Diyarbakır’da yapımı yaklaşık 2 yıldır tamamlanamayan okul binası resmen kaderine terk edildi. Peki bunun sorumlusu kim ve bu çocuklar neden mağdur ediliyor?
Diyarbakır’ın her geçen gün büyüyen, gelişen ve yeni yerleşim alanlarıyla dikkat çeken bölgesi Kayapınar Talaytepe’de, neredeyse iki yıldır tamamlanmayı bekleyen bir okul binası var. Dışarıdan baktığınızda gıcır gıcır bir eğitim yuvası olması gereken yapı, maalesef açılış kurdelesi dahi kesilmeden kaderine terk edilmiş durumda.
Peki ya kamu zararı? Peki ya o mahallede okul yolunu gözleyen yüzlerce çocuk ve aileleri?
Diyarbakır gibi derslik başına düşen öğrenci sayısının düşürülmesi için yoğun çaba harcanan bir kentte, inşaatı bitmiş ama eksikleri yüzünden kapısına kilit vurulmuş bir okulu iki yıl boyunca atıl bırakmak hangi mantığa sığar?
Eksik iş varsa bunun hukuki yolları bellidir. Şartnameye uyulmadıysa teminat irat kaydedilir, eksikler hızlıca tamamlatılır veya kamu eliyle bitirilip bedeli firmadan tahsil edilir.
Dosyalar raflarda, yazışmalar masalarda beklerken, o bina gün geçtikçe bakımsızlıktan ve tahribattan harabeye dönüyor. Yani milli servet, göz göre göre çürümeye terk ediliyor.
Talaytepe sakinleri haklı olarak tepkili. Yaklaşan her yeni eğitim-öğretim dönemi öncesi verilen sözlerin, tutulmayan vaatlerin yorgunluğu var üzerlerinde. Çocuklarını uzak mahallelere taşımak zorunda kalan veliler soruyor: "Bu bina neden çürümeye bırakıldı?"
Yerel yönetimlerin, mülki idarecilerin ve Milli Eğitim yetkililerinin bu süreci sadece bir "müteahhit uyuşmazlığı" olarak görmekten vazgeçmesi gerekiyor. O bina sıradan bir beton yığını değil; bu kentin çocuklarının geleceğidir.
Yetkililere çağrımız net: Hukuki süreç her ne ise yürütülürken, bu eğitim yuvasının çürümesine daha fazla seyirci kalınmamalı. O okulun kapıları bir an önce öğrencilere açılmalı.