Müslüme

Elim klavyeye bir türlü gitmiyor. Yazmaya çalışıyorum ama olmuyor.

Ne yazacağımı ne diyeceğimi bilmiyorum. Zor da olsa yazmalı!..

“Sessiz kalmak onaylamaktır. “diyorum.

Tepki göstermemek, sessiz kalmak, isyan etmemek, haykırmamak,

karşı gelmemek onaylamaktır; bunları biliyorum.

Moğollar grubu, şarkılarında ;“Bir şey yapmalı!” diyordu.

“Bir şey yapmalı!” diyerek, klavyenin tuşlarına zor da olsa basıyorum.

Köylerde, şehirlerde, ülkeler ve de anakaralarda(kıtalarda) yaşanan

olaylar ve olayların niteliği, şekli ve de nedeni; o yerlerin aynasıdır.

Yaşanan olaylarla özdeşleşir toplumlar.

Olaylar neyse toplumlar da odur.

Müslüme, sözün bittiği yerdir.

Ne denilebilir ki!

Kolay değil mi? “Avrupa da ahlak yok! Onlar hepten ahlaksız!” ya da

ne bileyim Japonlara, Çinlilere, “Tanrı tanımaz, bunlar hepten ateist”,

Afrikalılara, “medeniyetten bihaber bunlar!” demek.

Dönüp kendimize bakmalıyız…

 

Biz neyiz…

Neyiz biz…

Suçluyuz her birimiz…

Başkaları kötü, biz çok iyiyiz yalanına yıllarca inanıp bu yalanlarla

barışık bir şekilde yaşadığımız için suçluyuz.

Hiç özeleştiri yapmayıp; “bizim de yanlışlarımız var” demeyip

kendimizde suç aramadığımız için suçluyuz.

Değişmediğimiz, dönüşmediğimiz için suçluyuz.

İnsan gibi insan olmadığımız için suçluyuz…