Bazı günler vardır ki sadece bir bayram değildir, aynı zamanda bir halkın hafızasıdır. Newroz da Kürtler için tam olarak böyle bir gündür.

Her yıl 21 Mart geldiğinde; Dağlardan ovalara, köylerden şehirlere ateşler yakılır. Bu ateş sadece baharın gelişini karşılamak için yakılan bir ateş değildir. O ateş, yüzyıllardır süren bir hatırlayışın sembolüdür. Bir halkın kimliğini, tarihini ve var olma iradesini hatırlamasıdır.

Newroz’un anlamı biraz da burada gizlidir.

Çünkü bir halkın ayakta kalabilmesi sadece nüfusuyla ya da coğrafyasıyla ilgili değildir. Asıl mesele, o halkın kendi kimliğinin farkında olmasıdır. Yani ulusal bilince sahip olmasıdır. Ulusal bilinç, bir halkın kendisini tanımasıdır; dilini, kültürünü ve tarihini sahiplenmesidir.

Kürtler için bugün en önemli meselelerden biri de budur. Ulusal bilincin güçlenmesi ve bunun doğal sonucu olarak ulusal birliğin güçlenmesi.

Çünkü birlik, bir halkı halk yapan en güçlü bağdır. Farklı şehirlerde, farklı bölgelerde yaşayan insanlar aynı duyguda buluşabiliyorsa, aynı geleceği kurma iradesini taşıyabiliyorsa, işte o zaman gerçek anlamda bir ulusal güç ortaya çıkar.

Newroz ateşinin etrafında toplanan insanlar aslında bunun sembolünü yaşatırlar. O ateşin etrafında insanlar sadece bir bayramı kutlamaz; aynı zamanda aynı kimliğin, aynı kültürün ve aynı kaderin parçası olduklarını hissederler.

Bu halkın kültürü de zaten yüzyıllardır bu topraklarda şekillenmiştir.

Bu coğrafyada yaşam, büyük ölçüde toprağa bağlıdır. Bu topraklarda buğday yetişmiş, mercimek ekilmiş, bağlar kurulmuş, sürüler yaylalara çıkmıştır. Tarım sadece bir geçim yolu olmamış; aynı zamanda bir yaşam biçimine dönüşmüştür. İnsan ile toprak arasında güçlü bir bağ oluşmuştur.

Bu yüzden Newroz’un baharla birlikte kutlanması tesadüf değildir. Çünkü bahar doğanın yeniden uyanışıdır. Toprağın yeniden canlanmasıdır. Çiftçinin yeniden tarlaya çıkması, tohumun yeniden umutla toprağa bırakılmasıdır.

Aslında Newroz’un verdiği mesaj da budur:
Her karanlık dönemin ardından bir bahar mutlaka gelir.

Bugün Newroz ateşleri yakılırken, bu ateş bize sadece geçmişi hatırlatmaz. Aynı zamanda geleceğe dair bir sorumluluğu da hatırlatır.

Bir halkın güçlü olmasının yolu ulusal bilincini korumasından ve birliğini büyütmesinden geçer.
Birliğini koruyan halklar ayakta kalır.
Kimliğine sahip çıkan halklar geleceğini kurar.

Belki de Newroz’un yüzyıllardır yaşamasının nedeni budur. Çünkü o ateş sadece bir gelenek değildir; bir halkın hafızasıdır.

Ve o hafıza bize her yıl aynı şeyi hatırlatır:

Birlik olduğumuz sürece güçlüyüz.
Kültürümüze sahip çıktığımız sürece varız.
Toprağımızla bağımız sürdükçe geleceğimiz vardır.
Newroz kutlu olsun.

Heta em yek bin em hêzdarin.
Heta em çanda xwe biparêzin em hene.
Heta têkiliya me bi axa xwe re bidome, pêşeroja me heye.
Newroz pîroz be.