Kar ve İnsan
Yılın ilk karı şehrimizin dağlarını, ovalarını, caddelerini, sokaklarını beyaza bürüdü. Gözle görünmeyecek kadar küçük ve benzersiz bir yapıya sahip olan kar kristalleri bir araya gelip kar taneleri şeklinde gökyüzünden düşerken onları izlemek son derece huzur ve keyif veriyor. Her biri ayrı rotada, ayrı noktada yol alıp yerde buluşuyorlar. Sonra durup düşünüyor insan, yeryüzünde geçirecekleri süre sınırlı. Kimisi birkaç saniye, kimisi birkaç dakika, kimisi birkaç gün, kimisi ise birkaç ay yeryüzünde yapısı bozulmadan kalacak. Bu doğa olayının halen daha bilimsel araştırmaların konusu olması güncelliğini korumaktadır.
Bunları düşünürken benzer bir durumun insanda olduğu da hemen fark ediliyor. Her birimiz ayrı rotalarda, ayrı noktalarda, ayrı coğrafyalarda kar taneleri gibi benzersiz birer birey olarak yeryüzünde buluşuyoruz. Geçirdiğimiz zaman da kar tanelerininkine baktığımızda aynı sayılabilecek düzeyde. Kimimiz bir saniye, kimimiz birkaç dakika, kimimiz birkaç gün, kimimiz birkaç ay, birkaç yıl bu dünyada misafir oluyoruz. Ömür göz açıp kapayıncaya kadar.
Kar taneleri eriyip yapısını değiştirince toprağa karışacak, bitkilere can olacak zamanı geldiğinde de tekrar buharlaşıp gökyüzüne çıkacak kim bilir tekrar nerede ve ne zaman başka hayatlara can olacak. İnsanoğlu da yeryüzünde geçirdiği bu sınırlı sürede tıpkı kar taneleri gibi kimi zaman ince uzun bir vadiden diyar diyar akıp gidecek, kimi zaman başka hayatlara can olacak, kimi zaman hayat kurtaracak… Sonunda kar taneleri gibi zamanı geldiğinde tekrar dönecek.
İşte kar tanelerine benzeyen bu ömrümüzü en güzel şekliyle değerlendirmek, yan yana, birlik içinde, kırmadan dökmeden, arkamızda bir hoş seda bırakarak yolculuğumuzu tamamlamak gerekir. Kar tanelerinin verdiği huzur ve refahın gönlünüze dolması dileğiyle sağlıkla kalın.