Günümüzde kilo vermek ve daha ince bir görünüme kavuşmak isteyenlerin başvurduğu yöntemler arasında zayıflama ve bölgesel incelme cihazları da önemli bir yer tutuyor.
Özellikle sosyal medyada ve güzellik merkezlerinin tanıtımlarında kısa sürede yağ yakımı, bölgesel incelme ve sıkılaşma sağlayacağı belirtilen birçok farklı cihazla karşılaşabiliyoruz. Bu uygulamaların giderek daha fazla tercih edilmesi, beraberinde bu cihazların gerçekten kilo verdirip verdirmediği ve ne kadar etkili olduğu konusunda da soru işaretlerini getiriyor.
Öncelikle zayıflama cihazı olarak adlandırılan uygulamaların tamamının aslında kilo verme amacı taşımadığını bilmek gerekiyor. Bu cihazların önemli bir bölümü vücuttaki belirli bölgelerde bulunan yağ dokusunu azaltmayı, vücut çevresinde bir miktar incelme sağlamayı, cildin daha sıkı görünmesine yardımcı olmayı veya selülit görünümünü azaltmayı hedefliyor. Yani bu uygulamalar çoğunlukla kilo kaybından çok vücut şekillendirme ve bölgesel incelme amacıyla kullanılıyor. Bu nedenle fazla kilolu veya obez bir kişinin yalnızca bu cihazları kullanarak sağlıklı ve kalıcı şekilde kilo vermesini beklemek doğru değildir.
Günümüzde kullanılan cihazlar arasında farklı teknolojiler bulunuyor. Bunlardan biri kriyolipoliz olarak bilinen yağ dondurma yöntemidir. Bu uygulamada cilt altındaki yağ dokusu kontrollü bir şekilde soğutularak yağ hücrelerinin zarar görmesi hedefleniyor. Vücut zaman içerisinde zarar gören bu hücreleri ortadan kaldırıyor ve uygulama yapılan bölgede yağ dokusunda azalma meydana gelebiliyor. Özellikle karın, bel ve basen gibi bölgelerdeki sınırlı yağ birikimlerinin azaltılması amacıyla kullanılabiliyor.
Bir diğer yöntem radyofrekans cihazlarıdır. Radyofrekans enerjisi dokuların kontrollü şekilde ısıtılmasını sağlıyor. Bu uygulamalar yağ dokusunda bazı değişiklikler oluşturmanın yanında cildin daha sıkı görünmesine de katkı sağlayabiliyor. Ultrason teknolojisini kullanan cihazlarda ise ses dalgalarından yararlanılıyor. Bu yöntemle cilt altındaki yağ dokusunun azaltılması ve uygulama yapılan bölgede çevre ölçüsünün bir miktar küçültülmesi amaçlanıyor. Bunun yanında düşük seviyeli lazer veya ışık teknolojileri ile çalışan cihazlar ve elektromanyetik enerji kullanarak kasların kasılmasını sağlayan bazı sistemler de vücut şekillendirme amacıyla kullanılabiliyor.
Bu uygulamaların etkisi kişiden kişiye değişebiliyor. Yaş, vücut yağ oranı, uygulama yapılan bölgedeki yağ miktarı, beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktivite düzeyi gibi birçok faktör sonuçları etkileyebiliyor. Ayrıca elde edilen incelmenin doğrudan tartıdaki kilo kaybı anlamına gelmediğini de unutmamak gerekiyor. Bazı uygulamalar belirli bir bölgedeki yağ dokusunda azalma sağlayabilirken kişinin toplam vücut ağırlığında çok büyük bir değişiklik oluşturmayabiliyor. Bu nedenle cihaz uygulamasının sonucunu sadece tartı üzerinden değerlendirmek doğru olmayacaktır.
Zayıflama ve bölgesel incelme cihazları herkes için uygun değildir. Özellikle hamile ve emziren kişilerde, bazı kronik hastalıklarda, uygulama bölgesinde enfeksiyon veya cilt problemi bulunan kişilerde ve kullanılan cihazın teknolojisine göre kalp pili veya başka elektronik tıbbi cihaz taşıyan kişilerde dikkatli olunması gerekiyor. Bazı cihazların kullanımında vücutta bulunan metal materyaller de önem taşıyabiliyor. Bu nedenle herhangi bir cihaz uygulamasına başlamadan önce kişinin sağlık durumu değerlendirilmelidir. Özellikle kronik hastalığı veya düzenli kullandığı ilaçları bulunan kişilerin doktoruna danışması önemlidir.
Bu uygulamaların tamamen risksiz olduğunu düşünmek de doğru değildir. Kullanılan teknolojiye bağlı olarak uygulama sonrasında kızarıklık, şişlik, morarma, ağrı, hassasiyet, uyuşma veya ciltte geçici değişiklikler görülebiliyor. Daha nadir durumlarda yanık, sinir hasarı, cilt renginde değişiklik veya uygulama yapılan bölgede şekil bozukluğu gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Özellikle yağ dondurma uygulamasında nadir görülen paradoksal yağ hiperplazisi adı verilen bir komplikasyonda yağ dokusu küçülmek yerine büyüyebiliyor. Bu nedenle uygulamanın eğitimli ve yetkin kişiler tarafından, uygun koşullarda ve güvenliği kanıtlanmış cihazlarla yapılması büyük önem taşıyor.
Asıl üzerinde durulması gereken konu ise zayıflama cihazlarının sağlıklı beslenmenin yerini tutamayacağıdır. Fazla kilo yalnızca vücudun belirli bir bölgesinde biriken yağlardan oluşan bir sorun değildir. Kişinin günlük beslenme alışkanlıkları, aldığı enerji miktarı, fiziksel aktivitesi, uyku düzeni ve yaşam biçimi kilo yönetiminde önemli rol oynar. Bu nedenle kalıcı kilo kaybı hedefleniyorsa öncelikle yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığının oluşturulması gerekir.
Günlük beslenmede sebze ve meyvelere, tam tahıllı ürünlere, kurubaklagillere, yeterli protein kaynaklarına ve sağlıklı yağlara dengeli şekilde yer verilmelidir. Şekerli içecekler, aşırı yağlı ve yüksek kalorili yiyecekler sınırlandırılmalı, porsiyon kontrolüne dikkat edilmelidir. Bunun yanında kişinin yaşına, cinsiyetine, sağlık durumuna ve enerji ihtiyacına uygun düzenli fiziksel aktivite de yaşamın bir parçası haline getirilmelidir. Gerektiğinde diyetisyen desteği alınarak kişiye özel bir beslenme programı oluşturulması, kilo kaybının sağlıklı ve sürdürülebilir olması açısından oldukça değerlidir.
Zayıflama cihazlarını tamamen etkisiz olarak değerlendirmek de mucizevi bir çözüm olarak görmek de doğru değildir. Uygun kişilerde ve doğru amaçla kullanıldığında bölgesel yağlanmanın azaltılmasına ve vücut şekillendirmeye katkı sağlayabilirler. Ancak bu cihazlar sağlıklı beslenmenin, düzenli fiziksel aktivitenin ve sürdürülebilir yaşam tarzı değişikliklerinin alternatifi değildir. Sağlıklı bir vücuda ulaşmanın yolu yalnızca bir cihazdan geçmez. Asıl hedef tartıdaki rakamı kısa sürede düşürmek değil, sağlıklı beslenme ve yaşam alışkanlıklarını uzun vadede sürdürülebilir hale getirmek olmalıdır.