İslam’a göre hasta ziyaretinin önemi ve fazileti nedir?-4

Peygamberimizin Hastalar İçin Tavsiye Ettiği Dua

Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hasta olan ashâbına bâzı duâlar öğretmiştir. Nitekim Osman bin Ebi’l-Âs, vücûdunda hissettiği bir ağrıdan dolayı Rasûlullâh’a şikâyette bulunduğunda, Allah Rasûlü ona şu tavsiyede bulunmuştur:

 

“–Vücûdunun ağrıyan yerine elini koy ve üç kere «Bismillâh» de. Yedi kere de:

 

«Bendeki bu hastalığın ve sakındığım şeylerin şerrinden Allâh’ın izzet ve kudretine sığınırım.» de!” (Müslim, Selâm, 67)

 

Fahr-i Kâinât Efendimiz’in bu tavsiyesini aynen tatbik eden Osman bin Ebi’l-Âs -radıyallâhu anh- daha sonra şöyle der:

 

“Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in öğrettiği gibi yaptım, Allah hastalığıma şifâ ihsân eyledi. Bundan sonra bu duâyı devamlı olarak âileme ve diğer insanlara tavsiye ettim.” (Ebû Dâvûd, Tıb, 19)

 

Lâkin duâların, samîmiyet ve amel-i sâlihlerle takviye edilmesi şarttır. Böyle ihlâsla îfâ edilen duâlar, Rabbimizin lutuf ve keremiyle kabul edilir.

 

Peygamberimizin Ziyaret Ettiği Hasta Sahabiler

Abdullah bin Abbâs -radıyallâhu anhümâ- der ki:

 

“Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, bir hastayı ziyâret etti ve:

 

«–Canın ne çekiyor?» diye sordu. Hasta:

 

«–Buğday ekmeği!» dedi. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- çevresindekilere:

 

«–Kimin yanında buğday ekmeği varsa kardeşine göndersin!» buyurdu. Sonra da:

 

«–Şayet hastanız bir şey arzu ederse, ondan yedirin!» buyurdu.” (İbn-i Mâce, Cenâiz, 1)

 

***

 

Enes -radıyallâhu anh- şöyle anlatır:

 

“Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- son derece zayıflamış bir hastayı ziyâret etti ve:

 

«–Allâh’a bir şey için duâ ediyor muydun veyâ O’ndan bir şey istiyor muydun?» diye sordu. Hasta:

 

«–Evet, Allâh’ım, bana âhirette vereceğin cezâyı bu dünyada hemen peşin olarak ver, diye duâ ederdim.» dedi. Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

 

«–Sübhânallah! Senin buna gücün yetmez. Şöyle duâ etseydin olmaz mıydı:

 

“...Rabbimiz! Bize dünyâda da iyilik ver, âhirette de iyilik ver ve bizi cehennem azâbından koru!” (el-Bakara, 201)»

 

Bunun üzerine o zât bu duâyı yaptı ve şifâ buldu.” (Müslim, Zikir, 23; Tirmizî, Deavât, 71/3487)

 

***

 

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, hasta bir bedevîyi ziyâret etmişti. Her hastayı ziyâret ettiğinde yaptığı gibi onu da:

 

“Geçmiş olsun, hastalığın günahlarına keffâret olur inşâallah!” buyurarak tesellî etti. (Buhârî, Tevhîd, 31)

 

***

 

Selman -radıyallâhu anh- şöyle anlatır:

 

“Ben hasta iken Allah Rasûlü -aleyhissalâtü vesselâm- ziyâretime gelmişti. Çıkarken:

 

«Ey Selman! Allah sıkıntılarını gidersin, günahını affetsin. Ölünceye kadar dînine kuvvet, bedenine sıhhat versin!» buyurdu.” (Heysemî, II, 299)

 

***

 

Sa’d bin Ebî Vakkâs -radıyallâhu anh- şöyle anlatır:

 

“Vedâ Haccı yılında (Mekke’de) yakalandığım şiddetli bir hastalık sebebiyle Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ziyâretime geldi. O’na:

 

«–Yâ Rasûlallah! Gördüğün gibi çok rahatsızım. Ben zengin bir adamım. Bir kızımdan başka mirasçım da yok. Malımın üçte ikisini sadaka olarak dağıtayım mı?» diye sordum. Hazret-i Peygamber:

 

«–Hayır!» buyurdu.

 

«–Yarısını dağıtayım mı?» dedim. Yine:

 

«–Hayır!» buyurdu.

 

«–Ya üçte birine ne buyurursun, yâ Rasûlallah?» diye sordum.

 

«–Üçte birini dağıt! Hattâ o bile çok. Mirasçılarını zengin bırakman, onları muhtaç bırakıp da halka avuç açtırmaktan hayırlıdır. Allah rızâsını düşünerek yaptığın harcamalara, hattâ yemek yerken eşinin ağzına verdiğin lokmalara varıncaya kadar hepsinin mükâfâtını alacaksın.» buyurdu.

 

«–Yâ Rasûlallah! Arkadaşlarım gidip de ben kalacak mıyım? (Burada ölecek miyim?)» diye sordum.

 

«–Hayır, sen burada kalmayacaksın. Allah rızâsı için güzel işler yaparak yükseleceksin. Allah’tan öyle umuyorum ki, daha nice yıllar yaşayarak kimi insanlar (mü’minler) senden fayda, kimileri de (kâfirler) zarar görecektir…» buyurdu.” (Buhârî, Cenâiz 36, Vesâyâ 2, Nafakât 1, Merdâ 16, Deavât 43, Ferâiz 6; Müslim, Vasıyyet 5)

 

Diğer bir rivâyette Hazret-i Sa’d şöyle demiştir:

 

Hastalığımda Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- beni ziyârete geldi ve üç defâ:

 

“Rabbim, Sa’d’ı iyileştir!” diye duâ buyurdu. (Müslim, Vasâyâ, 8)

 

Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Hazret-i Sa’d’ın bu hastalık sebebiyle ölmeyeceğini, daha nice hizmetler yapacağını ifâde buyurarak bir mûcize daha göstermiştir. Çünkü hakîkaten Sa’d -radıyallâhu anh- bundan sonra 45 sene daha yaşamış, İslâm’a ve müslümanlara pek çok hizmetler etmiş ve savaşlara katılmıştır.

 

Peygamberimizin Şifa Duası

Âişe -radıyallâhu anhâ-’dan rivâyet edildiğine göre Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, âile efrâdından biri hastalanınca, sağ eliyle hastayı sıvazlar ve şöyle duâ buyururdu:

 

“Ey bütün insanların Rabbi olan Allâh’ım! Bunun ıztırâbını giderip şifâ ver. Şifâyı veren ancak Sen’sin. Sen’in şifândan başka şifâ yoktur. Buna, hiçbir hastalık izi bırakmayacak şekilde şifâ ihsân eyle!” (Buhârî, Merdâ 20, 38, 40; Müslim, Selâm 46-49)