Tedavi İle İlgili İnançlar

Tedavi ile ilgili inançlar, hastalığın türüne göre

farklılık göstermektedir. Hastalıklar ve tedavileri

şu sekildedir. Gözünde gelincik çıkan bir kimse,

bu rahatsızlığının giderilmesi için, amcasının

oğluyla evlenmis bir bayanın saçlarının tellerini,

gelincik çıkan yere sürmeli, sürdüğü sırada da şu

sözleri söylemelidir. “Ben kör oldum amcamın

oğlunu aldım, sen niye kör olup bu gözde çıktın.”

Bazı yerlerde rahatsızlığın geçmesi için, ikiz çocuk

doğurmuş bir bayanın saçı veya elbisesi gelincik

çıkmış göze sürülür. Kızamık olan bir kimsenin

bütün elbiseleri ve yatağı kızamık geçinceye kadar

kırmızı renkte olmalıdır. Kızamığın dışarı atması

için hastaya kırmızı renk seker verilir. Sarılık hastalığı,

ağır ve yaygın olmasından olsa gerek, hastalığın

tedavisi için birçok farklı işlem yapılmaktadır:

Sarılık hastalığına yakalananlara sarı elbise

giydirilmekte, uyuduğu zaman üzerine sarı bir

sey (tülbent) atılmaktadır. Veya renginden dolayı

kehribar taşı, bir ipe bağlanmakta ve hastanın

boynuna geçirilmektedir, kehribar tası olmadığı

zaman sarı boncuklar, hatta altın da takılmaktadır.

Bu sekilde hastalığın geçeceğine inanılır. Baska

bir yöntem de içine altın konmuş suyun içirilmesidir.

Yedi yıl kullanılmamıs yeşil sabunla banyo yapmanın

da faydalı olacağına inanılır. Sarılık hastalığının

tedavisi için, Diyarbakır’da Urfa Kapı’da

bulunan Sarı Saltık Türbesi’ne de gidilmektedir.

Baska bir tedavi şekli de balığa bakmaktır. Buna

göre akvaryumun veya kavanozun içine bırakılan

Japon balığına (sarıya yakın olduğu için) uzun

süre bakılır. Balık türünün fark etmediği de söylenir.

Her iki inanca göre de balık hastadan, hastalığı

alır ve ölür.

Başka bir inanca göre sarılık olan kimse, bir

şeyhin yanına gitmelidir. Her şeyhin kullandığı

kendine has bir yöntemi vardır. Kimi iki kaşın

veya kulağın arkasını jiletle çizer. Buna “zerıkê

bırin” (sarılığı kesme) denir. Sarılığın korkudan

ortaya çıktığına inanıldığı için bazı şeyhler, yine

korku ile hastayı tedavi etmek için önce hastayı

konuşturur, ilgili ilgisiz sorular sorar, hastanın

dikkatini bu şekilde dağıttıktan sonra, hastanın

hiç beklemediği bir anda korkutma amacıyla

hastayı tokatlar.

Tedavi için Diyarbakır’ın Hani ilçesinde bulunan

ve çok soğuk olan, Arkenis Suyu’na girenler de

bulunmaktadır. Bu suya üç Çarsamba girilmesi

gerektiğine inanılır. Arkenis suyunun çok soğuk

olması ve bu yönüyle hastaya sok etkisi yapmasının

hastanın sifa bulmasına yardım ettiğine inanılır.