Her yıl 1-7 Ağustos tarihleri arasında kutlanan Emzirme Haftası, anne sütünün bebek sağlığı üzerindeki eşsiz önemini hatırlatmak ve emzirmenin yaygınlaştırılmasını desteklemek amacıyla önemli bir farkındalık oluşturmaktadır.
Anne sütü yalnızca bir besin değildir. Bebeğin yaşamının ilk aylarında büyüme ve gelişmesini destekleyen, bağışıklık sistemini güçlendiren, enfeksiyonlara karşı koruyan ve anne ile bebek arasındaki bağı kuvvetlendiren doğal bir mucizedir. Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF, bebeklerin yaşamın ilk altı ayında yalnızca anne sütü ile beslenmesini, altıncı aydan sonra uygun ek gıdalara başlanarak emzirmenin iki yaşına kadar ve istenirse daha uzun süre devam ettirilmesini önermektedir.
Anne sütünün en önemli özelliklerinden biri, bebeğin gereksinimlerine göre içeriğinin sürekli değişebilmesidir. Doğumdan sonraki ilk 3-5 gün salgılanan süt kolostrum ya da halk arasında bilinen adıyla ilk ağız sütüdür. Miktarı az görünse de bebeğin ihtiyacını tamamen karşılayacak kadar yoğun besin öğeleri içerir. Kolostrum protein, immünoglobulin A (IgA), laktoferrin, büyüme faktörleri, A vitamini, çinko ve diğer koruyucu bileşenlerden oldukça zengindir. Bu nedenle birçok uzman tarafından bebeğin ilk aşısı olarak tanımlanmaktadır. Anne karnındaki steril ortamdan dış dünyaya geçen yenidoğan için kolostrum, enfeksiyonlara karşı ilk koruyucu kalkandır. İçerdiği antikorlar ve bağışıklık hücreleri sayesinde bağırsakların olgunlaşmasına katkı sağlar, zararlı mikroorganizmalara karşı koruma oluşturur ve alerji gelişme riskini azaltmaya yardımcı olur.
Olgun anne sütü ise bebeğin büyüme ve gelişmesi için gerekli tüm besin öğelerini ideal oranlarda içerir. Ortalama 100 ml anne sütü yaklaşık 65-70 kcal enerji, 1,0-1,2 gram protein, 4,0-4,5 gram yağ ve 6,8-7,2 gram karbonhidrat sağlar. Karbonhidratın büyük bölümünü oluşturan laktoz, bebeğin beyin gelişimini desteklerken kalsiyum emilimini de artırır. Anne sütündeki yağlar, özellikle uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitleri, beyin ve görme fonksiyonlarının sağlıklı gelişimi için büyük önem taşır. Protein miktarı inek sütüne göre daha düşük olmasına rağmen biyolojik değeri oldukça yüksektir ve bebeğin böbreklerine gereksiz yük bindirmez.
Anne sütü yalnızca enerji ve makro besin öğeleriyle değil, vitamin ve mineraller açısından da son derece değerlidir. A vitamini göz sağlığını ve bağışıklığı desteklerken, E vitamini güçlü antioksidan etkisiyle hücreleri korur. K vitamini kanın pıhtılaşmasında görev alırken, B grubu vitaminleri sinir sistemi gelişimini destekler. Anne sütü ayrıca kalsiyum, fosfor, magnezyum, çinko, selenyum ve potasyum gibi mineralleri bebeğin kolaylıkla kullanabileceği biyoyararlanımı yüksek formlarda içerir. Her ne kadar D vitamini miktarı düşük olsa da bu durum ülkemizde sağlık otoritelerinin önerdiği D vitamini desteği ile kolaylıkla karşılanabilmektedir.
Anne sütü ile beslenen bebeklerde ishal, orta kulak enfeksiyonu, zatürre, idrar yolu enfeksiyonları ve birçok solunum yolu enfeksiyonunun daha az görüldüğü bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Bunun yanında obezite, tip 1 ve tip 2 diyabet, bazı alerjik hastalıklar ve çocukluk çağı lösemisi gibi birçok hastalığın görülme riskinin de azaldığı bildirilmektedir. Emzirmenin bebeğin çene ve diş gelişimine katkı sağlaması, konuşma kaslarının gelişimini desteklemesi ve bilişsel gelişim üzerinde olumlu etkiler oluşturması da anne sütünün uzun vadeli avantajları arasında yer almaktadır.
Başarılı emzirmenin temelinde doğumdan sonraki ilk saat içinde emzirmeye başlanması ve anne ile bebeğin ten tene temas etmesi yer alır. Bebeğin sık sık emzirilmesi süt üretimini artırırken, annenin yeterli ve dengeli beslenmesi, yeterli sıvı tüketmesi ve dinlenmesi de süt miktarının korunmasına yardımcı olur. İlk günlerde gelen sütün az olduğu düşüncesiyle ek gıdaya yönelmek çoğu zaman gereksizdir. Çünkü kolostrum miktar olarak az olsa bile içerik bakımından son derece yoğun ve bebeğin ihtiyacına uygundur. Birkaç damla kolostrum bile bebeğin bağışıklık sistemini desteklemek için büyük önem taşır.
Anne ilk aylarda bebeğini her iki saate bir bebeği emzirmeli, ağlaması beklenilmemelidir. Emziren anne ortalama 800 ml süt salgılatmaktadır. Annenin günlük içtiği su miktarına ilave olarak 10 bardak su daha tüketmelidir. Annenin protein ve kalsiyum ihtiyacını karşılaması için süt, yoğurt, ayran, kefir, peynir, yumurta, eti yeterli tüketmelidir. Yeterli güneşlenerek D vitamini ve iyotlu tuz kullanarak iyot ihtiyacını karşılayabilir. Sütün miktarı azalmaması için sık sık emzirmeli, 3- 3,5 lite su, 4-5 porsiyon meyve, yeterli miktarda pişmiş sebze yemekleri tüketmeli ve komposto, hoşaf, bal, pekmez, sütlaç gibi sütlü tatlılar ve rezene ile desteklenebilir.
Emzirme Haftası vesilesiyle tüm anne adaylarına ve annelere en önemli mesaj şudur: Anne sütü, doğanın bebeğe sunduğu en güvenli, en ekonomik ve en mükemmel besindir. Yaşamın ilk anından itibaren verilen her damla anne sütü, bebeğin sağlıklı geleceğine yapılan değerli bir yatırımdır. Sağlıklı nesillerin yetişmesi için emzirmeyi desteklemek, anneleri doğru bilgilerle güçlendirmek ve toplumda anne sütü farkındalığını artırmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Unutulmamalıdır ki her emzirme, yalnızca bebeğin karnını doyurmak değil ona sağlık, güven ve sevgi dolu bir başlangıç sunmaktır.