Küresel ekonomik kriz devam ederken Türkiye, 18 Haziran 2023’te hem genel seçim hem de cumhurbaşkanlığı seçimi için sandık başına gidecek.

Seçim tarihine aylar kala siyasi partilerin seçim çalışması da sürüyor. Hiç şüphesiz siyasi partililer kadar seçmen de önümüzdeki seçimleri iple çekiyor.

Özellikle de son 2-3 yıldır yaşanan küresel ekonomik krizden nasibini almayan neredeyse kalmadı.  Türkiye’deki bu ekonomik krizden ise mevcut iktidarı (AK Parti’yi) sorumlu tutan HDP ve ‘6’lı masa’ diye nitelendirilen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Demkrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun 2023 seçimlerinden bir hayli umutlu olduklarını görebiliyoruz.

Küresel ekonomik krizin ülkedeki tek sorumlusunun AK Parti olduğunu iddia edip bunu fırsata dönüştürmenin peşinde olan ve bu ekonomik krizin kendilerine 2023 seçimini kazandıracağının pembe hayalini kuran 6’lı masa ve ortağı HDP’nin belirleyeceği cumhurbaşkanı ortak adayı şayet önümüzdeki seçimi kazanırsa acaba ülkede neler olacak, neler değişecek? Ya da bir değişim ve bir gelişim olacak mı?

Cumhurbaşkanı ve aynı zamanda Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan olan AK Parti’nin seçimleri kaybetmesi ya da muhalefetin deyimiyle Erdoğan’ın gitmesi ülkenin mevcut durumunu olumlu olarak değiştirebilecek mi?  Peki, Erdoğan’ın gidip yerine muhalefet ve ortaklarının gelmesi ülkeyi bugünkünden daha da kalkındırabilecek mi, toplumun, halkın refahını daha da artırabilecek mi yoksa tam aksine Erdoğan’ın gitmesiyle ülke daha mı batacak, daha da mı dışa bağımlı olacak, ekonomik kriz daha da mı derinleşecek, açlık, yoksulluk daha da mı artacak,  yaşam kalitesi daha da mı düşecek?  Bütün bu sorular seçmenin kafasını karıştırıyor ve hangi partiye oy vermesinde onu kararsız kılıyor.  

Kırmızı çizgilerini ve politikalarını görmezden gelerek her alanda işbirliği içinde olan 6’lı masa ve HDP; AK Parti’ye seçim kaybettirirse ülkeyi daha da refaha kavuşturabilecekler mi? Küresel ekonomik krizden ötürü ülkedeki gariban halka kol kanat gerebilecekler mi? Son yıllarda zor günler yaşayan halka daha güzel, daha aydınlık daha kaliteli bir yaşam sunabilecekler mi?  Türkiye’yi özellikle de ekonomik alanda kalkındırabilecekler mi? 6’lı masa ve HDP; din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımı yapmaksızın herkese şefkat elini, yardım elimi uzatabilecekler mi? Halkın dertleriyle dertleşip dertlerine derman olabilecekler mi? Halka hizmet etmeyi en öncelikli görev olarak görebilecekler mi?

Diyelim ki HDP ve 6’lı masa belirleyecekleri ortak adayları ile seçimi kazanıp iktidara geldi. Peki bu partiler; Türkiye’yi dünya ülkelerine karşı şu anki durumdan daha iyi bir pozisyona getirebilecekler mi ya da getirebilecek kabiliyet ve cesaretleri var mı, olabilecek mi? Bugünkü mevcut iktidar döneminde Türkiye’ye boyun eğmeyen, saygı göstermeyen, Türkiye’den korkup çekinmeyen, Türkiye’yi bir dünya gücü olarak görmeyen hiçbir ülke neredeyse yokken,  HDP ve 6’lı masa, kendi iktidarlarında bu saydıklarımın tümünü devam ettirebilecekler mi ya da bunların daha fazlasını yapabilecekler mi yahut da bunları yapabilecek güçleri olabilecek mi?

Eski Türkiye’yi dünya ülkeleri arasında her alanda kalkındırıp geliştiren, hak hukuk çerçevesinde her ülkeye sözünü geçiren, tüm terör örgütleriyle içte ve dışta haklı ve amansız bir mücadele vererek ülkede huzur, güven ve asayişi sağlayan ve her alanda vatandaşına derman olmaya çalışan AK Parti’nin son 20 yılda yaptıklarını bu partiler kendi iktidarlarında acaba yapabilecekler mi? Bunları yapabilecek siyasi kabiliyet ve dilleri var mı ya da varsa kullanabilecekler mi? Gelişmiş Türkiye’yi ekonomik, siyasi, toplumsal, kültür-sanat, spor, sağlık kısacası her alanda kalkındırabilecekler mi?

Ekonomik kriz ve artan fahiş fiyatlardan AK Parti’yi hedef ve sorumlu gösteren HDP ve 6’lı masa şayet ülkenin başına (iktidara) gelirse, vatandaşları bu durumdan kurtarabilecekler mi? Fahiş fiyatları düşürebilecekler mi, ekonomik sorunları çözebilecekler mi?

Bugün ekonomik krizden yakınan, aç kalıp eve ekmek götüremediğini söyleyen, fatura ve kredilerini ödeyemeyen, tarlada ekimini yapamayan vatandaşların sorunlarını haklı bulup bunlara bir çare bulabilecekler mi kendi iktidarlarında?  Halkın her türlü sorunlarına kulak verip sorunlarıyla ‘sosyal devlet anlayışı’nın bir gereği olarak uğraşabilecekler mi?

Bugün AK Parti’yi her alanda eleştiren, onun tüm plan, proje, yatırım ve çalışmalarına karşı çıkıp bunları yanlış gören herkesin yanında olduğunu dile getiren ve bugüne kadar hiçbir kalıcı eseri olmayan HDP ve 6’lı masada yer alan parti liderlerinin şayet iktidar olurlarsa ülkenin daha da gelişmesi için plan ve kalkınma projeleri var mı ya da olabilecek mi? 

Bugün ekonomik sorunlar yüzünden halkın AK Parti’den soğuduğunu iddia eden HDP ve 6’lı masanın bu ekonomik sorunu fırsata çevirip iktidara geleceğini düşünmesi bana göre oldukça anlamsızdır. Çünkü iktidar olmak iktidara gelmek bu kadar basit değildir. AK Parti’nin bir alanda başarısız olduğunu iddia etmek onun iktidardan düşeceği, seçimi kaybedeceği, ülkeyi artık yönetemeyeceği anlamına gelmez, gelmemeli bence.

İktidara gelip ülkeyi yönetmek için öncelikle hiç kimsenin aşamayacağı kırmızı bir çizginiz, asla taviz verilemeyecek saygınlık, duruş ve prensibiniz, herkese ve her ülkeye söz geçirecek keskin bir sözünüz, bir lisanınız olmalı. Olmalı ki, karşı taraf ve insanlar sizi ciddiye almalı, adam yerine koymalı, sizi sadece ormanda değil her yerde gezen ve her zaman düşmanına korku, dostlarına da güven veren bir aslan olarak sizi hafızalarına kazımalıdır. Eğer ki bunlar herhangi bir partide yoksa o parti-ler değil ülkeyi kendisini bile yönetemez.

Seçmen, yukarıda dile getirdiğim soruların cevaplarını iktidara geleceklerinden oldukça umutlu olan HDP ve 6’lı masadan seçimden önce alamazsa kanaatimce 2023 seçimlerinde her seçmen ona göre hareket edip oy kullanacaktır. Seçmen ülkenin sadece ekonomik yönden değil her alanda, her yönden gelişip kalkınmasını istiyor. Çünkü halk ya da her seçmen bugün her alanda gelişen bir Türkiye’nin yarın da daha da gelişip kalkınmasını istiyor haklı olarak. Halkına ve ülkesine gerçekten derman ve çare olmaya, onların elinden tutmaya, dertleriyle dertleşip sevinciyle sevinmeye hangi parti gerçekten samimi olarak talipse ülkeyi onun yönetmesini isterim şahsen.