İslam’a göre hasta ziyaretinin önemi ve fazileti nedir?-9

Hastalara Hizmet

Hak dostu Mûsâ Efendi -kuddise sirruh- âdeta mâye-i merhametle yoğrulmuş bir fıtrat-ı selîmeye sâhipti. Fakir-fukarânın hasta olanları için açılmasına vesîle olduğu Hüdâyî Kliniği’nde tâkati yerinde olup da fiilen hizmet edemediğine teessüf eder, büyük bir iştiyakla:

 

“–Gücüm yerinde olsa, gider hastalara bi’l-fiil hizmet ederdim.” derdi.

 

Aynı merhamet sâikıyla:

 

“–Kimsesizleri barındırmamız ve onlara hizmet etmemiz îcâb eder. Aksi hâlde Hak katında mes’ûlüz.” diyerek yakınlarıyla beraber kurduğu Hüdâyî Huzur Evi de, onun engin şefkatinin bir tezâhürü idi.

 

Hasta Bir Gencin Babasına Mektubu

Batılı seyyah Hunke’nin, müslüman hastahânesinde yatmakta olan bir gencin babasına yazdığı mektubundan aldığı şu bölümler, müslümanların hasta ve dertlilerle meşgul olmadaki hassâsiyetine ne güzel bir misâldir:

 

“Babacığım! Benim paraya ihtiyacım olup olmadığını soruyorsun. Taburcu edilirsem, hastahâneden bana bir kat yeni elbise ve hemen çalışmaya başlamak zorunda kalmayayım diye beş altın verecekler. Onun için davar satmana gerek yok…

 

Canım buradan çıkmak istemiyor. Yataklar yumuşak, çarşaflar bembeyaz, battaniyeler kadife gibi. Her odada çeşme var. Soğuk gecelerde bütün odalar ısıtılıyor. Bizleri tedâvî edenler, çok şefkatli ve merhametli kimseler. Hemen her gün midesi hazmedenlere kümes hayvanları ve koyun kızartmaları veriliyor. Komşum, leziz piliç göğüslerinden birkaç gün daha tadabilmek için, tam bir hafta boyunca sanki iyileşmemiş gibi tavır takınmıştı. Lâkin başhekim şüphelendi ve sıhhatinin delili olarak bir bütün ekmekle tavuğu yemesine müsâade ettikten sonra, onu evine gönderdi. İşte benim de son kızartılmış tavuğum önüme konmadan önce hemen gel!..”