebileceği için ilaç kullanımı mutlaka doktor takibinde olmalıdır.
Gelelim en çok merak edilen soruya. Bu iğneler gerçekten kilo verdiriyor mu? Evet, yapılan çalışmalar oldukça dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor. Semaglutid ile yapılan STEP-1 çalışmasında, 68 hafta boyunca ilaç kullanan kişilerin vücut ağırlığında ortalama yüzde 14,9 oranında azalma görülürken, plasebo grubunda bu oran yüzde 2,4 olarak bulunmuştur. Tirzepatid ile yapılan SURMOUNT-1 çalışmasında ise 72 haftalık tedavi sonunda kullanılan doza bağlı olarak oldukça yüksek oranda kilo kaybı elde edilmiştir. En yüksek doz grubunda ortalama kilo kaybı yaklaşık yüzde 20,9 olmuştur. 2025 yılında yayımlanan ve doğrudan semaglutid ile tirzepatidi karşılaştıran bir çalışmada da 72. haftada tirzepatid kullananlarda ortalama yüzde 20,2, semaglutid kullananlarda ise yüzde 13,7 kilo kaybı görülmüştür.
İğneyi bıraktığımızda yapılan çalışmalar, ilacın bırakılmasıyla birlikte verilen kiloların önemli bir bölümünün geri alınabileceğini gösteriyor. Semaglutid kullanılan bir çalışmanın devamında, ilaç bırakıldıktan sonraki bir yıl içinde katılımcılar daha önce verdikleri kilonun önemli bir kısmını yeniden almıştır. Tirzepatid ile yapılan SURMOUNT-4 çalışmasında da ilacı bırakıp plasebo alan kişilerin önemli bir bölümünde kilo geri alımı görülürken, tedaviye devam edenlerde kilo kaybının korunması daha başarılı olmuştur. Bu sonuç bize aslında çok önemli bir mesaj veriyor. Kilo vermek kadar verilen kiloyu korumak en önemlisi yanlış yeme içme davranışının değişikliğidir ömür boyu ilaç ve iğne kullanımı doğru değildir.
İşte tam bu noktada yeterli ve dengeli beslenme devreye giriyor. İğne iştahı azaltabilir ancak vücudun protein, vitamin, mineral, lif ve diğer besin ögelerine olan ihtiyacını ortadan kaldırmaz. İştah azaldığında çok az yemek veya öğünleri tamamen atlamak doğru değildir. Yeterli protein almak kasların korunması açısından önemlidir. Sebze ve meyveler, kuru baklagiller, tam tahıllar, süt ve süt ürünleri, yumurta, balık, et ve sağlıklı yağ kaynakları kişinin ihtiyacına göre dengeli şekilde beslenmede yer almalıdır. Özellikle hızlı kilo veren kişilerde yalnızca yağ değil, kas dokusunda da kayıp meydana gelebileceği unutulmamalıdır. Nitekim tirzepatid çalışmalarında kilo kaybıyla birlikte yağ kütlesinin yanında yağsız vücut kütlesinde de azalma görüldüğü bildirilmiştir.
Zayıflama iğneleri obezite tedavisinde gerçekten etkili ve önemli bir seçenek olabilir. Ancak bunları mucize olarak görmek doğru değildir. İğne kullanmak sağlıklı beslenmenin yerine geçmez. Fiziksel aktivitenin, yeterli uykunun ve kişinin ruhsal iyilik halinin önemini ortadan kaldırmaz. Üstelik ilaç bırakıldığında kilo geri alma ihtimali de vardır. Bu nedenle asıl hedef hızlı bir şekilde kilo vermek değil, sağlıklı bir yaşam biçimi oluşturarak verilen kiloyu uzun süre korumaktır. Doktorun uygun gördüğü ilaç tedavisi, diyetisyen tarafından kişiye özel planlanan yeterli ve dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve gerektiğinde psikolojik destek bir arada olduğunda kilo yönetiminde çok daha kalıcı ve sağlıklı sonuçlara ulaşmak mümkün olacaktır.