İşte o kaderine terk edilmiş, unutulmaya yüz tutmuş yapılardan biri de Diyarbakır’ın tarihi sur ilçesindeki Çifte Han’dı.

Diyarbakır Sur ilçesinde ne zaman adım atsanız, bastığınız her taşın altından yüzlerce yıllık bir hikâye fısıldar kulağınıza. Ancak ne yazık ki bu hikâyelerin bir kısmı, zamana ve ilgisizliğe yenik düşerek kaybolup gitme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.

Çifte Han (Borsa Hanı), sadece harçla bir arada tutulan iki sıradan duvar ya da eski bir ticaret mekânı değil. O; İpek Yolu üzerindeki bu kadim kentin tüccarlarını, seyyahlarını, ustalarını ve hikâyelerini barındıran canlı bir hafıza mekanı. Sur’un o kendine has dokusu içinde yok olmaya yüz tutmuş her yapı, aslında Diyarbakır’ın ruhundan kopan bir parçadır.

çifte han (8)

Son yıllarda Suriçi’nde yürütülen ihya ve restorasyon çalışmalarında zaman zaman aksaklıklar, bürokratik gecikmeler veya aslına uygunluk tartışmaları yaşandığı bir gerçek. Ancak Çifte Han’ın akıbetinin belli olması ve atıl durumdan kurtarılması yönündeki irade, kentin tarihi mirası adına umut verici bir adımdır.

Burada asıl mesele şudur: Restorasyon bittiğinde Çifte Han nasıl nefes alacak?

Taş binaları restore etmek işin sadece ilk adımıdır; asıl ustalık o yapılara ruh katabilmektir. Çifte Han, rant kaygılarına ya da işlevsiz bir betonlaşmaya kurban edilmeden; kentin kültürüne, sanatına, yerel esnafına ve insanına dokunan yaşayan bir merkeze dönüştürülmelidir.

Suriçi’nin sokaklarında yürürken çürüyen, yıkılan değil; ayağa kalkan, ışıkları yanan yapılar görmek bu kentin en büyük hakkıdır. Çifte Han için alınan bu kararın takipçisi olmak ve projenin aslına uygun şekilde tamamlanıp kente kazandırılmasını izlemek de bizlerin görevidir.

Diyarbakır’ın geçmişine sahip çıkmak, geleceğine yapılan en büyük yatırımdır. Dileriz Çifte Han’ın kapıları en kısa sürede yeniden hayatla buluşur.