MEZOPOTAMYA –11
Dünyada insanlık tarihi oluşurken, savaşlar, barışlar, inançlar, farklı kültürler, depremler, sel baskınları, kazalar gibi pek çok farklı evreler geçirmiştir. Önemli olan bu evrelerin, toplumların hayat akışlarını değiştiren ve hatta kimi zaman, hayatlarına sil baştan yön veren durumları ile tarihi anlatmanın en önemli yolları olmuştur.Eskiye yönelik izleri taşıyan ve arkeolojik kazılarda çıkan tabletler,çanak çömlekler, küpler, takılar ve benzeri eşyalar yine tarihin bize bıraktıklarıdır. Mezopotamya medeniyetlerinde, kültürleri taşıyan toplulukların yaşamış olduğu bölgelerde pek çok şehirler ortaya çıkmıştır.
Mezopotamya "Irmaklar arasındaki ülke" olarak da adlandırılır.Burada yaşamış olan kültürler ve medeniyetler, doğduğu toprakların dışında da, kendi çevresindeki yerlere, kendisine ait yaşam tarzları ile ilgi çevresini etkilemiştir. Özellikle Doğu Akdeniz, Suriye, Filistin, Arabistan Yarımadası, İran ve Anadolu’daki topluluklar bu durumdan etkilenen yerler arasındadır. Bundan dolayı bu bölgeye medeniyetler beşiği de denilmiştir.
Eskiden günümüze ışık tutan, tekerleğin bulunmasıyla günümüzde son model araçların olması, yazının bulunmasıyla birlikte büyük oranda iletişi ağının gelişmesi ve insanların birbirleriyle anlaşmalarının kolaylaşması, yazının şiir sanat ve edebiyatta yer alması sözlü olarak anlatılan şeylerin yazıya dökülmesi yine bunların yanında matematik, astronomi ve diğer bilimlerin gelişmesiyle dünyamızın bugüne gelmesi bu ve buna benzer önemli buluşların sebep olduğunu, bu dönemin, medeniyetleri ile günümüze yön verdiğini, hepimiz biliriz.
Mezopotamya’ ya özgü, o dönemlere ait toplumların yaşayışları ile ilgili belli başlı destanlar da anlatılmaktadır.
Bu destanlar arasındatarihin en eski yazılı destanlarından olan Gılgamış Destanı56 kil tablete Akad çivi yazısı ile kaydedilmiştir. Gılgamış destanı Mezopotamya devletleri arasında en önemli eserlerden biridir.Sümerler tarafından yazılmıştır.Ölümsüzlüğü arayan bir kralın öyküsünü anlatır.Destanda yer alan kral Gılgamış o dönemin krallarından biri olup M.Ö. 28.yüzyılda Mezopotamya’daki Uruk kentinde krallığını yerine getirmiştir. Ölümsüzlüğün ve bilginin peşinde olan insandan bahseden ve bu insanı destanlaştırarak anlatan Gılgamış Destanı, Kral Gılgamış’ın ölümünden bin yıl kadar sonra yazılarak günümüze taşınmıştır.
Her destan kendi döneminden günümüze bilgiler verir bize. Bu destanlar arasında, tarihte bilinen en eski medeniyetlerden olan Sümerlerinyaşayışları hakkında bilgi veren,dünyanın ve insanın yaratılmasını esas alan, yaratılış destanı, insanın cennetten kovulması ile ilgili konuları, Sümerler ile eski Türklerin arasında çok benzer ve bazen mutabık denebilecek inançları anlatmaktadır.
Mezopotamya ile ilgili pek çok destanlar anlatılmıştır. Bilinen bu destanlarda Yine Mezopotamya’yı anlarız.
Mezopotamya bölge olarak çok geniş alanlara etki etmiş, medeniyetleri ile diğer kültürleri etkilemiş olmuş, tarihte önemli evreler sahip bir yerdir.
Unutmayalım ki tarihini bilmeyen kendini bilemez, kendini bilmeye ise kimliğini bulamaz.